Yargıtay Kararı 7. Ceza Dairesi 2021/20641 E. 2022/18014 K. 08.12.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/20641
KARAR NO : 2022/18014
KARAR TARİHİ : 08.12.2022

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : 5607 sayılı Yasaya muhalefet
HÜKÜM : Hükümlülük, nakil aracının müsaderesine yer olmadığına

Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
I) Katılan … İdaresi vekilinin münhasıran suça konu nakil aracına yönelik temyiz talebinin incelenmesinde;
Adana 1. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 01.10.2014 tarih, 2014/91 Esas, 2014/1145 Karar sayılı ilamında aynı eylemle ilgili olarak suça konu nakil aracı hakkında karar verilmiş olması nedeniyle Mahkemece araç hakkında bu hususta yeniden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş olduğu nazara alınarak, temyiz incelemesine konu bir kararın mevcut olmadığının anlaşılması karşısında, temyiz incelemesi yapılmaksızın mahalline iadesi için dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na TEVDİİNE,
II) Sanık müdafiinin temyiz talebinin incelenmesinde;
Adli sicil kaydına göre mükerir olan sanık hakkında TCK’nun 58. maddesinin uygulanmaması aleyhte temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
1-Suç tarihi ve ele geçen eşyanın niteliğine göre sanığın eyleminin 11/04/2013 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6455 sayılı Yasa ile değişik 5607 sayılı Yasanın 3/18. maddesi kapsamında kaldığı, ancak suç tarihinden sonra ise 28/06/2014 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Yasa ile değişik 5607 sayılı Yasanın 3/18-son cümle delaletiyle anılan Yasanın 3/5, 3/10. madde ve fıkraları kapsamında bulunduğu;
Hükümden sonra 15.04.2020 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Yasanın 61. maddesi ile 5607 sayılı Yasanın 3/22. maddesine eklenen “Eşyanın değerinin hafif olması halinde verilecek cezalar yarısına kadar, pek hafif olması halinde ise üçte birine kadar indirilir.” şeklindeki düzenlemenin sanık lehine hükümler içermesi, yine 7242 sayılı Yasanın 62. maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Yasanın 5/2. maddesine eklenen fıkra uyarınca kovuşturma aşamasında etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale geldiği ve anılan madde uyarınca suça konu kaçak eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katı tutarındaki miktarın hüküm verilinceye kadar Devlet Hazinesine ödenmesi halinde verilecek cezada indirim uygulanacağının hüküm altına alındığı gözetilerek,
Suç tarihinde yürürlükte olan 6455 sayılı Yasa ile değişik 5607 sayılı Yasa ile 6545 ve 7242 sayılı Yasalar ile değiştirilen 5607 sayılı Yasanın 3/18-son maddesinin yollamasıyla 3/5, 3/10, 3/22, 5/2. maddeleri somut olaya uygulanarak belirlenen sonuç cezalar karşılaştırılmak suretiyle sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri ile 5237 sayılı TCK’nun 7. maddesi ve 7242 sayılı

Yasanın 63. maddesi ile 5607 sayılı Yasaya eklenen geçici 12. maddenin 2. fıkrası gözetilerek sonucuna göre uygulama yapma görevinin de yerel mahkemeye ait bulunması zorunluluğu,
2-Dava dışı sanıklar … ve … hakkında dava konusu 06/11/2013 tarihli olaya ilişkin olarak Adana Cumhuriyet Başsavcılığınca 10/12/2013 tarih ve 2013/28587 Esas no’lu iddianame ile kamu davası açılıp, Adana 1. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 01/10/2014 tarih, 2014/91 Esas, 2014/1145 Karar sayılı ilamıyla sanıklar … ve … hakkında mahkumiyet kararı verildikten sonra Adana Cumhuriyet Başsavcılığınca temyize konu sanık … hakkında Denizli Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen ayrı bir soruşturmadaki iletişimin tespiti tedbiri kapsamında kayıt altına alınan konuşmalara dayanılarak sanıklar … ve …’ın eylemine iştirak ettiğinden bahisle toplu kaçakçılık suçundan ayrı bir dava açıldığı cihetle; sanıklar … ve … hakkındaki dava derdest ise dosyaların birleştirilmesi, kesinleşmiş ise dosyanın aslının veya onaylı bir örneğinin bu dosya arasına alınması suretiyle ulaşılan sonuca göre 5607 sayılı Yasanın 4/2. maddesinde düzenlenen toplu suç hükmünün yasal koşulları değerlendirilerek sanık …’nin hukuki durumunun tayin ve takdiri yerine eksik inceleme ile hüküm kurulması,
3-Dairemizce de kabul gören Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 08.04.2014 tarihli, 2013/7-591 Esas, 2014/171 Karar ve 16.05.2017 tarih, 2015/398 Esas ve 2017/272 Karar sayılı kararlarında ayrıntıları belirtildiği gibi; suçun işleniş biçimi, suçun işlenmesindeki özellikler, fiillerin işleniş yer ve zamanı, fiiller arasında geçen süre, korunan değer ve yarar, hareketin yöneldiği maddi konunun niteliği, olayların oluş ve gelişimi ile dış dünyaya yansıyan diğer tüm özellikler birlikte değerlendirilip, sanığın eylemlerini bir suç işleme kararının icrası kapsamında gerçekleştirip gerçekleştirmediği ve hakkında TCK’nun 43. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağı hususlarının tartışılarak belirlenmesi bakımından;
Temyiz incelenmesine konu bu dosyaya ilişkin suç tarihinin 06.11.2013, iddianame düzenleme tarihinin ise 26.01.2015 olduğu,
Yapılan UYAP sorgulamasında, Dairemizin 29/09/2022 tarihli 2022/2327 Esas – 2022/15016 Karar sayılı ilamı ile bozulmasına karar verilen Dinar Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2020/408 Esas, 2021/229 Karar sayılı dosyasında suç tarihinin 30.09.2013, iddianame düzenleme tarihinin ise 23.12.2014 olduğu,
Aynı gün incelenen Dairemizin 2022/10060 Esas sırasında kayıtlı olan Nazilli 1. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2020/447 Esas, 2021/602 Karar sayılı dosyasında suç tarihinin 08.01.2014, iddianame düzenleme tarihinin ise 02.06.2015 olduğu,
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2016/301446 Tebliğname numarası ile iade edilen Antalya 1. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2015/423 Esas, 2016/240 Karar sayılı dosyası halen derdest olup iade üzerine Antalya 1. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2021/465 esasına kaydedildiği, suç tarihinin 24.12.2013, iddianame düzenleme tarihinin ise 06.05.2015 olduğu,
Halen derdest olan ve Çardak Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2020/219 Esas sırasında kayıtlı dosyasında suç tarihinin 29.10.2013, iddianame düzenleme tarihinin ise 17.12.2014 olduğu,
Halen derdest olan ve Konya 1. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2013/895 Esas sırasında kayıtlı dosyasında suç tarihlerinin 25.09.2013, 02.11.2013, 22.11.2013, 29.11.2013, 04.10.2013, 08.10.2013, 15.11.2013, 29.11.2013 iddianame düzenleme tarihlerinin ise 25.12.2014, 22.12.2014, 11.12.2014, 27.01.2015, 27.01.2015 olduğu,
Bu dosyalardaki eylemlerin benzer suç vasfına yönelik olduğu gözetilerek suç tarihine ve işlenen suçun niteliğine göre adı geçen sanığın eylemlerinin TCK’nun 43. maddesi kapsamında zincirleme biçimde kaçakçılık suçunu oluşturup oluşturmadığının takdir ve değerlendirilmesi bakımından dosyaların incelenmesi, derdest ise dosyaların birleştirilmesi, kesinleşmiş ise dosyaların da aslının veya onaylı bir örneğinin bu dosya arasına alınması sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi,

