YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/4045
KARAR NO : 2023/5071
KARAR TARİHİ : 17.05.2023
BOZMA ÜZERİNE
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’na muhalefet
HÜKÜM : Beraat
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Sanıklar hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Küçükçekmece 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 12.11.2013 tarihli ve 2012/295 Esas, 2013/1337 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi gereği beraat ve sanıklar müdafiileri lehine vekalet ücretine karar verilmiştir.
2.Küçükçekmece 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 12.11.2013 tarihli ve 2012/295 Esas, 2013/1337 Karar sayılı kararının katılan Gümrük İdaresi vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay 7. Ceza Dairesinin
20.12.2017 tarihli ve 2015/16824 Esas, 2017/11192 Karar sayılı ilâmıyla;”… 28.06.2011 tarih ve EX320072 sayılı gümrük çıkış beyannamesinin onay işleminin yapılmasına müteakip kırmızı hatta düştüğü ve 4458 sayılı Gümrük Kanunu’nun 64 üncü maddesinde beyannamenin iptal konusunda ”Madde 64-1. Gümrük İdareleri, beyan sahibinin talebi üzerine ve eşyanın yanlışlıkla beyanname konusu gümrük rejimine tabi tutulmasına veya beyan edildiği rejime tabi tutulmasının özel nedenlerle artık mümkün olmadığına ilişkin kanıtlayıcı belgeleri ibraz etmesi halinde, tescil edilmiş bir beyannameyi iptal ederek, gerektiğinde yeni bir rejim beyanında bulunulmasına izin verebilirler.
Ancak, gümrük idarelerince beyan sahibine eşyanın muayene edileceğinin bildirilmiş olduğu hallerde, muayenenin sonucu alınmadan beyannamenin iptaline ilişkin talep kabul edilmez.
Beyannamenin iptali, yürürlükteki cezai hükümlerin uygulanmasına engel oluşturmaz.” ve keza ”Gümrük Yönetmeliğinin 121/2. maddesi gereğince ”Eşyanın teslimine kadar; a) Eşyanın muayenesi için bigisayar sistemi tarafından beyanın kontrolü türünün kırmızı hat olarak belirlenmesinden, b) Beyan edilen eşyaya ilişkin bilgilerin yanlış olduğunun tespit edilmesinden, önce beyannamede düzeltme yapılmasına izin verilir ve herhangi bir cezai işlem uygulanmaz.” hükümleri birlikte değerlendirildiğinde; Gümrük eşyasının muayene edileceğinin idarece beyan sahibine bildirilmesi halinde bu beyannamenin iptalinin talep edilemeyeceği, eşyanın kontrol türünün bilgisayar sistemi tarafından kırmızı hat olarak belirlenmesi halinde bu eşyanın fiziki muayenesinin zorunlu olduğu, eşyanın kontrol türünün kırmızı hat olarak belirtilmesi halinin beyan sahibine eşyanın fiziki olarak muayene edileceğinin bildirilmesi anlamına geldiği, böyle bir durumda muayene sonucu alınmadan beyannamenin iptaline ilişkin talebin kabul edilemeyeceği, beyannamenin iptalinin cezai hükümlerin uygulanmasına engel olmayacağı sonucuna varılmaktadır.
Somut olay ve bu hükümler değerlendirildiğine; eşyanın kırmızı hatta düşmesi üzerine Gümrük İdaresi’nin sanıklara muayene için hazır bulundurmaları ihtarı yapma yükümlülüğü olmadığı ve eşyanın muayene için hazır edilmesi gerektiği ve eşyaların onay işlemine rağmen gümrükte baştan itibaren hazır bulundurulmadığı, eşyaların gümrüğe getirilmediği, bu suretle olmayan eşyayı ihraç etmeye teşebbüs ettikleri; sanıklar alıcının siparişi iptal etmesi üzerine iptal talebinde bulunduklarını ifade etmiş iselerde bu aşamadan sonra beyannamenin iptalinin mümkün olmadığı ve bu suretle sanıkların, olayın başından beri ihraç edilmemiş bir eşyayı ihraç edilmiş gibi göstererek haksız çıkar sağlama kastıyla hareket ettiklerinin kabulü gerektiği, sanıkların beyanname düzenleyerek idareye vermeleri ve beyannamenin tescilinin, atılı suçun icra hareketini oluşturduğu, Ancak atılı kaçakçılık suçunun tamamlanması için öngörülen haksız çıkar elde edilemediği için eylemin teşebbüs aşamasında kaldığı 5607 sayılı Kanun’un suç tarihinde yürürlükte bulunan 3 üncü maddesinin (18) fıkrasına göre; ”Yukardaki fıkralarda tamamlanan fiiller, teşebbüs aşamasında kalmış olsa bile, tamamlanmış suç gibi cezalandırılır.” hükmü gereğince sanıkların atılı suçtan cezalandırılmaları gerekirken dosya kapsamıyla örtüşmeyen gerekçeyle beraatlerine karar verilmesi,” nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
3.Küçükçekmece 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 18.10.2018 tarihli ve 2018/134 Esas, 2018/718 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi gereği beraat ve sanıklar müdafiileri lehine vekalet ücretine karar verilmiştir.
