YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/15985
KARAR NO : 2023/10893
KARAR TARİHİ : 11.12.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2020/430 E., 2021/169 K.
SUÇ :5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’na muhalefet
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet, müsadere
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Kısmî ret, kısmî bozma
A. Şikâyetçi Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu Vekilinin Temyiz İstemine Yönelik
Suç tarihi ve ele geçen eşyanın niteliği itibarıyla suçtan doğrudan zarar görmeyen şikâyetçi Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu vekilinin temyize hak ve yetkisinin bulunmadığı anlaşılmıştır.
B. Katılan Vekilinin Temyiz İstemine Yönelik
Sanıklar hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. GEREKÇE
A. Şikâyetçi Vekilinin Temyiz İstemine Yönelik
Suç tarihi ve ele geçen eşyanın niteliği itibarıyla suçtan doğrudan zarar görmeyen Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu’nun davaya katılma ve hükmü temyize yetkisinin bulunmadığı anlaşılmakla temyiz isteğinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
B. Katılan Vekilinin Temyiz İstemine Yönelik
Sanıklara atılı eylemin kül halinde 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’nun (5607 sayılı Kanun) 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesi kapsamında kaldığı, bahse konu eylemin suç tarihinden sonra yürürlüğe giren ve lehe olan 6455 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun’un 3 üncü maddesinin onuncu fıkrasında düzenlendiği cihetle; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 7 nci ve 5252 sayılı Kanunun 9 uncu maddeleri hükmü karşısında; sanıkların 5607 sayılı Kanun’un 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesi kapsamındaki eylemlerinin, suç tarihinden sonra yürürlüğe giren ve lehe olan 6455 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun’un 3 üncü maddesinin onuncu fıkrasındaki cezanın miktarına göre, tabi olduğu 5237 sayılı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi ve 67 nci maddesinin dördüncü fıkrasına göre zamanaşımı hususunun belirlenmesinin gerektiği cihetle;
Sanıkların yargılama konusu eylemleri için, belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre 5237 sayılı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereği 8 yıllık olağan, aynı Kanun’un 67 nci maddesinin dördüncü fıkrası gereği ise 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin öngörüldüğü, sanıklara atılı suçun işlendiği 04.04.2008 tarihinden temyiz incelemesine konu hükmün kurulduğu 20.04.2021 tarihine kadar, 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğunun gözetilmeden yargılamaya devamla sanıkların mahkûmiyetine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
II. KARAR
A. Şikâyetçi Vekilinin Temyiz İstemine Yönelik
Suç tarihi ve ele geçen eşyanın niteliği itibarıyla suçtan doğrudan zarar görmeyen Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu’nun davaya katılma ve 5271 sayılı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği sanıklar hakkındaki hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunmadığı anlaşılmakla, şikâyetçi vekilinin temyiz isteğinin 1412 sayılı Kanun’un 317 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
B. Katılan Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle katılan vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanıklar hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy çokluğuyla DÜŞMESİNE, davaya konu kaçak eşyanın 5607 sayılı Kanun’un 13 üncü maddesinin birinci fıkrası yollamasıyla 5237 sayılı Kanun’un 54 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca MÜSADERESİNE, nakil aracı atların sahibine iadesine,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
11.12.2023 tarihinde karar verildi.
KARŞI DÜŞÜNCE
Sanıkların sınır kapısı dışından suça konu kaçak akaryakıtı yurda sokma eylemi suç tarihi olan 04.04.2008 itibari ile 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunun 3/1-2 maddesinde yazılı kaçakçılık suçunu oluşturmaktadır,
5607 sayılı Kanunun 3/1 fıkrasının suç tarihi itibari ile yürürlükteki hali aşağıdaki gibidir;
Eşyayı, gümrük işlemlerine tâbi tutmaksızın Türkiye’ye ithal eden kişi, bir yıldan beş yıla kadar hapis ve onbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. Eşyanın, belirlenen gümrük kapıları dışından Türkiye’ye ithal edilmesi halinde, verilecek ceza üçte birinden yarısına kadar artırılır.
Maddenin ikinci cümlesi suçun nitelikli hali olup, temel cezadan artırım yapılmasını emretmektedir.
