YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/3532
KARAR NO : 2022/17383
KARAR TARİHİ : 01.12.2022
A- KARAR UYUŞMAZLIĞININ GİDERİLMESİNE DAİR BAŞVURU
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi Başkanlar Kurulu’nun 07/12/2021 tarih ve 2021/59 Esas sayılı kararı ile;
5941 sayılı Kanun açısından, İcra Ceza Mahkemelerinde görülen çek suçlarından ötürü,
• Ödeme halinde şikayetten vazgeçme durumunda yargılama gideri ve vekalet ücretine sanık aleyhine hükmedilip hükmedilmeyeceği konusunda,
• İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15., 16., 31., 32. Ceza Daireleri,
• İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesi,
• Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesi arasında içtihat farklılığı bulunmakla;
Davanın açılmasına sanığın sebebiyet vermesi nedeniyle yargılama giderlerinin ve bu arada vekalet ücretinin sanık aleyhine hükmedilmesi gerektiği şeklinde farklılığın ve çelişkinin giderilerek uyuşmazlığın çözümü için dosyanın Yargıtay 19. Ceza Dairesine gönderilmesine karar verildiği,
B- KARAR UYUŞMAZLIĞININ GİDERİLMESİNE KONU KARARLAR
Daireler arasında takibi şikayete bağlı olan Çek Kanununa aykırılık suçlarından dolayı alacaklı vekilinin şartsız olarak şikayetten vazgeçmesi halinde vekalet ücreti ve yargılama giderinin müşteki üzerinde bırakıldığı hususunda içtihat farklılığı olmadığı, ancak;
• İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin 2017/2230 Esas 2017/2193 Karar sayılı,
• İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesinin 2017/3642 Esas 2018/3499 Karar sayılı,
• İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 32. Ceza Dairesinin 2020/3275 Esas 2021/2327 Karar sayılı,
ilamları ile;
• 5941 sayılı Kanunun 6. maddesinde etkin pişmanlık hususunun özel bir düzenleme olduğu ve burada sanık aleyhine vekalet ücreti verilemeyeceğine dair bir kuralın bulunmadığı,
• CMK’nun 325. maddesine göre mahkumiyet veya hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesi durumunda sanık aleyhine yargılama gideri ve bu arada vekalet ücreti verileceğinin kanun gereği olduğu, anılan Kanunun 327. maddesine göre beraat kararı verilmesi halinde sanığın kendi kusurundan ileri gelen yargılama giderlerini ödemeye mahkum edileceğinin belirtildiği,
• 6100 sayılı HMK’nun m.327/1. maddesine göre gereksiz yere davanın uzamasına veya gider yapılmasına sebebiyet verilmesi halinde taraf aleyhine yargılama giderine karar verileceğinin belirtildiği,
• CMK 327/1. maddesine göre beraat kararı verilmesi halinde dahi kendi kusurundan ileri gelen yargılama giderlerini sanığın ödemesi gerektiği yönünde hüküm bulunmakta, ceza usul hukuku açısından yorumla evveliyat kuralı gereğince beraat kararına göre sanık açısından daha ağır karar olan ödeme nedeniyle düşme halinde davanın açılmasına sanığın sebebiyet vermesi nedeniyle yargılama giderine ve bu arada da vekalet ücretine sanık aleyhine karar verilebileceği, şeklindeki gerekçelerle, davanın açılmasına sanığın sebebiyet vermesi nedeniyle, yargılama giderinden CMK 327/1. maddesi uyarınca sanığın sorumlu tutulması gerektiği görüşünün benimsendiği, buna mukabil,
• İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesinin 2019/5628 Esas 2019/6361 Karar sayılı,
• İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin 2020/3276 Esas 2021/1781 Karar sayılı,
• İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesinin 2019/1142 Esas 2019/1878 Karar sayılı,
• İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesinin 2019/2973 Esas 2020/306 Karar sayılı,
• İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 31. Ceza Dairesinin 2020/370 Esas 2020/440 Karar sayılı,
• Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin 2019/2331 Esas 2019/3336 Karar sayılı, ilamları ile;
• CMK’nun 325/1. maddesinde mahkumiyet kararı veya hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesi halinde vekalet ücreti dahil yargılama giderleri yönünden sanık aleyhine karar verilebileceği, CMK 327/1. maddesindeki beraat kararı verilmesi halinde sanığın kendi kusurundan ileri gelenleri ödeyeceği yönündeki hükmün istisnai bir hüküm olduğu, yorum yoluyla genişletilerek sanık aleyhine sonuç doğurmayacağı, (Yargıtay Ceza genel Kurulunun 07/02/2012 tarih ve 2011/4-259 Esas 2012/20 Karar sayılı içtihadının da bu yönde olduğu).