4.Anılan kararın katılan Gümrük İdaresi vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 03.07.2019 tarihli ve 2019/909 Esas, 2019/33783 Karar sayılı ilâmıyla;”… Küçükçekmece 1. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 12/11/2013 tarihli ve 2012/295 Esas, 2013/1337 Karar sayılı hükmünün Dairemizce 20/12/2017 tarihli kararı ile bozulduğu, bozma kararı üzerine yerel mahkemece verilen 18/10/2018 tarih ve 2018/134 Esas, 2018/718 sayılı Kararı hükmün direnme niteliğinde olmayıp eylemli uyma niteliğinde olduğu kabul edilmiş olup; Eşyanın kırmızı hatta düşmesi üzerine Gümrük İdaresi’nin sanıklara muayene için hazır bulundurmaları ihtarı yapma yükümlülüğü olmadığı ve eşyanın muayene için hazır edilmesi gerektiği ve eşyaların onay işlemine rağmen gümrükte baştan itibaren hazır bulundurulmadığı, eşyaların gümrüğe getirilmediği, bu suretle olmayan eşyayı ihraç etmeye teşebbüs ettikleri; sanıkların beyanname muhteviyatı malları alıcının istediği zamanda tıra yetiştirememesi üzerine suça konu beyannamede yer alan eşyaların ihracından vazgeçerek iptal talebinde bulunduklarını ifade etmiş ise de, bu aşamadan sonra beyannamenin iptalinin mümkün olmadığı ve bu suretle sanıkların, olayın başından beri ihraç edilmemiş bir eşyayı ihraç edilmiş gibi göstererek haksız çıkar sağlama kastıyla hareket ettiklerinin kabulü gerektiği, sanıkların beyanname düzenleyerek idareye vermeleri ve beyannamenin tescilinin, atılı suçun icra hareketini oluşturduğu, Ancak atılı kaçakçılık suçunun tamamlanması için öngörülen haksız çıkar elde edilemediği için eylemin teşebbüs aşamasında kaldığı 5607 sayılı Kanun’un suç tarihinde yürürlükte bulunan 3. maddenin (18) fıkrasına göre: “Yukarıdaki fıkralarda tanımlanan fiiller, teşebbüs aşamasında kalmış olsa bile, tamamlanmış suç gibi cezalandırılır.” hükmü gereğince sanıkların kaçakçılık eylemi tamamlanmış olduğundan, sanıkların olaydaki fonksiyonları değerlendirilerek sonucuna göre atılı suçtan cezalandırılması gerekirken dosya kapsamıyla örtüşmeyen gerekçeyle beraatlerine karar verilmesi nedeniyle bozulduğu, mahkemece bozma gereği yerine getirilmeden yazılı şekilde hüküm tesisi,…” nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
5.Küçükçekmece 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 13.10.2020 tarihli ve 2019/507 Esas, 2020/383 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında müsnet suçtan açılan davaların 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi ve aynı Kanun’un 67 nci maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi yollamasıyla 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca ayrı ayrı düşmesine karar verilmiştir.
6.Mezkur kararın katılan Gümrük İdaresi vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 27.01.2021 tarihli ve 2020/6430 Esas, 2021/1261 Karar sayılı ilâmıyla; “….Sanıkların eylemlerinin 5607 sayılı Kanun’un 4/2. maddesi kapsamında kaldığı, suç tarihinde yürürlükte olan 5237 sayılı TCK’nın 66/1-d maddesi uyarınca olağan zamanaşımının 15 yıl, olağanüstü zamanaşımının 22 yıl 6 … olacağı gözetilerek;
Gümrük Müdürlüğü tarafından Bilge sisteminde 28.06.2011 tarih ve EX320072 sayılı göndericisi … Dış Ticaret A.Ş olan gümrük çıkış beyannamesinin taranması neticesinde bu ihracat beyannamesinin kırmızı hatta işlem görmek üzere yönlendirildiği, ”teslim alınmış” statüde bırakıldığı ve muayeneye sevk edilmediği, bu defa aynı firma tarafından alıcı firma, ülke, eşya cinsi, kg vb aynı olduğu anlaşılan 29.06.2011 tarih ve EX321418 sayılı ihracat beyannamesinin sarı hat kriteri ile yurt dışı edildiğinin belirlenmesi üzerine başlatılan soruşturma kapsamında sanıklar …’nin, tedarikçi firma olan … Dış Ticaret A.Ş. isimli firmanın yönetim kurulu başkanı ve genel müdürü olduğu, …’nın imalatçı firma olan TYH Teks. A.Ş. isimli firmanın ortağı ve yönetim kurulu başkanı olduğu, …’in ise … Dış Ticaret A.Ş. isimli firmanın gümrük müşaviri olduğu Halkalı Gümrük Müdürlüğü’ne
