Yargıtay Kararı 7. Ceza Dairesi 2021/5509 E. 2021/12988 K. 19.10.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/5509
KARAR NO : 2021/12988
KARAR TARİHİ : 19.10.2021

MAHKEMESİ : …(Kapatılan) 3.Fikrî ve Sınaî Haklar Ceza Mahkemesi
SUÇ : 566 sayılı KHK’ya muhalefet
HÜKÜM : Hükümlülük, erteleme, müsadere

Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
Sanığın yokluğunda verilen kararın, savunmasında bildirdiği adresine tebliğe çıkartılıp iade gelmesi halinde mernis adresine tebliğ yapılması gerekirken, bildirdiği adrese doğrudan mernis şerhi ile tebligat çıkartılıp, 7201 sayılı Kanunun 21/2. maddesi uyarınca tebliğ yapılması karşısında yapılan tebligatın geçerli sayılamayacağı cihetle sanığın öğrenme üzerine süresinde hükmü temyiz ettiği kabul edilerek yapılan incelemede;
Suç ve karar tarihinde yürürlükte bulunan 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 61/A-1 maddesinde düzenlenen suçun soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete tabi olup, … Ltd. ile …. firmaları vekilinin şikâyeti üzerine, sanığa ait işyerinde yapılan aramada üzerlerinde katılan firmalar adına tescilli markaların bulunduğu taklit ürünlerin satışa arz edilmiş halde ele geçirildiği iddiası ile sanık hakkında marka hakkına tecavüz suçundan kamu davası açılmışsa da;
Marka hakkına tecavüz suçlarında şikâyet hakkı, münhasıran marka sahibine ait olup, tescilli markanın sahibi olan ve marka korumasından doğan hakları tecavüze uğrayan gerçek veya tüzel kişiler şikâyetçi olabilir.
Diğer bir ifade ile şikâyet hakkını kullanacak marka sahibi Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde tutulan marka sicilinde, adına markanın tescil edildiği gerçek veya tüzel kişidir.
Şikâyet hakkı şahsa sıkı sıkıya bağlı bir hak olduğundan bu hakkın başkaları tarafından kullanılması mümkün değildir.
Hak sahibi kişiler şikâyet tarihinde, şikâyette bulunma yetkisini veren vekâletname bulunmak koşulu ile avukatları vasıtasıyla da şikâyette bulunabilir. Davaya vekâlet konusu 6100 sayılı HMK’nin 71-83. maddelerinde düzenlenmiş olup, hem HMK’da hem de Türk Borçlar Kanununda vekâletnamelerin herhangi bir şekil şartına bağlı olmadığı kabul edilmiştir. Şikâyet hakkını kullanma konusunda asıl olanın vekâlet verenin iradesi olduğu yönündeki ilke ışığında somut olaya gelince;
Dosya içerisinde mevcut olan ve … Ltd. ile …. şirketlerinin yetkilileri tarafından … irtibat bürosu yetkilisi …’e verilen asıl vekaletnamelerin içeriğinde “Bir gümrük davasını ya da başka bir davayı takip etme anlaşması vaka bazında mektup, telefaks veya e-posta iletişimi ile yapılacaktır.” şeklindeki kısıtlamaların bulunması ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 01/03/2021 tarihli eksikliğin giderilmesi talepli yazısına rağmen, katılan firmalar vekilinin; sanık hakkında şikâyet hakkının kullanılması
amacıyla ve şikâyet tarihini kapsar şekilde marka sahibi firmaların yetkilileri tarafından kendilerine verilmiş izin içeren mektup, telefaks veya elektronik posta iletisi aslını veya tercümesinin onaylı örneklerini dosyaya ibraz edemediği, şikayet tarihinden sonra düzenlenen vekaletnamelerin de sonuca etki etmeyeceği anlaşıldığından, marka sahibi firmaların sanık hakkında şikayet tarihi itibarıyla hukuken geçerli bir şikâyetlerinin bulunmadığı gözetilmeden, davanın düşürülmesine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi,
Kanuna aykırı ve sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca isteme uygun olarak BOZULMASINA, bozmanın hükmü temyiz etmeyen sanık …’a CMUK’nun 325. maddesi gereğince sirayetine, 19/10/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.