YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/18166
KARAR NO : 2023/4314
KARAR TARİHİ : 04.04.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Fikri ve Sınaî Haklar Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/801 E, 2016/320 K.
SUÇ :556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’ye muhalefet
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
… 1. Fikri ve Sınaî Haklar Ceza Mahkemesi, 31.05.2016 tarihli ve 2015/801 Esas, 2016/320 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında marka hakkına tecavüz suçundan (mülga) 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 61/A maddesinin birinci fıkrası ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 43 üncü maddesinin ikinci fıkrası ile 54 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca 1 yıl
15 gün hapis ve 100,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına ve suça konu eşyaların müsaderesine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz sebepleri; suça konu parfümlerle bir ilgisi olmadığına ve re’sen gözetilecek sebeplerle hükmün bozulması talebine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1.Asayiş Büro Amirliğine bağlı kolluk görevlilerince, 19.09.2015 tarihi, saat 17:00 sıralarında sanık …’ın sürücülüğünü yaptığı 34 .. ..55 plakalı kapalı kasa kamyonet, durumundan şüphelenilerek durdurulmuştur.
2.19.09.2015 tarihli yakalama ve el koyma tutanağına göre; kamyonetin içinde ne olduğu sorulduğunda, sanık … ile hakkında ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilen …’ın çelişkili beyanlarda bulundukları, kamyonetin kasasına bakıldığında, çuvallar içerisinde ağızları kapalı ve bantlı olan çok sayıda kolinin olduğu, sanık … ve …’ın polis memurlarına bu kolilerin içerisinde markalı, bandrolsüz, sahte ve kaçak parfümlerin olduğunu ve bunlara ait fatura ve irsaliyelerin bulunmadığını beyan etmeleri üzerine kamyonetin detaylı arama için Yenibosna Polis Merkez Amirliğine götürüldüğü anlaşılmıştır.
3.Bu şekilde herhangi bir arama ve el koyma kararı olmaksızın yapılan tespit ve sayımlarda toplam 1861 adet parfüm ele geçirilmiştir.
4.Tahkikat devam ederken hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karar verilen diğer sanık …’ kolluk görevlilerinin yanına gelerek suça konu parfümlerin kendisine ait olduğunu beyan etmiştir.
5.Bu aşamalardan sonra nöbetçi Cumhuriyet savcısının telefon ile aranarak talimatlarının sorulduğu ve alınan talimatlar doğrultusunda soruşturmanın yürütüldüğü, … 1. Sulh Ceza Hâkimliğinin 20.09.2015 tarihli ve 2015/4780 Değişik İş sayılı kararı ile ele geçen 1861 adet parfümle ilgili el koyma işleminin 5271 sayılı Kanun’un 127 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca onanmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
6.Ele geçirilen parfümler üzerinde taklit olarak kullanılan markalar yönünden marka hakkı sahibi firmalar adına vekilleri 28.09.2015, 29.09.2015 ve 14.10.2015 tarihli şikâyet dilekçeleri ile sanıklar hakkında şikâyetçi olmuşlardır. Şikâyetçilerden … ve Gianni Versace S.P.A. firmalarının yetkilileri tarafından … irtibat bürosu yetkilisi …’e verilen asıl vekâletnamelerin içeriğinde “Bir gümrük davasını ya da diğer davaları takip etme anlaşması vaka bazında mektup, telefaks veya e-posta iletişimi ile yapılacaktır.” şeklindeki kısıtlamaların bulunduğu anlaşılmıştır.
7.Dosyada mevcut 13.02.2016 tarihli bilirkişi raporunda; suça konu parfümler üzerinde kullanılan işaretlerin, katılan 8 farklı firma adına tescilli markalar ile iktibas oluşturacak şekilde taklit edildiğine ve parfümlerin orijinal olmadığına dair görüş bildirilmiştir.
8.Sanık savunmalarında; nakliye işi yaptığını, suça konu ürünleri …’a götürmek üzere zenci bir vatandaş ile 100,00 TL karşılığında anlaştıklarını ve birlikte kamyonete yüklediklerini, ele geçen parfümlerle bir ilgisi bulunmadığını, taklit olduklarını bilmediğini beyan etmiştir.
IV. GEREKÇE
“Olay ve Olgular” başlığı altında ayrıntılarıyla anlatıldığı üzere 34 .. ..55 plakalı kamyonette yapılan arama işleminin hukuka aykırı olduğu kabul edilse dahi; kolluk görevlileri tarafından yapılan sayım ve tespitin bizzat sanığın huzurunda yapılması ve sanığın 19.09.2015 tarihli yakalama ve el koyma tutanağını herhangi bir itirazı olmaksızın imzalaması, sanığın tüm aşamalardaki beyanlarında miktar itibarıyla fazla olan parfümlerin zilyetliğinin kendisine ait olduğunu ikrar etmesi ve ele geçirilen bu parfümleri …’a götüreceği yönündeki ifadesi karşısında arama işleminin hukuka aykırı olduğu aşikar ise de sanığın tevil … ikrarı karşısında dosya bir bütün olarak değerlendirildiğinde; Mahkemenin kabul ve taktirinde bir isabetsizlik olmadığından, sanığın suçun sübutuna yönelik temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1.Hükümden sonra, 02.12.2016 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 34 üncü maddesiyle 5271 sayılı Kanun’un 253 üncü maddesinde değişiklik yapılarak madde içeriğinden “etkin pişmanlık hükümlerine yer verilen suçlar ile” ibaresinin çıkarılması nedeniyle özel bir etkin pişmanlık hükmü olan 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 61 inci maddesinin yedinci fıkrasının; aynı Kanun Hükmünde Kararnamenin 61/A maddesinde düzenlenen satışa arz etme veya satma suçu yönünden de uzlaştırma kurumunun uygulanmasına engel teşkil etmemesi, uzlaştırmanın soruşturma ve kovuşturmalarda mutlaka öncelikle uygulanması zorunlu bir maddi ceza hukuku ve ceza muhakemesi hukuku kurumu olması karşısında, sanık hakkında 6763 sayılı Kanun’un 34 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 253 üncü ve 254 üncü maddelerinin uygulanmasında zorunluluk bulunması nedeniyle sanık hakkında verilen hükmün bozulması gerekmiştir.