-5941 sayılı Kanunun 6. maddesi uyarınca ödeme halinde düşme karan verileceği, CMK m.223/8. maddesi gereği düşme halinde mahkumiyet şartının gerçekleşmediği, yargılama giderleri yönünden icra ceza mahkemelerinin Ceza Muhakemesi Usul Kanununa tabi olduğu, dolayısıyla kanunen ödeme nedeniyle düşme kararından ötürü vekalet ücreti ve yargılama giderine sanık aleyhine hükmedilemeyeceği,
şeklinde gerekçelerle, “ödeme nedeniyle düşme kararı” verilmesi halinde vekalet ücreti ve yargılama giderine sanık aleyhine hükmedilmemesi gerektiği görüşünü benimsedikleri,
C-KARAR UYUŞMAZLIĞI HAKKINDA YARGITAY CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞININ GÖRÜŞÜ VE TALEBİ
Daireler arasında takibi şikayete bağlı olan 5941 sayılı Çek Kanununa aykırılık suçlarından dolayı alacaklı vekilinin şartsız olarak şikayetten vazgeçmesi halinde vekalet ücreti ve yargılama giderinin müşteki üzerinde bırakıldığı hususunda içtihat farklılığı olmadığı, ancak yukarıda değinilen kararlar incelendiğinde görüldüğü üzere 5941 sayılı Çek Kanununa muhalefet suçundan yürütülen soruşturma ve kovuşturmada “ödeme nedeniyle düşme kararı” verilmesi halinde vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilip hükmedilemeyeceği ve hükmedilecekse hangi tarafın üzerinde bırakılacağına ilişkin farklı yer bölge adliye mahkemeleri ceza dairelerinin kabulleri arasında içtihat farklılığının olduğunun anlaşıldığı, avukatlık ücretine ve yargılama giderlerine dair değinilen ilgili kanunların maddeleri incelendiğinde düşme kararı verilmesi halinde sanığa avukatlık ücreti yükleneceğine ve yargılama giderlerinden sorumlu tutulacağına dair açık bir hüküm olmadığı, açıklanan nedenlerle ödeme nedeniyle düşme kararı verilmesi halinde sanığın avukatlık ücreti ve yargılama giderinden sorumlu tutulamayacağı kanaatine varıldığı,
696 sayılı KHK m.92/2 ile değişik 5235 sayılı Kanunun m.35/1 uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi Başkanlar Kurulunun 07/12/2021 tarih ve 2021/59 Esas-Karar sayılı kararına istinaden değinilen kararlar arasındaki uyuşmazlığın “çekle ilgili karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet verme suçu yönünden yapılan yargılama neticesinde “ödeme nedeniyle düşme kararı” verilmesi halinde vekalet ücreti ve yargılama giderine sanık aleyhine hükmedilemeyeceği” şeklinde giderilmesinin talep edildiği,
D- KARAR UYUŞMAZLIĞI İLE İLGİLİ YASAL DÜZENLEMELER
5941 sayılı Çek Kanununun ilgili hükümleri;
Madde 5 – (1) (Değişik: 15/7/2016-6728/63 md.) Üzerinde yazılı bulunan düzenleme tarihine göre kanuni ibraz süresi içinde ibrazında, çekle ilgili olarak “karşılıksızdır” işlemi yapılmasına sebebiyet veren kişi hakkında, hamilin şikâyeti üzerine, her bir çekle ilgili olarak, binbeşyüz güne kadar adli para cezasına hükmolunur. Ancak, hükmedilecek adli para cezası; çek bedelinin karşılıksız kalan miktarı, (…)(1) az olamaz. Mahkeme ayrıca, çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağına; bu yasağın bulunması hâlinde, çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağının devamına hükmeder. Yargılama sırasında da resen mahkeme tarafından koruma tedbiri olarak çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağına karar verilir. Çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı, çek hesabı sahibi gerçek veya tüzel kişi, bu tüzel kişi adına çek keşide edenler ve