YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/23273
KARAR NO : 2023/270
KARAR TARİHİ : 11.01.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : 6831 sayılı Kanuna muhalefet
HÜKÜM : Hükümlülük, erteleme, kaçak yapıların müsaderesine
Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
Mahallinde yapılan keşif sonucu düzenlenen 11.03.2015 tarihli fen bilirkişisi raporunda suça konu yerin toplam 776,89 m2 olduğu, dava konusu alanın krokide (A,B) harfleri ile gösterildiği, A harfi ile gösterilen 450,63 m2 lik kısmın 1248 numaralı orman parseli içerisinde kaldığı, B harfi ile gösterilen 326,26 m2lik yerin ise tescil harici alanda kaldığının belirtilmesi, orman bilirkişisi tarafından 30.03.2015 tarihli düzenlenen raporda ise suça konu yerde orman kadastrosu yapılmadığının, işgal edilen alanın memleket haritası, amenajman planı ve hava fotoğraflarına göre orman sayılmayan yerlerden olduğunun tespiti, Ordu Valiliği Kadastro Müdürlüğü’nün 03.12.2014 tarihli yazısında suça konu yerde 766 sayılı Tapulama Kanununa göre tapulama çalışmaları yapıldığını belirtilmesi, bozma ilamı sonrası harita ve fen bilirkişileri tarafından düzenlenen 12.10.2020 tarihli raporda davaya konu alanın krokide A ile gösterilen kısmının 1248 nolu orman parselinde kaldığının, daha sonra yapılan kadastro çalışmaları ile 1660 ada 68 parsel olarak orman vasfıyla tescil edildiğinin, krokide B ile gösterilen kısmın ise tapulama harici alanda ve 2016 yılında yapılan orman kadastro çalışmalarına göre orman parseli içinde kaldığının, 1160 ada 68 parselinde ( eski 1248 parsel) 22.06.2020 tarihli işlem neticesinde 106 ada 2 parsel olarak orman vasfıyla tescillendiğinin ve harita ekinde krokide T1, K1, A2 ile gösterilen alanların 106 ada 2 nolu orman parseli içinde kaldığının tespiti, 06.11.2020 tarihli orman bilirkişisi raporunda da fen bilirkişisi raporunda T1, K1, A2 ile gösterilen alanların kadastro çalışmalarına göre 106 ada 2 nolu orman parseli içinde yer aldığının, memleket haritasında kısmen yeşil kısmen beyaz renkli alanda, amenajman planında orman toprağı rumuzlu bölgede, hava fotoğraflarında ise açıklık alanda kaldığının belirtilmesi karşısında, işgale konu alanın suç tarihi itibariyla orman sayılan yerlerden olup olmadığının net olarak tespiti bakımından, suç tarihinde işgale konu alanda kesinleşmiş orman kadastrosu veya 3402 sayılı Kanunun 4. maddesine göre yapılmış arazi kadastrosu bulunup bulunmadığı, kadastro var ise kesinleşme tarihinin araştırılması ve davaya konu alanın 6831 sayılı Kanuna göre orman sayılan yerlerden olup olmadığının orman, fen ve ziraat mühendislerinden oluşan üçlü bilirkişi heyeti vasıtasıyla belirlenmesi sureti ile sanığın hukuki durumunun tayini gerektiğinin gözetilmemesi,
Kabule göre de;
1- 6831 sayılı Kanun’un 93/2. maddesinin uygulama yeri bulunup bulunmadığının tesbiti yönünden 3402 sayılı Kanun’un 4. maddesine göre yapılmış arazi kadastrosu bulunup bulunmadığı sorulup bulunuyor ise hangi tarihte kesinleştiği de araştırılarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayini gerektiğinin gözetilmemesi,
2- 5237 sayılı TCK’nun 61. maddesi uyarınca alt ve üst sınırlar arasında temel ceza belirlenirken suçun işleniş biçimi, suçun işlenmesinde kullanılan araçlar, suçun işlendiği zaman ve yer, suçun konusunun önem ve değeri, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığı ve failin kast veya taksire dayalı kusurunun ağırlığı unsurlarının dikkate alınması gerekmekte olup, işgal edilen alanın genişliği ve niteliğine göre sanığın benzer olaylarla karşılaştırıldığında fiili ile orantılı olarak asgari hadden hakça oranda uzaklaşılarak ceza tayini gerekirken, hakkaniyet ölçüleri ile bağdaşmayacak biçimde teşdit uygulaması yapılarak fazla ceza tayini,
3- Anayasa Mahkemesi’nin 25/06/2020 tarihli, 2020/16 Esas ve 2020/33 Karar sayılı iptal kararı ile 17/10/2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanunun 24. maddesi ile yeniden düzenlenen ve 5271 sayılı CMK’nun 251/1. maddesinde hüküm altına alınan basit yargılama usulüne ilişkin aynı Yasanın geçici 5/1-d bendinde yer alan “…kovuşturma evresine geçilmiş…” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmesi, aynı şekilde 16.03.2021 tarihli, 31425 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesi’nin 14.01.2021 tarih ve 2020/81 E., 2021/4 K. sayılı kararı ile yargılama aşamasında olup, henüz kesinleşmiş hükümle sonuçlanmamış dosyalar yönünden, ceza miktarı üzerinde fail lehine etki doğuracağı, bu nedenle belirli bir tarih itibariyle hükme bağlanmış olan dosyalarda basit yargılama usulünün uygulanmamasının Anayasa’nın 38. maddesine aykırı olduğu gerekçesiyle 7188 sayılı Yasanın 31. maddesiyle eklenen Geçici 5. maddenin (d) bendinde yer alan “…hükme bağlanmış…” ibaresinin iptal edildiği de dikkate alınmak suretiyle, TCK’nun 7. ve CMK’nun 251. maddeleri uyarınca dosyanın “Basit Yargılama Usulü” yönünden yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
4- Hükmün 10 numaralı bendinde katılan lehine 4080 TL vekalet ücretine hükmedildiği halde hükmün 11 numaralı bendinden sonra yer verilen 9 numaralı bentte katılan idare lehine 1500 TL vekalet ücretine hükmedilerek hükümde çelişkiye neden olunması ,
Yasaya aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 1412 sayılı CMUK’nun 326/son maddesine göre sanığın kazanılmış hakkının saklı tutulmasına, 11/01/2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.