YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/20807
KARAR NO : 2023/4813
KARAR TARİHİ : 15.05.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : 1632 Sayılı Askerî Ceza Kanunu’na aykırılık
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Saruhanlı Asliye Ceza Mahkemesinin, 10.11.2015 tarihli ve 2015/682 Esas, 2015/863 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında yoklama kaçağı olmak suçundan 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin yedinci fıkrası uyarınca davanın reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
O yer Cumhuriyet savcısının temyiz isteği; hukuki kesintinin ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun
(5237 sayılı Kanun) 43 üncü maddesinin birinci fıkrasının uygulanıp uygulanamayacağının belirlenmesi bakımından mükerrer dosyaların birleştirilerek sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1.Askerlik yükümlüsü olan sanığın kanuni bir mazereti olmaksızın süresinde birlikte sevke tabi olduğu emsallerinin celp ve sevk tarihinin son gününe kadar askerlik işlemlerini yaptırmadığı gibi mazeretine ilişkin belgeyi de bağlı bulunduğu askerlik şubesine ibraz etmediği, sonrasında yakalanarak ele geçtiği maddi vakıa olarak belirlenmiştir.
2.Sanığın savunmasının alınması için yazılan talimat ve çıkarılan zorla getirme kararı ikmal edilemeyerek 5271 sayılı Kanun’un 193 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca sanığın savunmasının alınmasından vazgeçilmesine karar verilmiştir.
3.Saruhanlı Cumhuriyet Başsavcılığı’nın sanık hakkında “yoklama kaçağı olup 3 aydan sonra yakalanmak” suçuna ilişkin düzenlenmiş 29.06.2015 tarihli ve 2015/472 Esas sayılı iddianamesi dosya kapsamında mevcuttur.
4.Saruhanlı Kaymakamlığı İlçe Hukuk İşleri Şefliğinin 25.03.2015 tarihli ve 1438 Esas, 29 Karar sayılı idari yaptırım kararı, idari yaptırım kararının tebliğ edildiğine ilişkin tebligat parçası, muhtelif tarihli yakalama tutanakları, Şehzadeler Askerlik Şubesinin 01.07.2015 tarihli suç duyurusunu içeren yazısı, Şehzadeler Askerlik Şubesi Başkanlığının 15.06.2015 tarihli suç durusunun içeren yazısı ve ekleri, 2013 yılı yoklama işlemlerine ait TRT duyurusu ve dosya kapsamında bulunan diğer belgeler incelenerek değerlendirilmiştir.
IV. GEREKÇE
Yapılan bozma sebebi karşısında (1) numaralı bentte açıklanan hususlara işaret etmekle yetinilmiştir.
1.1632 sayılı Askerî Ceza Kanunu’nun (1632 sayılı Kanun) 63 üncü maddesinde düzenlenmiş olan suçların oluşabilmesi için, öncelikle suç tarihinde yürürlükte bulunan 1111 sayılı Askerlik Kanunu’nun (1111 sayılı Kanun) 89 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a), (b), (c), (d) veya (e) bentlerinde yer alan kabahatlerin herhangi birinden dolayı kesinleşmiş bir idari para cezası bulunması gerekmektedir. İdari para cezası kararında; 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun (5326 sayılı Kanun) “Kararların Tebliği” başlıklı 26 ncı maddesinin birinci fıkrasında belirtilen, “İdari yaptırım kararı, 11.02.1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre ilgili kişiye tebliğ edilir. Tebligat metninde bu karara karşı başvurulabilecek kanun yolu, mercii ve süresi açık bir şekilde belirtilir.” şeklindeki düzenleme karşısında verilen karara karşı başvurulacak kanun yolu ve süresinin açık bir şekilde belirtilmesi en azından tebliğ mazbatasında idari para cezasına ilişkin izlenecek usul ile ilgili bildirimin yapılması kanuni bir zorunluluktur. Yine yükümlüler hakkında düzenlenen idari para cezasına ilişkin kararlarının 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun (7201 sayılı Kanun) bilinen adrese tebligatı düzenleyen 10 uncu maddesine göre öncelikle muhatabın bilinen son adresine tebliğe çıkartılması, ancak bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligatın yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilerek tebligatın bu adrese yapılması gerekmektedir. Aksi takdirde kesinleşmiş bir idari para cezası kararının varlığından bahsedilemeyecektir.