karşılıksız çekin bir sermaye şirketi adına düzenlenmesi durumunda ayrıca yönetim organı ile ticaret siciline tescil edilen şirket yetkilileri hakkında uygulanır. Koruma tedbiri olarak verilen çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararlarına karşı yapılan itirazlar bakımından 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 353’üncü maddesinin birinci fıkrası hükmü uygulanır. Bu suçtan dolayı açılan davalar icra mahkemesinde görülür ve İcra ve İflas Kanununun 347, 349, 350, 351, 352 ve 353 üncü maddelerinde düzenlenen yargılama usulüne ilişkin hükümler uygulanır. Bu davalar çekin tahsil için bankaya ibraz edildiği veya çek hesabının açıldığı banka şubesinin bulunduğu yer ya da hesap sahibinin yahut şikâyetçinin yerleşim yeri mahkemesinde görülür.
(9) (Mülga: 31/1/2012-6273/3 md.; Yeniden düzenleme: 15/7/2016-6728/63 md.) Karşılıksız kalan bir çekle ilgili olarak yapılan yargılama neticesinde mahkeme tarafından beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, davanın düşmesi veya davanın reddine karar verilmesi hâlinde, aynı kararda, çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağının kaldırılmasına karar verilir. Çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağının kaldırılmasına ilişkin kararların kesinleşmesi üzerine, bu kararlar, MERSİS ile Risk Merkezine sekizinci fıkradaki usullere göre bildirilir ve ilan olunur.
(11) (Mülga: 31/1/2012-6273/3 md.; Ek: 15/7/2016-6728/63 md.) Birinci fıkra uyarınca verilen adli para cezalarının ödenmemesi durumunda, bu ceza, 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 106 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan kamuya yararlı bir işte çalıştırma kararı verilmeksizin doğrudan hapis cezasına çevrilir.
Madde 6- (Değişik madde : 09/08/2016-6728 S.K./64. md)
(1) Karşılıksız kalan çek bedelinin, çekin üzerinde yazılı bulunan düzenleme tarihine göre kanunî ibraz tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı Kanuna göre ticari işlerde temerrüt faiz oranı üzerinden hesaplanacak faizi ile birlikte tamamen ödeyen kişi hakkında,
a) Yargılama aşamasında mahkeme tarafından davanın düşmesine,
b) Mahkûmiyet hükmünün kesinleşmesinden sonra mahkeme tarafından hükmün bütün sonuçlarıyla ortadan kaldırılmasına karar verilir. Çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağının kaldırıldığı, MERSİS ile Risk Merkezine 5 inci maddenin sekizinci fıkrasındaki usullere göre bildirilir ve ilan olunur.
(2) Şikâyetten vazgeçme hâlinde de birinci fıkra hükmü uygulanır.
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun ilgili hükümleri;
Madde 1 – (1) Bu Kanun, ceza muhakemesinin nasıl yapılacağı hususundaki kurallar ile bu sürece katılan kişilerin hak, yetki ve yükümlülüklerini düzenler.
Madde 223 – (1) Duruşmanın sona erdiği açıklandıktan sonra hüküm verilir. Beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, mahkûmiyet, güvenlik tedbirine hükmedilmesi, davanın reddi ve düşmesi kararı, hükümdür.
…
(8) Türk Ceza Kanununda öngörülen düşme sebeplerinin varlığı ya da soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması hallerinde, davanın düşmesine karar verilir. Ancak, soruşturmanın veya kovuşturmanın yapılması şarta bağlı tutulmuş olup da şartın henüz gerçekleşmediği anlaşılırsa; gerçekleşmesini beklemek üzere, durma kararı verilir. Bu karara itiraz edilebilir.
