YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/20726
KARAR NO : 2021/15263
KARAR TARİHİ : 11.11.2021
5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu’na muhalefet suçundan sanık …’ın, anılan Kanun’un 63/10, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 43/2 ve 52/2. maddeleri gereğince 2.400,00 Türk lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına dair … Asliye Ceza Mahkemesinin 18/06/2020 tarihli ve 2019/684 esas, 2020/311 sayılı kararının temyiz edilmeksizin 18/06/2020 tarihinde kesinleşmesini müteakip, 5271 sayılı Kanun’un geçici 5. maddesinin d bendinde yer alan “kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş” ibaresinin aynı bentte yer alan basit yargılama usulü yönünden Anayasa’ya aykırı olduğundan bahisle iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesinin 25/06/2020 tarihli ve 2020/16 esas, 2020/33 sayılı kararını takiben, söz konusu iptal kararı üzerine oluşan yeni duruma göre lehe olan hükümlerin uygulanmasına yönelik … Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan uyarlama talebinin, dosyanın taraflarının ayrıntılı ve açık beyanlarının değerlendirilerek hükme bağlanmış olması, dosyanın geldiği aşama, dosyanın sübutu açısından genel hükümler dairesinde yargılama yapılmasının gerekli ve zorunlu olduğunun taktir edilmesi ile basit yargılama usulünün uygulanamayacağı gerekçesiyle reddine dair … Asliye Ceza Mahkemesinin 28/09/2020 tarihli ve 2019/684 Esas, 2020/311 sayılı ek kararına karşı yapılan itirazın, Anayasa Mahkemesinin iptal kararı sonrası dosyanın basit yargılama usulü yönünden değerlendirme yapılması gerektiğinden bahisle kabulü ile anılan kararın kaldırılmasına ilişkin mercii … Ağır Ceza Mahkemesinin 13/10/2020 tarihli ve 2020/966 değişik iş sayılı kararı aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığından verilen 15.04.2021 tarihli kanun yararına bozma istemini içeren dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 21.06.2021 tarihli ve KYB. 2021-65635 sayılı ihbarnamesi ile daireye verilmekle okundu.
Mezkür ihbarnamede;
5271 sayılı Kanun’un 251. Maddesinde yer alan, “Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir” şeklindeki,
Geçici 5. maddesinde yer alan, “(1) Bu maddeyi ihdas eden Kanunla; …c) 250 nci maddede düzenlenen seri muhakeme usulü ile 251 ve 252 nci maddelerde düzenlenen basit yargılama usulüne ilişkin hükümler, 1/1/2020 tarihinden itibaren uygulanır. d) 1/1/2020 tarihi itibarıyla kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz” şeklindeki düzenlemeler ile,
Anayasa Mahkemesinin 25/06/2020 tarihli ve 2020/16 esas, 2020/33 sayılı kararı ile geçici 5. maddenin d bendinde yer alan “…kovuşturma evresine geçilmiş,…” ibaresinin aynı bentte yer alan “…basit yargılama usulü…” yönünden Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verildiği hususları birlikte değerlendirildiğinde,
Somut dosya kapsamında, sanığın mahkumiyetine konu suçun, 5271 sayılı Kanunu’nun 251. maddesi gereğince basit yargılama usulüne tabi olduğu, kararın 18/06/2020 tarihinde verildiği, Anayasa Mahkemesi’nin 25/06/2020 tarihli ve 2020/16 Esas, 2020/33 sayılı kararının 19/08/2020 tarihli ve 31218 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe girdiği, 1982 Anayasasının 153/5. maddesine göre, Anayasa Mahkemesi iptal kararlarının geriye yürümeyeceği, anılan kararın kovuşturma evresinin ise iptal kararı yürürlüğe girmeden sona erdiği ve mahkemesince karar verildiği anlaşılmakla, yürürlük tarihinden önce hükme bağlanmış veya kesinleşmiş kararlar hakkında yeniden uyarlama yargılaması yapılamayacağı gözetildiğinde, itirazın reddi yerine yazılı şekilde kabulüne karar verilmesinde isabet görülmemiş ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozmaya atfen ihbar olunmuş bulunmakla Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
5237 sayılı TCK’nun 43/1. maddesinin “…Bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi durumunda, bir cezaya hükmedilir. Ancak bu ceza, dörtte birinden dörtte üçüne kadar arttırılır. Bir suçun temel şekli ile daha ağır veya daha az cezayı gerektiren nitelikli şekilleri, aynı suç sayılır…” şeklinde olduğu, sanığın mağdura karşı, aynı gün, aynı işyerinde, üç farklı abonelik sözleşmesi tesis ettirmesi şeklindeki somut olayda, sözleşmelerin aynı gün içerisinde düzenlenmesi nedeniyle, eylemler arasındaki zaman aralıklarının, TCK’nun 43/1. maddesinde yer verilen, ” değişik zamanlarda” tanımının içerisinde değerlendirilemeyeceği cihetle, sanık hakkında tek bir suç ve ceza belirlenmesi yerine, zincirleme suç kabul edilerek, belirlenen temel ceza üzerinden TCK’nun 43/1. maddesi uyarınca artırım yapılmasına karar verilmesinin hatalı olduğu,
Hususunda da kanun yararına bozma isteminde bulunup bulunulmayacağının değerlendirilmesi için Adalet Bakanlığı’na gönderilmek üzere dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 11/11/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.