Yargıtay Kararı 7. Ceza Dairesi 2020/927 E. 2020/11048 K. 06.07.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/927
KARAR NO : 2020/11048
KARAR TARİHİ : 06.07.2020

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : 5411 sayılı Kanuna muhalefet
HÜKÜM : Kamu davasının düşürülmesi

Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
Müşteki Türkiye Halk Bankası vekili ile BDDK vekilinin temyiz istemlerinin sanıklar …, …, … ve … hakkında banka zimmeti suçundan kurulan hükme ilişkin olduğu kabul edilerek yapılan incelemede;
Dairemizin 02.07.2018 tarih ve 2017/12322 Esas, 2018/8003 Karar sayılı ilamı ile “…Soruşturmanın dolandırıcılık suçundan banka çalışanı olmayan sanık … dışındaki üç sanık hakkında şikayet üzerine Cumhuriyet Savcılığınca yapılarak dolandırıcılık suçundan dava açıldığı, zimmet suçundan gerek banka gerekse kurum tarafından yazılı başvuruda bulunulmadığı, katılma dilekçesinde banka vekilinin bu hususta yetkisinin bulunmadığı, bu suretle gerek soruşturma gerekse kovuşturma aşamasında muhakeme şartı niteliğindeki” Yazılı Başvuru” şartının gerçekleşmediği anlaşılmakla; İlgili Banka ve Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun davadan haberdar edilmesi, başvurunun gerçekleşmesi halinde yargılamaya devam edilerek hüküm tesisi, aksi halde muhakeme şartının gerçekleşmemesi nedeniyle düşme kararı verilmesi gerektiği gözetilmeksizin davaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulması,” gerektiğinden bahisle yerel mahkemece banka zimmeti suçundan verilen mahkumiyet kararının bozulduğu, bozma sonrası yapılan yargılama sırasında, Halk Bankası’nın 03.10.2018 tarihli yazısı ile 5411 sayılı Yasanın 162. maddesine göre davaya katılma talebinde bulunduklarını belirtmesine rağmen anılan bankanın 27.12.2018 tarihli dilekçesinde sanıklar hakkında sadece 5237 sayılı TCK’nun 158/1-j maddesinde düzenlenen “Banka ve Kredi Kurumlarınca Tahsis Edilmesi Gereken Krediyi Sağlamak Amacıyla Dolandırıcılık” suçundan katılma talebinde bulunduklarını bildirdiği, müşteki BDDK vekilinin ise Halk Bankasının 03.10.2018 tarihli banka zimmeti suçundan davaya katılma isteklerinin olduğuna dair yazısına istinaden
muhakeme şartının yerine getirildiği düşüncesiyle ayrı bir başvuru yapmayacaklarına ilişkin 19.10.2018 tarihli dilekçeyi sunduğu cihetle,
Dosya kapsamına göre, banka görevlisi sanık …’nün iştirakiyle diğer sanıklara usulsüz kredi kullandırılması suretiyle bankanın zarara uğratıldığı iddiasının bulunduğu, eylemin sübutu halinde suç tarihinde yürürlükte bulunan 5411 sayılı Bankacılık Kanunu kapsamında zimmet suçunu teşkil edebileceği, Dairemizin 02.07.2018 tarih ve 2017/12322 Esas, 2018/8003 Karar sayılı bozma ilamında da açıkça belirtildiği üzere 5411 sayılı Yasanın 162. maddesi uyarınca, bu suçla ilgili soruşturma ve kovuşturma yapılmasının ilgili banka veya Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumunun yazılı başvuru şartına bağlı olup bu hususun muhakeme şartı olduğu gözetilerek, mahkemece zimmet suçundan katılan banka ile kurum tarafından yazılı başvuruda bulunulmadığı gerekçesiyle sanıklar hakkındaki davanın düşürülmesine karar verilmiş ise de, BDDK’nun 19.10.2018 tarihli dilekçesi ile 10.05.2019 tarihli temyiz dilekçesi içeriği ve ekindeki Denetim Daire Başkanlığı’nın 17.07.2019 tarihli raporu da dikkate alınarak; Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun ilgili bankanın başvuruda bulunmadığı belirtilmek suretiyle davadan haberdar edilmesi, başvurunun gerçekleşmesi halinde yargılamaya devam edilerek hüküm tesisi, aksi halde muhakeme şartının gerçekleşmemesi nedeniyle düşme kararı verilmesi gerektiği gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulması,
Yasaya aykırı, Türkiye Halk Bankası vekili ile BDDK vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 06.07.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.