YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/11412
KARAR NO : 2023/7660
KARAR TARİHİ : 03.10.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2022/57 Değişik İş
SUÇ : 5809 sayılı Kanun’a muhalefet
Diyarbakır 12. Asliye Ceza Mahkemesinin 09.11.2021 tarihli ve 2021/676 Esas, 2021/963 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında, 5809 sayılı Kanun’a muhalefet suçundan, aynı Kanun’un 63 üncü maddesinin onuncu fıkrası uyarınca, basit yargılama usulü uygulanarak netice 600,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir.
Sanık müdafii tarafından bu karara itiraz edildiği, merci Diyarbakır 12. Ağır Ceza Mahkemesinin 11.02.2022 tarihli ve 2022/57 Değişik İş sayılı kararı ile esastan inceleme yapılarak itirazın reddine karar verildiği belirlenmiştir.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 04.04.2023 tarihli evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 25.05.2023 tarihli ve KYB – 2023/41993 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 25.05.2023 tarihli ve KYB – 2023/41993 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
“Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 10/04/2018 tarihli ve 2014/15-487 esas, 2018/151 karar sayılı ilâmında belirtildiği üzere, temyiz ve istinaf kanun yollarından geçmeksizin kesinleşen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararların ülke sathında uygulama birliğine ulaşmak ve ciddi boyutlara ulaşan hukuka aykırılıkların toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesi amacıyla olağanüstü bir kanun yolu olan kanun yararına bozma konusu yapılabileceği nazara alınarak yapılan incelemede,
1- Benzer bir olaya ilişkin olarak Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 03/03/2016 tarihli ve 2014/21037 esas, 2016/1833 karar sayılı ilâmında yer alan, “…Sanığın, katılanın kimlik bilgilerini kullanarak hat çıkartan kişinin … Tatlılıoğlu olup olmadığı konusunda gerekli araştırma yapmayarak abonelik sözleşmesi yaptığından bahisle özel belgede sahtecilik suçuna iştirak ettiği gerekçesi ile hakkında açılan kamu davasında, aşamalardaki savunmalarında suçlamayı red etmesi, Samsun Kriminal Polis Laboratuvarının 16.07.2012 tarihli raporunda sözleşme altındaki imzaların katılana ait olmadığının tespit edilmesine rağmen; sözleşme ile ekindeki nüfus cüzdan fotokopisi üzerindeki yazı ve rakamlar ile sözleşmedeki katılana atfen bulunan imzaların sanığın eli ürünü olduğu hususunda bir araştırma yapılmadan kararın verilmiş olması karşısında; maddi gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde tespiti bakımından; suça konu sözleşme ile ekindeki belge üzerindeki yazı ve rakamlar ile sözleşmedeki katılana atfen bulunan imzaların sanığın eli ürünü olup olmadığı hususunda bilirkişi incelemesi yaptırılması…” şeklindeki açıklamalar karşısında,
Somut olayda, katılana ait 0 538 889 52 94 numaralı telefon hattına ait 22/11/2014 tarihli abonelik sözleşmesinin müştekinin bilgisi ve rızası dışında şüphelinin yetkilisi olduğu “… İnş. Or. Ür. Müc. Ltd. Şti” isimli işyerinde tanzim edildiğinden bahisle açılan kamu davası sonucunda sanığın mahkûmiyetine karar verilmiş ise de; sanık müdafiinin kanun yararına bozma talep dilekçesinde müvekkilinin suça konu abonelik sözleşmesinin düzenlenme tarihinden çok sonra 17/06/2015 tarihinde söz konusu mağazada çalışmaya başladığı, bu durumun SGK kayıtlarından anlaşılabileceği, sözleşmedeki imzanın da ona ait olmadığını savunması karşısında, sözleşmenin düzenlendiği tarihte sanığın anılan iş yerinde çalışıp çalışmadığının ilgili kamu kurumundan sorulup, imza incelemesi yaptırılarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdir edilmesi gerektiğinin gözetilmemesinde,
2- Kabule göre de, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 168. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak çıkarılan ve karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 14/2. maddesinde yer alan “Ceza hükmü taşıyan özel kanun, tüzük ve kararnamelere göre yalnız para cezasına hükmolunan davalarda bu Tarifeye göre belirlenecek avukatlık ücreti hükmolunan para cezası tutarını geçemez.” şeklindeki düzenleme karşısında, 5809 sayılı Kanun’a aykırılık suçundan sanık aleyhine 600,00 Türk lirası adli para cezası hükmedildiği ve bu nedenle katılan lehine verilecek vekalet ücretinin bu tutardan fazla olamayacağı gözetilmeden, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde karar verilmesinde,
İsabet görülmemiştir.”
şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
1.Kanun yararına bozma ihbarnamesindeki (1) nolu istem yönünden yapılan değerlendirmede; 5809 sayılı Kanun’un “cezai hükümler” başlıklı 63 üncü maddesinin onuncu fıkrasında suçun maddi unsurunun “…fıkralarına aykırı hareket ederek bu işi bizzat yapanlar…” şeklinde belirlendiği, maddede yazılı “…bu işi…” ifadesinin, suçun unsurlarını oluşturan seçimlik hareketleri nitelediği, atıfta bulunulan 5809 sayılı Kanun’un 56 ncı maddesinin dördüncü fıkrasında yazılı seçimlik hareketlerin, kişinin bilgisi ve rızası dışında, abonelik tesisi, abonelik işlemi yapılması, elektronik kimlik bilgisini haiz cihazların
kayıt işlemi yapılması ve yaptırılması, bu amaçla gerçeğe aykırı evrak düzenlenmesi, evrakta değişiklik yapılması ve bunların kullanılması” olduğunun anlaşıldığı, bu düzenlemeler ışığında suçun sübutu bakımından, sanığın adı geçen sözleşmeyi mutlaka kendi el yazısıyla düzenleyip imzalaması şartı aranmadığı, söz konusu evrakta değişiklik yapmak veya gerçek dışı hazırlanan evrakı kullanmak fiillerinden herhangi birini gerçekleştirmesi, abonelik sözleşmesi hazırlamak dışında herhangi bir abonelik tesisi veya işlemi yapması veya yaptırması halinde de suçun maddi unsurlarının oluştuğunun kabul edilebileceği, dosyanın tetkikinde soruşturma ve kovuşturma aşamasında gerekli tahkikatın yapıldığı, işlemin tesis edildiği operatör nezdinde yapılan araştırmada, işlemin yapıldığı bayi ile yetkilisinin sanık olduğuna dair bilgi verildiği anlaşıldığında bu hususa yönelik istem yerinde görülmemiştir.
2. Kanun yararına bozma ihbarnamesindeki (2) nolu istem yönünden yapılan değerlendirmede; Olağanüstü kanun yolu olan ve öğretide “olağanüstü temyiz” olarak adlandırılan kanun yararına bozmanın amacı hâkim veya mahkeme tarafından verilen ve istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen kararların Yargıtay’ca incelenmesini, buna bağlı olarak da kanunların uygulanmasında ülke sathında birliğe ulaşmak, hâkim veya mahkemelerce verilen cezaya ilişkin karar veya hükümlerdeki hukuka aykırılıkları toplum ve birey açısından hukuk yararına gidermektir.
Olağanüstü bir kanun yolu olan kanun yararına bozma müessesesinin konusunu oluşturabilecek kanuna aykırılık halleri, olağan kanun yolu olan temyiz nedenlerine göre dar ve kısıtlı tutulduğunda kesin hükmün otoritesi korunmuş olur.
26.10.1932 tarih ve 29/12 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ve bu karar esas alınmak suretiyle verilen Yargıtay Ceza Genel Kurulu ve Özel Dairelerin süreklilik arz eden kararlarında belirtildiği üzere, kabul edip etmemenin hâkim veya mahkemenin takdirine bağlı olduğu istekler hakkında verilen kararlar ile kanıtların değerlendirilmesine ve şahsi hakka ilişkin kararlar kanun yararına bozma konusu olamaz.
Bu açıklamalara ve yerleşik yargısal kararlara göre (Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 05.11.2008 tarihli ve 2008/9091 Esas, 2008/7078 Karar, Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 14.11.2007 tarihli ve 2007/12330 Esas, 2007/8319 Karar, Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 27.02.2013 tarihli ve 2012/28035 Esas, 2013/3196 Karar ve Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 27.12.2012 tarih ve 2012/21561 Esas, 2012/28771 Karar sayılı kararları) vekâlet ücretinin şahsi hakka ilişkin olması nedeniyle, bu hususta kanun yararına bozma talebinde bulunulamayacağından, bu hususa ilişkin istemin reddi gerekmiştir.
III. KARAR
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünceler yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE,
Dava dosyasının, Mahkemesine sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
03.10.2023 tarihinde karar verildi.