Yerel mahkeme Dairemizin bozma kararı sonrasında sanık hakkında 5607 sayılı Kanunun 3/1-2 fıkrasında yazılı kaçakçılık suçundan hüküm kurmuştur,
Suç tarihinden sonra 11/04/2013 tarihinde yürülüğe giren 6455 sayılı Kanunun 54. maddesi ile değişik 5607 Sayılı Kanunun 10. maddesinde ise, kaçakçılık suçunun konusunun akaryakıt, tütün, tütün mamülü v.s olması hali de nitelikli hal olarak kabul edilmiş, kanun koyucu bu maddede temel ceza üzerinden artırım yapılması yerine, cezanın alt sınırını iki seneye çıkartmış ve üst sınırı da yine beş yıl olarak düzenlemiştir. Kanunun 3/10 maddesi müstakil bir ceza maddesi olmayıp, 6455 sayılı Kanun ile yapılan değişiklerde korunan 3/1 fıkrasında ve diğer fıkralarda yazılı kaçakçılık suçlarının objektif tipikliğine ek olarak suç konusunun değişiklik gösterdiği nitelikli halidir. Kanun koyucu bu nitelikli hali kanundaki tüm kaçakçılık suçlarına hasrettiğinden ayrı bir madde olarak düzenlemiştir. Kanunun 6455 sayılı Kanun ile değişik halinde 3/10 maddesini, 6455 sayılı Kanun ile yapılan değişiklerde korunan 3/1 fıkrası ve ikinci fıkrasından ayrı uygulamak mümkün değildir. 3/10 fıkrasına göre kurulacak temel cezadan 3/1 fıkrasının 2 . cümlesi gereğince artırım yapılması gerekmektedir.
5607 Sayılı Yasanın 6455 sayılı Kanun ile değişik 3/10 maddesi aşağıdaki gibidir;
Kaçakçılık suçunun konusunu oluşturan eşyanın akaryakıt ile tütün, tütün mamulleri, etil alkol, metanol ve alkollü içkiler olması halinde, kaçakçılık suçunu işleyen kişi iki yıldan beş yıla kadar hapis ve yirmi bin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.
Suç tarihinden sonra 18/06/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanunun 89. maddesi ile değişik 5607 sayılı Kanunun 10. maddesinde ise, suç konusunun akaryakıt, tütün, tütün mamülü olması halinin nitelikli hal olarak varlığı devam etmekle, bu sefer uygulamadaki bazı yanlış uygulamaları ortadan kaldıracak şekilde temel cezadan artırım yapılması şeklinde düzenlenmiştir.
5607 sayılı Kanunun 6545 sayılı Kanun ile değişik 3/10 fıkrası aşağıdaki gibidir;
Kaçakçılık suçunun konusunu oluşturan eşyanın akaryakıt ile tütün, tütün mamulleri, makaron, yaprak sigara kâğıdı, etil alkol, metanol ve alkollü içkiler olması halinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek cezalar yarısından iki katma kadar artırılır, ancak bu fıkranın uygulanması suretiyle verilecek ceza üç yıldan az olamaz.
Sanıkların eylemi, suç tarihi itibarıyla 5607 sayılı Kanunun 3. maddesinin birinci fıkrası ve ikinci cümlesi, 6455 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun ve sonraki dönemlerde ise 3/10 fıkrası ve 3/l fıkrası ve ikinci cümlesine uymaktadır. Her üç dönemde de suçun nitelikli halleri de gözönüne alındığında kanunda öngörülen hapis cezasının üst sınırı itibarıyla olağan dava zamanaşımı süresi T.C.K’nun 66/1-d maddesine göre 15 yıl, olağanüstü zamanaşımı süresi ise 22 yıl 6 aydır, suç tarihi olan 04.04.2008 tarihi ve zamanaşımını kesen son mahkûmiyet kararı olan 20.04.2021 tarihi de gözönüne alındığında temyize konu dosyada dava zamanaşımı süresi henüz dolmadığından sanıklar hakkındaki mahkûmiyet kararının esastan incelenmesi gerekirken dava dosyasının zamanaşımına uğradığından bahisle düşmesine karar verilmesine ilişkin sayın çoğunluğun görüşüne yazılı gerekçeler ile katılmamaktayız. 11/12/2023