Madde 325 – (1) Cezaya veya güvenlik tedbirine mahkûm edilmesi hâlinde, bütün yargılama giderleri sanığa yüklenir.
(2) (Değişik fıkra: 06/12/2006 – 5560 S.K.27.md) Hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve cezanın ertelenmesi hallerinde de birinci fıkra hükmü uygulanır.
(3) Yargılamanın değişik evrelerinde yapılan araştırma veya işlemler nedeniyle giderler meydana gelmiş olup da, sonuç sanık lehine ortaya çıkmış ise, bu giderlerin sanığa yüklenmesinin hakkaniyete aykırı olacağı anlaşıldığında mahkeme, bunların kısmen veya tamamen Devlet Hâzinesine yüklenmesine karar verir.
Madde 327 – (1) Hakkında beraat veya ceza verilmesine yer olmadığına karar verilen kişi, sadece kendi kusurundan ileri gelen giderleri ödemeye mahkûm edilir.
…
2004 sayılı İcra İflas Kanununun ilgili hükümleri
Madde 354 – Kanunun bu babında yazılı suçlardan takibi şikayete bağlı olanların müştekisi feragat eder veya borcun itfa edildiği sabit olursa dava ve bütün neticeleriyle beraber ceza düşer.
…
(Mülga) 3167 Sayılı Çekle ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkında Kanunun ilgili hükümleri;
Madde 16B – (Ek madde; 26/02/2003 – 4814 S.K./16. md.)
…
Şikayetten vazgeçme nedeniyle davanın düşmesi halinde, müdahil, ödeme nedeniyle davanın düşmesi veya cezanın ortadan kaldırılması halinde sanık veya hükümlü, yargılama giderlerinden sorumlu olur.
E- İNCELEME, DEĞERLENDİRME, GEREKÇE VE SONUÇ
Bölge Adliye Mahkemeleri Ceza Daireleri arasında çıkan karar uyuşmazlığının özünün, 5941 sayılı Çek Kanunun 5/1. maddesinde düzenlenen, çekle ilgili “karşılıksızdır” işlemi yapılmasına sebebiyet verme suçunun yargılaması sırasında, sanık borçlunun ödeme yapması halinde verilecek düşme kararlarında vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin sanığa yüklenip yüklenmeyeceği olduğu,
5941 sayılı Çek Kanununun 6. maddesinde, karşılıksız kalan çek bedelinin, kanunî ibraz tarihinden itibaren işleyecek ticarî temerrüt faizi ile birlikte tamamen ödenmesi veya şikayetten vazgeçilmesi hallerinde, yargılama devam ediyorsa davanın düşmesine, hüküm kesinleşmiş ise hükmün bütün sonuçlarıyla ortadan kaldırılmasına karar verileceğinin düzenlendiği,
3167 sayılı Çek Kanununda (Mülga), 16B maddesinin dördüncü fıkrasında soruşturma- kovuşturma usulüne ilişkin olarak 1412 sayılı CMUK’a atıf yapılırken, aynı maddenin beşinci fıkrasında ise karar uyuşmazlığına esas teşkil eden vekalet ücreti ve yargılama giderlerine ilişkin olarak “Şikâyetten vazgeçme nedeniyle davanın düşmesi halinde, müdahil, ödeme nedeniyle davanın düşmesi veya cezanın ortadan kaldırılması halinde sanık veya hükümlü, yargılama giderlerinden sorumlu olur.” şeklinde açıkça bir düzenlenme getirildiği, buna karşılık 5941 sayılı Çek Kanununda vekalet ücreti ve yargılama giderleri ile ilgili olarak, mülga Çek Kanununda olduğu gibi, özel bir düzenlemeye yer verilmeyip, yargılama usulüne ilişkin olarak da 5941 sayılı Kanunun 5/1. maddesindeki “Bu suçtan dolayı açılan davalar icra mahkemesinde görülür ve İcra ve İflas Kanununun 347, 349, 350, 351, 352 ve 353 üncü maddelerinde düzenlenen yargılama usulüne ilişkin hükümler uygulanır.” şeklindeki düzenleme ile 2004 sayılı İİK’daki yargılama usulüne ilişkin kurallara atıf yapıldığı, İİK’nın bu düzenlemelerinde ise yargılamanın