Keza usulüne uygun olarak düzenlenen ve tebliğ edilen idari para cezalarının kesinleşmesinden önce, gerek yakalanmanın gerekse kendiliğinden ele geçmenin1632 sayılı Kanun’un 63 üncü maddesindeki sayılan suçlar bakımından kesintiyi gerçekleştirmeyeceği açıktır.
2.Mütemadi nitelikteki yoklama kaçağı olmak suçunun temadisinin, yükümlülerin kendiliğinden gelip resmi makamlara teslim olmasıyla, ya da resmi makamlarca yakalanarak ele geçirilmeleriyle son bulacağı cihetle; sanığın farklı tarihlerdeki GBT sorgulamalarında yoklama kaçağı olduğunun tespiti üzerine kanuni süre içerisinde en yakın askerlik şubesine başvurarak askerlik işlemlerini tamamlattırılmasının istenmesinin, bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda aynı suçun birden fazla işlenmesi olarak değerlendirilemeyeceği, temadiyi kesen her bir eylem sonucunda münferit bir suç oluşacağı, dolayısıyla 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesinin uygulanma imkanının bulunmadığı gözetildiğinde o yer Cumhuriyet savcısının bu yöndeki temyiz sebeplerine itibar edilmemiştir.
3.Her ne kadar sanık hakkında aynı eylemi nedeniyle devam eden yargılama bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de; 5271 sayılı Kanun’un 225 inci maddesinin birinci fıkrasına göre hükmün ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiilin ve failin hakkında verileceği cihetle; sanığın yargılama konusu eylemine ilişkin Saruhanlı Cumhuriyet Başsavcılığının 08.07.2015 tarihli ve 2015/1035 Esas sayılı iddianamesinde suç tarihi olarak Şehzadeler Askerlik Şubesinin suç duyurusunu içeren yazı tarihinin gösterildiği, Mahkemece mükerrer dava olarak kabul eden yargılamaya dayanak teşkil eden ve yine Saruhanlı Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından düzenlenmiş olan 29.06.2015 tarihli ve 2015/472 Esas sayılı iddianamesinde ise suç tarihi olarak Saruhanlı Kaymakamlığı İlçe Hukuk İşleri Şefliğinin 25.03.2015 tarihli ve 1438 Esas, 29 Karar sayılı idari yaptırım kararının tarihi olarak gösterildiği, her iki iddianamede de yakalanma tarihlerinin farklı olduğu, bu suretle mükerrer olarak kabul edilen sanığın yargılama konusu eylemlerine ilişkin suç başlangıç ve bitim tarihlerinin çelişkili kaldığı zira sanığa temadinin başladığı ve bittiği tarihlerin izah edilerek eylemlerine yönelik savunma yapmasına imkan sağlanması gerektiği, mütemadi suçlarda suçun başlama ve bitiş tarihlerinin maddi vakıanın özünü oluşturduğu hususları bir arada değerlendirildiğinde; gerektiği takdirde dosyaların birleştirilerek delillerin değerlendirilmesi sonucu sanığın hukuki durumun tayin ve takdir edilmesi gerekirken eksik inceleme ile savunması alınmadan yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi,
4.7188 sayılı Kanun ile değişik 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinin birinci fıkrası ile; sadece adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda “basit yargılama usulü”nün uygulanması mümkün hale getirilmiş, aynı Kanun’la 5271 sayılı Kanun’a eklenen geçici 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde ise; 01.01.2020 tarihi itibarıyla “…kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş…” dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulünün uygulanmayacağı düzenlenmiş ise de,
Anayasa Mahkemesinin 14.01.2021 tarihli ve 2020/81 Esas 2021/4 Karar sayılı ve 25.06.2020 tarihli, 2020/16 Esas, 2020/33 Karar sayılı kararları ile yukarıda anılan geçici 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan “…kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış…” ibarelerinin, aynı bentte yer alan “Basit yargılama usulü” yönünden Anayasa’nın 38 inci maddesine aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmesi karşısında, mahkemece sanık lehine sonuç doğurabilecek nitelikteki “basit yargılama usulünün” uygulanma şartları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
(3) numaralı sebep yönünden hukuka aykırı bulunmuş ve (4) numaralı sebep yönünden bozmayı gerektirmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Saruhanlı Asliye Ceza Mahkemesinin, 10.11.2015 tarihli ve 2015/682 Esas, 2015/863 Karar sayılı kararına yönelik o yer Cumhuriyet savcısının temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
15.05.2023 tarihinde karar verildi.