Yargıtay Kararı 7. Ceza Dairesi 2021/5743 E. 2023/4190 K. 02.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/5743
KARAR NO : 2023/4190
KARAR TARİHİ : 02.05.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : 7201 sayılı Tebligat Kanunu’na muhalefet
HÜKÜM : Beraat
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmün temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği

temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Bala Cumhuriyet Başsavcılığının 05.03.2014 tarihli ve 2014/8 soruşturma, 2014/108 karar sayılı kararı ile sanık ve Tahir Tanrıverdi hakkında 7201 sayılı Kanun’a aykırılık suçundan kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiştir.

2.Katılan tarafından yapılan itiraz üzerine, Ankara 4. Sulh Ceza Hakimliği’nin 15.06.2015 tarihli ve 2014/3179 Değişik iş sayılı kararı ile itirazın kabulüne ve kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kaldırılmasına karar verilmiş, devamında Bala Cumhuriyet Başsavcılığının 15.11.2015 tarihli ve 2015/148 esas sayılı iddianamesi ile sanık hakkında kamu davası açılmıştır.

3.Bala Asliye Ceza Mahkemesinin 27.04.2016 tarihli ve 2015/179 Esas, 2016/161 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 7201 sayılı Tebligat Kanunu’na (7201 sayılı Kanun) muhalefet suçundan 5271 sayılı Kanun’ un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılanın temyiz temyiz sebepleri; sanık hakkında verilen beraat kararının usul ve kanuna aykırı olduğuna ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1. Posta görevlisi olan sanık hakkında; Ankara 9. İdare Mahkemesi tarafından gönderilen tebligat evrakının muhtara teslim edildiğine ilişkin haber kağıdını muhatabın kapısına veya görünür sair yerlere yapıştırmadığı, salt köy adresine dayanarak ayrıntılı adres araştırması yapmayarak tebligatları doğrudan ve usulsüz bir şekilde muhtara teslim ederek dönemin köy muhtarı Tahir Tanrıverdi ile katılan arasındaki husumet sebebiyle tebligatın yok olmasına sebebiyet verdiği iddiası ile dava açılmıştır.

2.Sanık savunmasında, Çubuk İlçe merkezinde görevli poste memuru iken geçici görevle Bala İlçesine görevlendirildiğini, buradaki görevinin köy dağıtımı yapmak olduğunu, katılan adına tebligat olduğunu, o tarihte şeflerinin, katılana tebligatı bizzat yapmasını, eğer bulunmazsa 21 inci maddeye göre tebligat yapmasını istediğini, bunun üzerine köyde katılanı bulamayınca, köy muhtarına katılanın oturduğu yeri sorduğunu, gösterdiği evde usulune uygun olarak işlemleri yerine getirdiğini, tebligatı da muhtara bıraktığını, katılanın, köy muhtarı ile arasındaki husumeti bilmesinin mümkün olmadığını, atılı suçlamayı kabul etmediğini, katılanın, tebligatın kendisine yapılması için verdiği dilekçeye Bala Merkezde posta kutusundan adına gelen mektupları ve tüm evrakları bizzat almak istiyorum demiş olsa o takdirde bizzat kendisine yapılması mümkün olabileceğini beyan etmiş, soruşturma aşamasında Cumhuriyet savcısı huzurunda vermiş olduğu ifadesinde köylerde yaşayan insanların adlarına gelen tebligat ve mektuplarda ilgili şahsın açık adresleri olmayıp sadece yaşadıkları köyün adının yazdığı, kendisinin de dağıtılmak üzere teslim edilen mektup ve tebligatları ilgili köy muhtarına teslim ettiğine dair beyanı okunup sorulduğunda, ifadesinin … olduğunu ancak o tarihte olayın katılan ile ilgili olduğunu bilmediği için köylerde yapılan genel uygulamayı anlattığını beyan etmiştir.

3.Katılan beyanlarında, köy muhtarı ile aralarında geçmişten kaynaklanan ve yargıya intikal eden husumetlerinin olduğunu, bu sebeple resmi kurum ve kuruluşlardan gelen tebligatları Tebligat Kanununa aykırı olarak kendisine tebliğ etmeyerek yok etmekte olduklarını, adresine gelen mektup ve tebligatları sanığın, evine getirmeyip doğrudan muhtara bırakmakta olduğunu, bahse konu tebligatın tarafına usulüne uygun bir şekilde tebliğ olunmaması sonucu tebliğ konusu evraktan çok sonra haberinin olduğunu, ilgili Mahkemesine ayrıca bir evrak vermek sureti ile mağduriyetinin oluştuğunu, dava dosyasının temyiz nedeni ile Danıştay’da olduğunu, mağduriyeti sebebi ile zararının oluştuğunu beyan etmiştir.

4.Tanık … beyanlarında, olay tarihinde aza olarak görev yaptığını, iddianameye konu tebligatın muhtara verilip verilmediğini bilmediğini, tebligatı kendisinin de almadığını, o zamanki uygulamanın, tebligatların muhtara verilmesi şeklinde olduğunu, katılanın tebligatının kendisine verilmediğini, tebligatlarının katılanın kendisine yapılması gerekmekte olduğunu, katılanın olmadığı zaman ise tebligatı muhtara bırakıldığını, katılana yapılan tebligat hakkında kendisine kimsenin bilgi vermediğini, tarla konularından dolayı eski muhtar ile katılan arasında önceye dayalı husumet bulunmakta olduğunu beyan etmiştir.

5.Katılan tarafından dosyaya sunulan, Ankara PTT Başmüdürlüğü Posta İşletme Müdürlüğü’ nün 22.01.2014 tarihli yazısı uyarınca, iddianameye konu tebligat işlemi kapsamında katılanın adresine haber kağıdı bırakılmadığı ve komşuya bilgi verilmediği için sanığın ikaz edildiğinin bildirildiği görülmüştür.

IV. GEREKÇE
1. Sanık hakkında kurulan hükme yönelik temyiz sebeplerinin incelenmesinde, posta dağıtım görevlisi olduğu anlaşılan sanık hakkında 7201 sayılı Kanun’un 54 üncü maddesinin birinci fıkrasına muhalefet ettiği iddiası uyarınca kamu davası açılmış ise de, sanığın eyleminin anılan madde ve fıkra kapsamında değerlendirilmesinin hukuken mümkün olmadığı, sanığın eylemlerinin 5237 sayılı Kanun’un 257 nci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen görevi kötüye kullanma suçunu oluşturabileceği sabit ise de; dosya kapsamı uyarınca iddianame konusu eylem nedeni ile katılanın mağduriyetine veya kamunun zararına neden olma ya da kişilere haksız bir menfaat sağlama şeklindeki objektif cezalandırma koşullarından birinin de oluşmadığı, sanık savunmasında geçtiği şekli ile ilgili Mahkemesine ayrıca bir evrak vermekten ibaret durumun, katılan mağduriyeti olarak kabul edilemeyeceğinin anlaşılması nedeniyle 5271 sayılı Kanun’ un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca sanık hakkında beraat kararı verilmesinin gerekmesine karşın, aynı fıkrasının (e) bendi uyarınca sanık hakkında beraat kararı verilmesi sonucu itibarı ile … bulunduğundan, hukuka aykırılık görülmemiştir.

2. Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, katılanın yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Bala Asliye Ceza Mahkemesinin 27.04.2016 tarihli ve 2015/179 Esas, 2016/161 Karar sayılı kararında katılan tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılanın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

02.05.2023 tarihinde karar verildi.