4-Doğrudan verilen adli para cezasının bir gün karşılığının belirlenmesi sırasında TCK’nun 52/2. madde ve fıkrası yerine TCK’nun 50/1. maddesine atıf yapılmak suretiyle CMK’nun 232/6. maddesine muhalefet edilmesi,
5-24.11.2015 tarihli 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesi’nin 08.10.2015 tarih ve 2014/140 esas, 2015/85 sayılı iptal kararı ile 5237 sayılı TCK.nun 53. maddesinin bazı bölümlerinin iptal edilmesi nedeniyle, anılan maddenin yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Uzun süreli hapis cezası ertelenmeyen sanık hakkında 5237 sayılı TCK.nun 53. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, aynı maddenin 1. fıkrasının (c) bendinde yazılı sanığın kendi altsoyu üzerindeki velayet hakları ile vesayet veya kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan koşullu salıverilmesine, altsoyu dışında kalanlarla ilgili bu hak ve yetkilerden ise cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmemesi,
6-Suçtan doğrudan zarar görmeyen ve katılma hakkı bulunmayan Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu’nun davaya katılan olarak kabul edilip, lehine vekalet ücretine hükmolunması,
7-Gerekçeli karar başlığında suç tarihinin “06/11/2013” yerine “04/03/2014” şeklinde gösterilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 08/12/2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

(K.D)

KISMİ KARŞI DÜŞÜNCE

Sanık … hakkında, 5607 sayılı Yasaya aykırılık suçundan kurulan hükmün, sanık müdafii ve katılan … İdaresi vekili tarafından temyizi üzerine, sayın çoğunluğun mevcut bozma nedenlerinin yanı sıra ve öncelikle sanığın telefon görüşmelerine dayalı iletişim kayıtları ile cezalandırılması ve aşamalarda telefon numarasının kendine ait olmadığını, suça konu sigaraların yakalandığı …’la görüşme yapmadığını söylemesi nedeniyle dinleme kayıtları üzerinde ses analizi yapılarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayini gerekçesiyle de bozulmasına karar verilmesi gerekirken sadece ilamda yazılı gerekçelerle bozulmasına karar verilmesi yerinde değildir. Şöyle ki;
Sanık aşamalardaki savunmalarında özetle, suçlamayı kabul etmediğini, …’ın yakalandığı her olayda kendisinin isminin geçirildiğini, sigaraların yakalandığı araçta bulunmadığını, görüşmeleri kabul etmediğini söylemiştir.
06.11.2013 tarihli Olay Tutanağına göre, dosyada sanık olarak bulunmayan …’ın sürücü, …’ın ise yolcu olduğu otomobilde 445 karton gümrük kaçağı sigara ele geçirildiği anlaşılmaktadır.
Tüm bu anlatılanlar, sanığın telefon görüşmelerine dayalı iletişim kayıtları ile cezalandırılması, sanığın aşamalardaki savunmalarında, telefon numarasının kendine ait

olmadığını, suça konu sigaraların yakalandığı …’la görüşme yapmadığını söylemesi nedeniyle, iletişimin tespitine ilişkin CD kayıtları getirtilip, sanığın ses kayıtları alınarak birlikte bilirkişiye tevdi edilip dinleme kayıtları üzerinde ses analizi yaptırılarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayini gerekçesiyle de yerel mahkeme kararının bozulmasına karar verilmemesi yönündeki sayın çoğunluğun kararına katılmıyorum. 08.12.2022