YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/18303
KARAR NO : 2023/6271
KARAR TARİHİ : 15.06.2023
MAHKEMESİ :Fikri ve Sınaî Haklar Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/58 E., 2016/218 K.
SUÇ : 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’ye muhalefet
HÜKÜMLER : Beraat
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.İstanbul (Kapatılan) 4. Fikri ve Sınaî Haklar Ceza Mahkemesinin, 03.05.2016 tarihli ve 2015/58 Esas, 2016/218 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında marka hakkına tecavüz suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir.
2.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 14.03.2021 tarihli ve 19-2016/307821 sayılı, onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan vekilinin temyiz sebepleri; … markası tanınmış bir marka olmasa da, bu markanın tescilli bir marka olduğuna, aynı sektörde ticari faaliyet gösteren sanığın markayı bilebilecek durumda olduğuna ve sanık yönünden marka hakkına tecavüz suçunun oluştuğuna ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1.Katılan vekili 25.07.2014 tarihli şikâyet dilekçesi ile … markasının tescilli sahibi olduklarını, bu markayı kullanarak ayakkabıcılık sektöründe faaliyet gösterdiklerini, sanığın ise Levent Kundura isimli iş yerindeki tabela, cam vitrin ve sair eşyalarda … markasını kullanarak hak sahibi oldukları tescilli markaya tecavüz ettiğini belirterek arama ve el koyma talebi ile şikâyetçi olmuştur.
2.Şikâyet dilekçesi ekine sanığın iş yerinin uzaktan çekilmiş fotoğrafını delil olarak sunmuştur.
3.Sanığa ait iş yerinde arama ve el koyma güvenlik tedbirleri uygulanmaksızın sanığın ifadesine başvurulduğu ve 17.10.2014 tarihli savcılık ifadesinde sanığın, … Ayakkabı adlı iş yerini dört yıl önce açtığını, … isminin tescilli bir marka olduğunu bilmediğini, suç kastı bulunmadığını beyan ettiği anlaşılmıştır.
4.Dosyada mevcut 27.03.2016 tarihli bilirkişi raporunda; katılan adına tescilli marka ile sanığın iş yeri tabelasındaki kullanımının mukayese edildiği ve logoların karıştırılmayacak kadar farklı kompozisyonlar içinde kullanıldığı, katılanın markası üzerinde bulunan kadın figürünün ve renkli zeminin sanık tarafından kullanılan tabelada yer almadığı, … ibaresinin tek başına zayıf marka olduğu ve tanınmış bir marka da olmadığı, bu haliyle katılanın bu ismin kullanılmasını engelleyemeyeceği ve iltibas unsurunun gerçekleşmediği yönünde görüş bildirilmiştir.
IV. GEREKÇE
Gerekçeli karar başlığında suç tarihinin 25.07.2014 yerine 11.08.2014 olarak yazılması mahallinde düzeltilmesi mümkün yazım hatası olarak kabul edilmiştir.
1.Sanık hakkında kurulan hükme yönelik temyiz sebeplerinin incelenmesinde; sanığın aşamalarda değişmeyen savunmaları, 27.03.2016 tarihli bilirkişi raporunda yer alan tespitler, sanığın iş yerine ait fotoğraf, katılan firma adına tescilli … markasına ait marka tescil belgesi, katılan vekili tarafından dosyaya 01.10.2015 havale tarihli dilekçe ekinde ibraz edilen belgeler ve tüm dosya kapsamına göre, sanığın marka hakkına tecavüz etme kastı ile hareket ettiğinin tam olarak belirlenememesi karşısında, sanık hakkında verilen beraat kararında hukuka aykırılık görülmemiştir.
2.Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, katılanın yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul (Kapatılan) 4. Fikri ve Sınaî Haklar Ceza
Mahkemesinin, 03.05.2016 tarihli ve 2015/58 Esas, 2016/218 Karar sayılı kararında katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
15.06.2023 tarihinde karar verildi.w