Yargıtay Kararı 7. Ceza Dairesi 2022/16723 E. 2023/10381 K. 28.11.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/16723
KARAR NO : 2023/10381
KARAR TARİHİ : 28.11.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2020/369 E., 2021/55 K.
SUÇ : 5187 sayılı Kanun’a muhalefet
KARAR : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Yürütülen soruşturma neticesinde, sanık … ile inceleme dışı sanık …’un 5187 sayılı Kanun’a muhalefet suçundan cezalandırılmaları istemiyle iki ayrı kamu davası açılmıştır.

2.İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 11.02.2021 tarihli ve 2020/369 Esas, 2021/55 Karar sayılı kararı ile sanığın 5187 sayılı Kanun’a muhalefet suçundan, netice 10.000,00 TL adlî para cezası ile

cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş, bu karar itirazın reddedilmesi suretiyle 13.01.2014 tarihinde kesinleşmiştir.

3.Sanığın denetim süresi içerisinde yeniden kasıtlı bir suç işlemesi üzerine, İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 27.04.2017 tarihli ve 2016/155 Esas, 2017/73 Karar sayılı kararı ile dosyanın İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/252 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verilmiş, bilahare mahkemenin 09.11.2017 tarihli ara kararıyla dosya yeniden tefrik edilmiştir.

4.İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 15.03.2018 tarihli ve 2017/104 Esas, 2018/82 Karar sayılı kararı ile 29.07.2013 tarihli suç yönünden hüküm açıklanarak, sanığın, 5187 sayılı Kanun’a muhalefet suçundan, netice 10.000,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş, bu karar İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesinin 17.10.2018 tarihli ve 2018/3917 Esas, 2018/3744 Karar sayılı kararı ile istinaf isteminin esastan reddedilmesi suretiyle kesinleşmiştir.

5.İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 11.02.2021 tarihli ve 2020/369 Esas, 2021/55 Karar sayılı kararı ile 12.07.2013 tarihli suç yönünden hüküm açıklanarak, sanığın 5187 sayılı Kanun’a muhalefet suçundan, netice 10.000,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiin temyiz istemi, suça konu haberin suçtan zarar görenin mağduriyetine neden olmadığına ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1.Sanık …’in sorumlu müdürünün bağlı olduğu yetkili olarak görev yaptığı, yaygın ve süreli Aydınlık Gazetesi’nin, 12.07.2013 tarihli nüshasında, 1997 doğumlu olup suç tarihinde 18 yaşından … olan suçtan zarar görenin ismi yazılmak suretiyle 12. sayfada “Siz katil misiniz?” başlıklı, 29.07.2013 tarihli nüshasında da, yine ismi yazılmak ve fotoğrafı basılmak suretiyle 1. sayfada “… ayağa kalktı” şeklinde başlayıp, 3. sayfada “Mustafa Ali ayağa kalktı” şeklinde devam eden haberler yayımlandığı anlaşılmaktadır.

2.Sanık, 5271 sayılı Kanun’un 195 inci maddesi uyarınca duruşmaya gelmemesi halinde yokluğunda karar verilebileceği şerhini içeren davetiye tebliğine rağmen duruşmaya katılmamış, sanık müdafii savunmasında, haberin güncel olduğunu, suçtan zarar görenin menfaatine olduğunu, ayrıca suçtan zarar görenin isminin zaten kamuoyu tarafından bilindiğini belirtmiştir.

3.Suçun 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 75 inci maddesi kapsamında bulunması nedeniyle sanığa usulüne uygun önödeme önerisinde bulunulduğu, ancak önödemenin yerine getirilmediği görülmüştür.

4.Mahkemece, 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinin birinci fıkrasındaki düzenleme ve Anayasa Mahkemesinin iptal kararı doğrultusunda, basit yargılama usulünün tartışıldığı ve neticede basit yargılama usulünün uygulanmamasına karar verildiği anlaşılmaktadır.

IV. GEREKÇE
Her ne kadar temyiz isteminde, haber nedeniyle bir zararın söz konusu olmadığı ve suçun unsurlarının oluşmadığını ileri sürülmekte ise de, 5187 sayılı Kanun’un 21 inci maddesinin birinci fıkrasındaki düzenleme uyarınca, suçun oluşması için 18 yaşından … mağdur ya da failin kimliklerini açıklayacak ya da tanınmalarına yol açacak şekilde yayım yapılması yeterli olup, ayrıca yayım nedeniyle bir zarar oluşmasının gerekmediği cihetle, sanık müdafiinin bu yöne temas eden temyiz istemi yerinde görülmemiştir.

Sanık hakkında kurulan hükme yönelik diğer temyiz istemlerinin değerlendirilmesinde, aşağıdaki hususlar dışındaki diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.

Dairemizce de kabul gören Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 08.04.2014 tarihli ve 2013/7-591 Esas, 2014/171 Karar ve 16.05.2017 tarihli ve 2015/398 Esas, 2017/272 Karar sayılı kararlarında ayrıntıları belirtildiği gibi; suçun işleniş biçimi, suçun işlenmesindeki özellikler, fiillerin işleniş yer ve zamanı, fiiller arasında geçen süre, korunan değer ve yarar, hareketin yöneldiği maddi konunun niteliği, olayların oluş ve gelişimi ile dış dünyaya yansıyan diğer tüm özellikler birlikte değerlendirilip, sanığın eylemlerinin bir suç işleme kararının icrası kapsamında gerçekleştirip gerçekleştirmediği ve hakkında 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesinin uygulanıp uygulanmayacağı hususlarının tartışılarak belirlenmesi gerekmektedir.

Temyiz incelenmesine konu bu dosyada suç tarihi 12.07.2013 olup, iddianame 02.09.2013 tarihinde düzenlenmiştir.

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesinin 17.10.2018 tarihli ve 2018/3917 Esas, 2018/3744 Karar sayılı kararı ile istinaf isteminin esastan reddedilmesi suretiyle kesinleştiği anlaşılan İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 2017/104 Esas, 2018/82 Karar sayılı dosyasında ise suç tarihinin 29.07.2013, iddianame tarihinin 10.9.2013 olduğu görülmüştür.

Bu dosyalardaki eylemlerin aynı mağdura karşı benzer suç vasfına yönelik olduğu gözetilerek suç tarihine ve işlenen suçun niteliğine göre sanığın eylemlerinin 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesi kapsamında zincirleme biçimde 5187 sayılı Kanun’a muhalefet suçunu oluşturup oluşturmadığının ve kesinleşen cezanın mahsubu gerekip gerekmediğinin takdiri bakımından dosyalar incelenerek sonucuna göre sanığın hukukî durumunun değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi hukuka aykırı görülmüştür.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 11.02.2021 tarihli ve 2020/369 Esas, 2021/55 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

28.11.2023 tarihinde karar verildi.