2.”Olay ve olgular” başlığı altında (6) numaralı bentte anlatılan şekilde … ve Gianni Versace S.P.A. firmalarının yetkilileri tarafından verilen asıl vekâletnamelerin içeriğinde kısıtlamaların bulunması karşısında, … ve Gianni Versace S.P.A. vekilinden iş bu dava dosyasında şikâyet hakkının kullanılması amacıyla marka hakkı sahibi firmaların yetkilileri tarafından kendilerine verilmiş izin içeren mektup, telefaks veya elektronik posta iletisinin tercüme edilmiş asıllarının veya onaylı örneklerinin bulunup bulunmadığı hususları sorulup, sonucuna göre … ve Gianni Versace S.P.A. firmalarının davaya katılma hakkı bulunup bulunmadığı ve lehlerine vekâlet ücretine hükmedilip hükmedilmeyeceği hususlarının tespit edilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
3.Tek bir vekil ile temsil edilen katılan firmalar lehine tek bir vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken, her bir katılan firma yönünden ayrı ayrı vekâlet ücretine hükmolunması, hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle … 1. Fikri ve Sınaî Haklar Ceza Mahkemesi, 31.05.2016 tarihli ve 2015/801 Esas, 2016/320 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy çokluğuyla BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
04.04.2023 tarihinde karar verildi.
KARŞI OY
HUKUKİ SÜREÇ; Suç tarihinde saat 17.00 sıralarında Asayiş Büro Amirliğine bağlı ekiplerin Milli Egemenlik parkı civarında yaptıkları çalışmalar sırasında durumundan şüphelenilen şoförlüğünü sanık …’ın yaptığı kapalı kasa Ford kamyonet durdurulduğunda, sanığa kamyonette ne olduğu sorulup, çelişkili beyanlarda bulunulması üzerine, kamyonet kasasına bakıldığında, çuvallar içerisinde ağızları kapalı ve bantlı olan çok sayıda kolinin bulunduğu, polislerin kolide ne olduğunu sormaları üzerine, sanığın markalı, bandrolsüz, sahte ve kaçak parfümlerin olduğunu, fatura ve irsaliyelerinin bulunmadığını beyan etmeleri üzerine detaylı arama için Yenibosna Polis Merkez Amirliğine götürüldüğü anlaşılmıştır.
Bu şekilde, başlangıçta herhangi bir arama ve el koyma kararı olmaksızın toplam 1861 adet parfüm usulsüz olarak ele geçirilmiş, hatta soruşturma devamı sırasında da … isimli şahıs gelerek parfümlerin sahibi olduğunu beyan etmesi karşısında, sanıklar hakkında 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’ye muhalefet ettiği iddiasıyla hakkında kamu davası açılmıştır.
Mahkemece yapılan yargılama sonrasında eylemin sübutuna yönelik yapılan delil değerlendirmesi ile mahkûmiyeti ilişkin karar verilmiş, sanık tarafından temyiz istemi üzerine dosya heyetimizce temyiz incelemesine tabi tutulmuştur.
Her ne kadar heyetimizin sayın çoğunluk görüşü sanığın yakalama ve el koyma tutanağına bir itirazının olmaması, miktar itibarıyla fazla miktarda olan parfümlerin zilyetliğinin kendisine ait olduğunu ikrar ile … iline götüreceğine yönelik savunması karşısında, bu deliller ile sanığın sübutu neticesine varılabileceğini, tek başına arama kararının usulsüz olmasının neticeye bir etkisinin olmayacağını belirtmiş iseler de, başlangıçta usulsüz olarak yapılan arama işleminden sonra yapılan bu kabulün neticeye yeterli olamayacağı kanaati ile sayın çoğunluğun bu yöndeki görüşlerine katılmıyorum.
ZİRA; Kişilerin suç eşyası elde edilmek üzere üstünün ve eşyalarının aranabilmesi için CMK’nın 119 uncu maddesi gereğince hakim kararı, Cumhuriyet savcısının yazılı veya sözlü talimatı ya da kolluk amirinin yazılı emir vermesi zorunludur.
Evet, görevli polis memurlarının sanıktan sırf şüphe duyması CMK’nın 116 ncı maddesi kapsamında makul şüphe olarak değerlendirilebilir. Ancak; kolluk görevlilerinin kendiliğinden arama yapabilecekleri, aramaya karar verebilecekleri bir durumu ifade etmez. CMK’nın 119 uncu maddesi gereklerine uymadan arama yapılması nedeniyle deliller usulsüz elde edildiğinden, daha sonraki
(sanığın o an içinde bulunduğu durum itibarıyla) sırf parfümlerin zilyetliğini ikrara yönelik beyanı, sübuta dayanak yapılmamalıdır.
Bu nedenle heyetimizin sayın çoğunluğunun suçun sübutuna yönelik kabulüne karşın, “hukuka aykırı arama sonucu ele geçen eşyanın yasak delil niteliğinde olduğundan mahkûmiyet hükmüne dayanak teşkil edemeyeceği, görüşü ile sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerektiği kanaati ile sayın çoğunluk görüşüne muhalifim.