Yargıtay Kararı 7. Ceza Dairesi 2020/573 E. 2023/4148 K. 02.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/573
KARAR NO : 2023/4148
KARAR TARİHİ : 02.05.2023

B O Z M A Ü Z E R İ N E

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’na muhalefet
HÜKÜM : Mahkûmiyet, eşya müsaderesi, nakil aracının iadesi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Düzelterek Onama

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Hatay 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 04.05.2011 tarihli ve 2011/173 Esas, 2011/317 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kaçakçılık suçundan 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca sanığın atılı suçu işlediği sabit olmadığından beraatine, suça konu eşyaların ve nakil aracının iadesine karar verilmiştir.

2.Anılan kararın katılan vekili temyizi üzerine Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 10.03.2014 tarihli ve 2013/8819 Esas, 2014/3847 Karar sayılı kararıyla; “…Sanığın mahkumiyeti yerine beraatine karar verilmesi…” nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.

3.Hatay 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 08.12.2014 tarihli ve 2014/539 Esas, 2014/1318 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kaçakçılık suçundan 5271 sayılı Kanunu’nun 231 inci maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş, itiraz edilmeyerek 19.01.2015 tarihinde kesinleştirilmiştir. Sanığın 5 yıllık denetim süresi içinde 03.02.2017 tarihinde işlediği yaralama suçundan Altınözü Asliye Ceza Mahkemesinin 12.12.2017 tarihli ve 2017/191 Esas, 2017/500 Karar sayılı kararı ile mahkûmiyet hükmü verilerek 12.12.2017 tarihinde kesinleştirilerek ihbarda bulunulması üzerine yeniden Hatay 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/6 Esasına kayıt edilerek duruşma açılmıştır.
4.Hatay 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 19.06.2018 tarihli ve 2018/6 Esas, 2018/542 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kaçakçılık suçundan hükmün açıklanması ile 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’nun (5607 sayılı Kanun) 3 üncü maddesinin beşinci fıkrası ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 62 nci, 52 nci, 53 üncü ve 54 üncü maddeleri uyarınca 5 … hapis cezası ve 80,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, suça konu eşyanın müsaderesine ve suçta kullanılan nakil aracının iadesine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan … İdaresi vekilinin temyiz isteği; sanığa üst sınırdan ayrılmadan hüküm kurulmasına, nakil aracının müsaderesine yer olmadığına ve re’sen nedenler ile hükmün bozulması talebine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1.Olay tarihinde Hatay 2. Sulh Ceza Mahkemesinin arama kararı uyarınca sanığın sevk ve idaresindeki araçta yapılan aramada 23 adet kaçak araba kapısı ele geçirilmiştir.

2.Sanık suça konu eşyayı Hacıpaşa beldesinde tanımadığı bir şahıstan para karşılığı aldığını, olay günü sanayiye satmak için götürürken yolda yakalandığını savunmuştur

3.Dosyada mevcut 16.03.2011 havale tarihli bilirkişi raporuna göre; suça konu eşyanın tamamının ambalajsız ve kullanılmış olduğu tespit edilmiştir.

4.Kaçak eşyaya mahsus tespit varakası dosyada bulunmaktadır.

5…. adına kayıtlı 31 ZC 356 plakalı nakil aracının 2003 model, Peugeot marka kapalı kasa kamyonet olduğu, 01.02.2011 tarihinde siciline şerh konulduğu anlaşılmaktadır, dosyada mevcut bilirkişi raporuna göre; suça konu eşyanın nakil aracının miktar ve hacim olarak ağırlıklı bölümünü oluşturduğunu, aracın piyasa değerinin 10.000,00 TL olduğunu bildirmiştir.

6.Malen sorumlu; sanığın arkadaşı olduğunu, olay günü mobilya eşyası olduğunu söyleyerek aracı emaneten aldığını, kaçak eşya taşıdığından haberinin bulunmadığını beyan etmiştir.

V.GEREKÇE
Sanığın sevk ve idaresindeki araçta Hatay 2. Sulh Ceza Mahkemesi’nin arama kararı uyarınca yapılan aramada suça konu 23 adet gümrük kaçağı araç kapısının ele geçirilmesi şeklinde gerçekleşen olayda; sanığın satmak için aldığını savunması, bilirkişi raporu içeriğine ve tüm dosya kapsamına göre sanığın eyleminin sabit olduğu belirlenmekle, katılan vekilinin diğer temyiz sebeplerinin reddine karar verilmiştir.