çeşitli yönlerine ilişkin hükümlere yer verilmekle birlikte vekalet ücreti ve yargılama giderlerine yönelik özel bir düzenleme ve bu hususta hangi kanunun uygulanacağına yönelik bir atıf bulunmadığı, kanun koyucunun, 5941 sayılı Kanunda, bu kanun ile yürürlükten kaldırılan 3167 sayılı Kanundaki şekilde özel bir düzenlemeye yer vermeyerek, bu konunun genel hükümlere göre çözülmesini tercih ettiği, bu itibarla uyuşmazlığın çözümü için öncelikle İİK’de özel hüküm bulunmayan bu konuda hangi kanun hükümlerin uygulanacağının belirlenmesi gerektiği,
5941 sayılı Çek Kanununun 5/1. maddesinde yer alan “… çekle ilgili olarak “karşılıksızdır” işlemi yapılmasına sebebiyet veren kişi hakkında, hamilin şikâyeti üzerine, her bir çekle ilgili olarak, binbeşyüz güne kadar adli para cezasına hükmolunur. Ancak, hükmedilecek adli para cezası; çek bedelinin karşılıksız kalan miktarı, (…) az olamaz…” ve 5237 sayılı TCK’nin 45. maddesinde yer alan “Suç karşılığında uygulanan yaptırım olarak cezalar, hapis ve adlî para cezalarıdır.” şeklindeki düzenlemelere nazaran, karar uyuşmazlığına esas olan yargılamanın ceza yargılaması olduğu noktasında bir tereddüt bulunmadığı, 5271 sayılı CMK’nin 1. maddesindeki “Bu Kanun, ceza muhakemesinin nasıl yapılacağı hususundaki kurallar ile bu sürece katılan kişilerin hak, yetki ve yükümlülüklerini düzenler.” şeklinde düzenleme uyarınca, yaptırım olarak adli para cezası öngörülen, karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet verme suçunun yargılamasında, İİK’nın atıf yapılan 347, 349, 350, 351, 352 ve 353. maddelerinde hüküm bulunmayan hallerde, ceza yargılaması usulü yönünden genel kanun niteliğindeki 5271 sayılı CMK’deki düzenlemelerin uygulanacağı, nitekim 2004 sayılı Yasanın 353/2. maddesindeki atıf ışığında, gerek Yargıtay (Kapatılan) 19. Ceza Dairesinin, gerekse Yargıtay 7. Dairesinin, icra ceza mahkemeleri tarafından, tarafların istinaf istemlerinin gider avansı yatırılmaması nedeniyle verdikleri, istinaf isteminin reddine dair kararlara karşı başvurulduğu hallerde, 5271 sayılı CMK’de bu yönde bir düzenleme olmadığına vurgu yapıldığı,
Vekalet ücreti ve yargılama giderlerine yönelik hususlar 5271 sayılı CMK’nun 324 ila 330. maddeleri arasında düzenlenmiş olup, bu düzenlemelere bakıldığında. 324. maddenin birinci fıkrasında “Harçlar ve tarifesine göre ödenmesi gereken avukatlık ücretleri ile soruşturma ve kovuşturma evrelerinde yargılamanın yürütülmesi amacıyla Devlet Hazinesinden yapılan her türlü harcamalar ve taraflarca yapılan ödemeler yargılama giderleridir.” şeklinde yargılama giderinin neleri kapsayacağı belirlendikten sonra, ikinci fıkrada “Hüküm ve kararda yargılama giderlerinin kimlere yükletileceği gösterilir”, üçüncü fıkrada da “Giderlerin miktarı ile iki taraftan birinin diğerine ödemesi gereken paranın miktarını mahkeme başkanı veya hâkim belirler.” denilmek suretiyle, hakim veya mahkeme başkanı tarafların yargılama giderlerinden sorumluluklarını da belirleyip bu konuda karar vermesi gerektiğinin anlaşıldığı, ödeme yoluyla ceza davasının düşmesi halinde vekalet ücreti ve yargılama giderinin sanığa yüklenip yüklenmeyeceği noktasındaki uyuşmazlığın giderilmesi
