YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/8689
KARAR NO : 2021/18485
KARAR TARİHİ : 28.12.2021
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : 5607 sayılı Kanuna muhalefet
HÜKÜM :Hükümlülük, müsadere
Yerel mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
Temyiz incelemesine konu dava dosyasında 21/11/2013 tarihinde, sanıkların ikametinde yapılan arama sonucunda 699 karton kaçak sigara ele geçirilmesi üzerine 05/01/2014 tarihinde düzenlenen iddianame ile sanıklar … ve … haklarında kaçakçılık suçundan cezalandırılmaları istemi ile dava açıldığı, mahkemece sanıkların atılı suçtan mahkumiyetlerine ve kaçak eşyanın müsaderesine karar verilmiş ise de;
UYAP üzerinden yapılan araştırmada Dairemizin 2021/9703 Esas sayılı ve aynı gün incelenen dosyasında ise yine 21/11/2013 tarihinde sanıklar Asker …ve …’in ikametinde yapılan aramada 699 karton kaçak sigara ele geçirilmesi olayında, sanıklar Asker Akdeniz ve …’in sanık …ile ele geçen sigaralar hakkında birbirleri arasında gerçekleşen diğer telefon görüşmelerine dair iletişimin tespiti tutanaklarına istinaden tüm sanıkların suçu birlikte işlediklerinin tespit edildiğinden bahisle 01/11/2014 tarihli iddianame ile birleştirme talepli ikinci bir kamu davasının açıldığı ve aynı mahkemece aynı eylem nedeniyle sanıkların atılı suçu toplu olarak işlediklerinin kabulü ile mahkumiyetlerine ve kaçak eşyanın müsaderesine karar verildiği görülmekle;
Temyiz incelemesine konu işbu dava ile aynı gün incelenen Dairemizin 2021/9703 Esas sayısında kayıtlı dava dosyası arasında; hukuki ve fiili irtibat bulunduğu anlaşılmakla mükerrer cezalandırmayı önlemek ve suç vasfının tayini bakımından her iki dava dosyasının birleştirilmesinden sonra sanıkların hukuki durumunun tayin ve takdiri gerektiğinin zorunluluğunun gözetilmemesi,
Kabule göre de,
1-Suç tarihi ve ele geçen eşyanın niteliğine göre sanıkların eylemlerinin 11/04/2013 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6455 sayılı Yasa ile değişik 5607 sayılı Yasanın 3/18. maddesi kapsamında kaldığı, ancak suç tarihinden sonra ise 28/06/2014 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Yasa ile değişik 5607 sayılı Yasanın 3/18-son cümle delaletiyle anılan Yasanın 3/5, 3/10. madde ve fıkraları kapsamında bulunduğu;
Hükümden sonra 15.04.2020 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Yasanın 61. maddesi ile 5607 sayılı Yasanın 3/22. maddesine eklenen “Eşyanın değerinin hafif olması halinde verilecek cezalar yarısına kadar, pek hafif olması halinde ise üçte birine kadar indirilir.” şeklindeki düzenlemenin sanıklar lehine hükümler içermesi, yine 7242 sayılı Yasanın 62. maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Yasanın 5/2. maddesine eklenen fıkra uyarınca kovuşturma aşamasında etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale geldiği anlaşılmakla,
Suç tarihinde yürürlükte olan 6455 sayılı Yasa ile değişik 5607 sayılı Yasa ile 6545 ve 7242 sayılı Yasalar ile değiştirilen 5607 sayılı Yasanın 3/18. maddesinin yollamasıyla 3/5, 3/10, 3/22, 5/2. maddelerinin somut olaya uygulanarak belirlenen sonuç cezalar karşılaştırılmak suretiyle sanıkların hukuki durumunun tayin ve takdiri ile 5237 sayılı TCK’nun 7. maddesi ve 7242 sayılı Yasanın 63. maddesi ile 5607 sayılı Yasaya eklenen geçici 12. maddenin 2. fıkrası gözetilerek sonucuna göre uygulama yapma görevinin de yerel mahkemeye ait bulunması zorunluluğu,
2-Suç tarihinin gerekçeli kararda 21.11.2013 yerine 20.11.2013 olarak gösterilmesi,
3-Dairemizce de kabul gören Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 08/04/2014 tarih, 2013/7-591 Esas, 2014/171 Karar ve 16/05/2017 tarih, 2015/398 Esas, 2017/272 Karar sayılı kararlarında ayrıntıları belirtildiği gibi; suçun işleniş biçimi, suçun işlenmesindeki özellikler, fiillerin işleniş yer ve zamanı, fiiller arasında geçen süre, korunan değer ve yarar, hareketin yöneldiği maddi konunun niteliği, olayların oluş ve gelişimi ile dış dünyaya yansıyan diğer tüm özellikler birlikte değerlendirilip sanığın eylemlerini bir suç işleme kararının icrası kapsamında gerçekleştirip gerçekleştirmediği ve hakkında TCK’nun 43. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağı hususlarının tartışılarak belirlenmesi bakımından;
Temyiz incelemesine konu bu dosyaya ilişkin suç tarihinin 20/11/2013, iddianame düzenleme tarihinin ise 05/01/2014 olduğu,
Sanık … hakkında …. Asliye Ceza Mahkemesi’nde aynı tür suçtan açılan ve halen derdest olan mahkemenin 2020/535 Esas sayılı dosyasında suç tarihinin 20/11/2013, iddianame düzenleme tarihinin ise 01/11/2014 olduğu, anlaşılmakla;
Bu dosyalardaki eylemlerin benzer suç vasfına yönelik olduğu gözetilerek suç tarihlerine ve işlenen suçun niteliğine göre adı geçen sanık …’in eylemlerinin TCK’nun 43. maddesi kapsamında zincirleme biçimde kaçakçılık suçunu oluşturup oluşturmadığının takdir ve değerlendirilmesi bakımından dosyaların incelenmesi gerektiğinde birleştirilmesi ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi,
4-24/11/2015 tarihli 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesi’nin 08/10/2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal kararı ile 5237 sayılı TCK’nun 53. maddesinin bazı bölümlerinin iptal edilmesi nedeniyle anılan maddenin yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
5-Suça konu kaçak sigaraların 5607 sayılı Yasanın 13/1. maddesi yollamasıyla 5237 sayılı TCK’nun 54/4. maddesi uyarınca müsaderesine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanıkların temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, CMUK’nun 326/son uyarınca sanıkların cezada kazanılmış hakkının saklı tutulmasına, 28/12/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.