Ancak;
1.Dava konusu eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katının ödenmesi hâlinde; soruşturma evresinde etkin pişmanlık konusunda ihtarat yapılmamış ise verilecek cezada 1/2 oranında, yapılmış ise 1/3 oranında indirim yapılacağı belirtilerek 7242 sayılı Kanun’un 62 nci maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun’un 5 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca etkin pişmanlık ihtaratında bulunulması gerektiği de göz önünde bulundurulmak suretiyle;
10.12.2022 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanıp, aynı gün yürürlüğe giren 7423 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi ile 5607 sayılı Kanun’un 3 üncü maddesinin yirmiikinci fıkrası “yirmiüçüncü” fıkrası olarak değiştirildiği gözetilerek; hükümden sonra 15.04.2020 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 61 inci maddesi ile 5607 sayılı Kanun’un 3 üncü maddesinin yirmiikinci fıkrasına eklenen “Eşyanın değerinin hafif olması hâlinde verilecek cezalar yarısına kadar, pek hafif olması hâlinde ise üçte birine kadar indirilir.” şeklindeki düzenlemenin sanık lehine hükümler içermesi yine aynı Kanun’un 62 nci maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun’un 5 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca kovuşturma aşamasında etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale geldiği ve anılan madde uyarınca suça konu kaçak eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katı tutarından sanığın ödediği kamu zararının düşülerek kalan miktarın hüküm verilinceye kadar … Hazinesine ödenmesi hâlinde verilecek cezada indirim uygulanacağının hüküm altına alındığı gözetilerek, 5237 sayılı Kanun’un 7 nci maddesi ve 7242 sayılı Kanun’un 63 üncü maddesi ile 5607 sayılı Kanun’a eklenen geçici 12 nci maddenin ikinci fıkrası gereği ilgili hükümlerin yasal koşullarının oluşup oluşmadığının saptanması ve sonucuna göre uygulama yapma görevinin de yerel mahkemeye ait bulunması zorunluluğu bozmayı gerektirmiş,

2.Suç tarihinde yürürlükte bulunan 6545 sayılı Kanun ile değiştirilmeden önceki 5607 sayılı Kanun’un 3 üncü maddesinin beşinci fıkrasında düzenlenen suçun üst sınırının iki yıl olduğu gözetilerek;
17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 24 üncü maddesi ile yeniden düzenlenen 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinin birinci fıkrasına göre, “Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adlî para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.” şeklindeki hükme, 7188 sayılı Kanun’un 31 inci maddesinde yer alan geçici 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi ile “01.01.2020 tarihi itibarıyla kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz.” şeklinde sınırlama getirilmiş ise de, Anayasa Mahkemesinin, 19.08.2020 tarih ve 31218 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan, 25.06.2020 tarihli, 2020/16 Esas ve 2020/33 Karar sayılı iptal kararı ile “…kovuşturma evresine geçilmiş…” ibaresine ilişkin esas incelemenin aynı bentte yer alan “…basit yargılama usulü…” yönünden Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verildiği, böylece “kovuşturma evresine geçilmiş basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden iptal kararı” verildiği anlaşılmakla; her ne kadar Anayasa Mahkemesi kararları geriye … ise de, 5271 sayılı Kanun’da yapılan değişikliklerin derhal uygulanması ilkesi geçerli olmakla birlikte,

iptal kararının sonuçları itibariyle maddi ceza hukukuna ilişkin olduğu, zira 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinin üçüncü fıkrasında “Basit yargılama usulü uygulanan dosyalarda sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir” şeklindeki düzenleme gereği maddi ceza hukuku anlamında sanık lehine sonuç doğurmaya elverişli olduğundan 5237 sayılı Kanun’un 7 nci ve 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddeleri uyarınca sanığın eyleminin “Basit Yargılama Usulü” yönünden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması bozmayı gerektirmiş,

3.Suça konu eşyanın müsaderesi ile birlikte tasfiyesine de karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Hatay 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 19.06.2018 tarihli ve 2018/6 Esas, 2018/542 Karar sayılı kararına yönelik katılan vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

02.05.2023 tarihinde karar verildi.