için asıl yol gösterici düzenlemelerin ise 325. maddenin birinci ve ikinci fıkraları ile 327. maddenin birinci fıkrasında yer aldığı, zira CMK’nin 223/1. maddesinde beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, mahkûmiyet, güvenlik tedbirine hükmedilmesi, davanın reddi ve düşmesi kararlarının hüküm olarak sayıldığı ve 5941 sayılı Kanunun 6/1-a maddesi uyarınca çek bedelinin işleyecek temerrüt faizi ile birlikte ödenmesi halinde verilecek kararın ise CMK’nun 223/8. maddesinde yer verilen düşme kararı olacağı gözönüne alındığında, “Sanığın yükümlülüğü” başlıklı 325. maddenin birinci ve ikinci fıkraları uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi ya da ertelenmesi hallerini de kapsayacak şekilde mahkumiyet ve güvenlik tedbirine hükmedilmesi halinde bütün yargılama giderlerinin sanığa yükleneceği, “Beraat veya ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilmesi hâlinde gider” başlıklı 327. maddenin birinci fıkrası uyarınca da beraat veya ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi halinde ise ancak kendi kusuruyla sebep olduğu giderlerinden sanığın sorumlu tutulabileceğinin düzenlendiği, bu düzenlemelerden de anlaşılacağı üzere sanığın yargılama giderlerinden sorumlu tutulduğu hallerin sınırlı olarak belirlenmiş olduğu, öte yandan yine 325. maddenin üçüncü fıkrasındaki “Yargılamanın değişik evrelerinde yapılan araştırma veya işlemler nedeniyle giderler meydana gelmiş olup da, sonuç sanık lehine ortaya çıkmış ise, bu giderlerin sanığa yüklenmesinin hakkaniyete aykırı olacağı anlaşıldığında mahkeme, bunların kısmen veya tamamen Devlet Hazinesine yüklenmesine karar verir.” şeklindeki düzenleme ile hakim veya mahkeme başkanının hakkaniyetli olmayacağı kanaatine ulaşması halinde, yargılama neticesinde sanığın mahkumiyetine ya da sanık hakkında güvenlik tedbirine hükmedilse dahi, sonucu sanık lehine çıkan araştırma ve işlemlere dair masrafların da sanığa yüklenmeyebileceği,
Öte yandan, 5941 sayılı Kanunun 6. maddesi uyarınca, gerek davaya konu çeke istinaden yapılan icra takibi dosyasına ödeme yapılması halinde, gerekse haricen şikayetçiye yapılan ödeme ile şikayetçinin şikayetinden vazgeçmesi halinde, şikayetçinin yaptığı yargılama masrafları şikayetçi tarafından tahsil edilmiş olacağı ya da tahsil edilmiş kabul edileceği.
Yukarıdaki düzenlemeler bir bütün olarak değerlendirildiğinde, 5941 sayılı Çek Kanununda ve bu kanunun yargılama usulü yönünden atıf yaptığı 2004 sayılı İİK’nin ilgili maddelerinde yargılama giderlerine ilişkin özel bir hüküm bulunmadığı, 5941 sayılı Kanunda yer alan karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet verme suçunun yargılamasının bir ceza yargılaması olduğu hususunda bir tereddüt bulunmadığı, bu itibarla özel kanunlarda bir düzenleme bulunmayan uyuşmazlık konusunun, ceza yargılaması usulü yönünden genel kanun niteliğindeki 5271 sayılı CMK hükümlerine göre çözüme kavuşturulması gerektiği, CMK’nın yargılama giderlerine ilişkin maddelerinde ise yargılama giderlerinin sanığa yükleneceği hüküm türlerinin ve şartlarının sınırlı olarak sayıldığı, düşme kararına ise bu hüküm türleri arasında yer verilmediği, bu nedenle sanığın ödeme yapması nedeniyle düşme kararı verilmesi halinde vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin sanığa yüklenemeyeceğine, 01/12/2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.