YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/17437
KARAR NO : 2023/10397
KARAR TARİHİ : 28.11.2023
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2022/1225 Değişik İş
SUÇ : 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’ye muhalefet
İNCELEME KONUSU KARAR: İtirazın reddi
KANUN YARARINA BOZMA : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet
YOLUNA BAŞVURAN Başsavcılığı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması
Sanık …’nın 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin 61/A maddesinin birinci fıkrası ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 43 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 52 nci maddesinin ikinci fıkraları gereğince 1 yıl 15 gün hapis ve 100,00 Türk lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 231 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve 5 yıl süre ile denetime tâbi tutulmasına dair Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Ceza Mahkemesinin 21.09.2017 tarihli ve 2017/117 Esas, 2017/394 Karar sayılı kararına yönelik yapılan itirazın reddine dair Bakırköy 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 21.11.2017 tarihli ve 2017/1065 değişik iş sayılı kararı ile kesinleşmesini müteakip, sanık müdafiinin, sanığın 5 yıllık denetim süresi içerisinde yeni bir suç işlemediğinden bahisle anılan mahkeme kararının düşürülmesine karar verilmesi yönündeki talebinin, sanık hakkında denetim süresi içerisinde işlenen dolandırıcılık suçundan İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 2019/48050 soruşturma sayılı dosyasında şüpheli sıfatıyla soruşturma bulunduğu ve anılan soruşturma dosyasının halen derdest olduğundan bahisle bu aşamada karar verilmesine yer olmadığına dair Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Ceza Mahkemesinin 19.12.2022 tarihli
ve 2017/117 Esas, 2017/394 Karar sayılı ek kararına karşı yapılan itirazın Bakırköy 16. Ağır Ceza Mahkemesinin 30.12.2022 tarihli ve 2022/1225 değişik iş sayılı kararı ile reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanunun 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 18.08.2023 tarihli evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 26.09.2023 tarihli ve KYB-2023/93798 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 26.09.2023 tarihli ve KYB-2023/93798 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “…5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/8. maddesinde yer alan “Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verilmesi halinde sanık, beş yıl süreyle denetim süresine tâbi tutulur.” ve 231/10. maddesinde yer alan “Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmediği ve denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere uygun davranıldığı takdirde, açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılarak, davanın düşmesi kararı verilir.” şeklindeki düzenlemeler nazara alındığında,
Her ne kadar Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 05/05/2015 tarihli ve 2014/8-145 esas, 2015/145 karar sayılı ilamında, denetim süresi içerisinde işlenen ikinci suçun bu süre içerisinde kesinleşmesi gibi bir zorunluluğa madde metninde yer verilmediği, ikinci suçun denetim süresi içerisinde işlenmesi ve kasıtlı bir suç olmasının yeterli olacağı belirtilmiş ise de, hukuk güvenliği bakımından sanık hakkında verilen mahkumiyet kararının hukuki sonuç doğurmamasını ifade eden hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının, kişilerin üzerinde ömür boyu gölge düşürmesinin kabul edilemeyeceği, sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi akabinde, kararın kesinleşmesinden itibaren 5 yıl geçtikten sonra sanığın anılan kararın adli sicilinden silinmesi için hukuki bir menfaatinin bulunduğu durumlar olabileceği, ancak 5 yıllık denetim süresi içerisinde sanığın işlemiş olduğu ve denetim süresi bitmiş olmasına rağmen halen yargılamasının bitirilmediği derdest olan bir dosyasının bulunması durumunda, asıl olanın hakimin sanığa ait adli sicil kayıtlarına bakması olacağı, sanığın UYAP kayıtlarına bakılarak derdest dosyası bulunması sebebiyle hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına yönelik olarak sanık hakkındaki kamu davasının düşürülmesi talebinin reddedilmesi halinin sanık aleyhine sonuçlar doğuracağı ve farklı dosyalarda sanıklar hakkında adli sicil kaydı yerine UYAP kayıtlarına bakılmasının çifte standarda yol açabileceği, böylelikle somut olayda, sanık müdafiinin “talep tarihi” itibariyle, sanık hakkında uygulanmasına karar verilen 5 yıllık denetim süresi içerisinde kasten işlenmiş suça ilişkin kesinleşmiş bir ilam bulunmadığı, bu halde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına yönelik olarak sanık hakkındaki kamu davasının düşürülmesine karar verilmesine engel bir durum bulunmadığı gözetilmeden, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir…
” yönündeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Ceza Mahkemesinin ek karar tarihinin 19.12.2022 olmasına karşın, ihbarnamede 21.09.2017 olarak gösterilmesinin maddi hata olduğu kabul edilerek yapılan incelemede;
Sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Ceza Mahkemesinin 21.09.2017 tarihli ve 2017/117 Esas, 2017/394 Karar sayılı kararının 21.11.2017 tarihinde kesinleştiği ve denetim süresinin bu tarihten itibaren işlemeye başlayacağı, UYAP sisteminden yapılan inceleme soncunda, sanık hakkında, suç tarihi 03.01.2018 olarak gözüken dolandırıcılık suçundan İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 2019/48050 soruşturma sayılı dosyasında şüpheli sıfatıyla soruşturma bulunduğu ve anılan soruşturma dosyasının halen derdest olduğu anlaşılmakla; sanık müdafiin talebinin değerlendirildiği tarih itibarı ile sanık hakkında düşme kararı verilebilmesi için 5271 sayılı Kanunun 231 inci maddesinin onuncu fıkrasında aranan şartın, bir başka anlatım ile sanığın denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemediği hususunun sabit olmadığı ve suç işlenip işlenmediği ile işlendiğinin kabul edilmesi durumunda suç tarihinin denetim süresi içerisinde kalıp kalmadığı hususlarının, anılan soruşturma ve/veya kovuşturma sonucunda belirlenecek olması karşısında, Bakırköy 16. Ağır Ceza Mahkemesinin 30.12.2022 tarihli ve 2022/1225 değişik iş sayılı kararında hukuka aykırılık görülmediğinden, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
III. KARAR
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE,
Dava dosyasının, Mahkemesine sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
28.11.2023 tarihinde karar verildi.