gümrük çıkış beyannamesinin verilerek, onaylanmış olduğu ve kırmızı hatta fiziki muayeneye sevk edildiği fakat eşyaların muayeneye sunulmadığı,
Halkalı Gümrük İdaresine verilen 29.09.2011 tarihli dilekçe ile beyannamenin iptalinin talep edildiği, 29.06.2011 tarihli ve EX321418 sayılı ihracat beyannamesi ile eşyaların ihraç edilmesi şeklinde gerçekleşen olayda, eylemin teşekkül halinde kaçakçılık suçunu oluşturması halinde zamanaşımını kesen son işleme göre zamanaşımı süresinin dolmadığı gözetilmeden düşme kararı verilmesi,…” nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
7.Küçükçekmece 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 01.11.2022 tarihli ve 2021/80 Esas, 2022/637 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi gereği beraat ve sanıklar müdafiileri lehine vekalet ücretine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan Gümrük İdaresi vekilinin temyiz isteği; sanıkların ihracat gerçekleşmediği halde gerçekleşmiş gibi göstererek kaçakçılık suçunu işlediklerine, sanıklar lehine eksik inceleme ve araştırma sonucu haksız ve hukuka aykırı olarak beraat kararı verildiğine, kararda müsadere hükmünün kurulmadığına ve re’sen tespit edilecek sebeplerle hükmün bozulması talebine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1.Bilge Sisteminde 28.06.2011 tarih ve EX320072 sayılı göndericisi … Dış Ticaret A.Ş olan gümrük çıkış beyannamesinin taranması neticesinde bu ihracat beyannamesinin kırmızı hatta işlem görmek üzere yönlendirildiği, ”teslim alınmış” statüde bırakıldığı ve muayeneye sevk edilmediği, bu defa aynı firma tarafından alıcı firma, ülke, eşya cinsi, kg ve benzeri aynı olduğu anlaşılan 29.06.2011 tarih ve EX321418 sayılı ihracat beyannamesinin sarı hat kriteri ile yurt dışı edildiğinin tespiti üzerine başlatılan soruşturmada; Halkalı Gümrük Müdürlüğü’ne gümrük çıkış beyannamesinin verilerek, onaylanmış olduğu ve kırmızı hatta fiziki muayeneye sevkedildiği fakat eşyaların muayeneye sunulmadığı, Halkalı Gümrük İdaresine verilen 29.06.2011 tarihli dilekçe ile beyannamenin iptalinin talep edildiği, 29.06.2011 tarihli ve EX321418 sayılı ihracat beyannamesi ile eşyaların ihraç edildiği anlaşılmıştır.
2.Soruşturma kapsamında …’nin, tedarikçi firma olan … Dış Ticaret A.Ş. isimli firmanın yönetim kurulu başkanı ve genel müdürü olduğu, …’nın imalatçı firma olan TYH Teks. A.Ş. isimli firmanın ortağı ve yönetim kurulu başkanı olduğu, …’in ise … Dış Ticaret A.Ş. isimli firmanın gümrük müşaviri olduğu tespit edilmiştir.
3.Sanıklar aşamalardaki savunmalarında, suç işleme kastlarının bulunmadığını, işlemin imalatçı firmanın elemanının belge üzerinde yapmış olduğu hatadan kaynaklandığını, eşyaları kırmızı hattan alıp sarı hattan göndermek gibi bir amaçlarının olmadığını beyan etmişlerdir.
IV. GEREKÇE
Eşyanın kırmızı hatta düşmesi üzerine Gümrük İdaresi’nin sanıklara muayene için hazır bulundurmaları ihtarı yapma yükümlülüğü olmadığı ve eşyanın muayene için hazır edilmesi gerektiği ve eşyaların onay işlemine rağmen gümrükte baştan itibaren hazır bulundurulmadığı, eşyaların gümrüğe getirilmediği, bu suretle olmayan eşyayı ihraç etmeye teşebbüs ettikleri; sanıkların beyanname muhteviyatı malları alıcının
istediği zamanda tıra yetiştirememesi üzerine suça konu beyannamede yer alan eşyaların ihracından vazgeçerek iptal talebinde bulunduklarını ifade etmişler ise de, bu aşamadan sonra beyannamenin iptalinin mümkün olmadığı ve bu suretle sanıkların, olayın başından beri ihraç edilmemiş bir eşyayı ihraç edilmiş gibi göstererek haksız çıkar sağlama kastıyla hareket ettiklerinin kabulü gerektiği, sanıkların beyanname düzenleyerek idareye vermeleri ve beyannamenin tescilinin, atılı suçun icra hareketini oluşturduğu, ancak atılı kaçakçılık suçunun tamamlanması için öngörülen haksız çıkar elde edilemediği için eylemin teşebbüs aşamasında kaldığı 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’nun suç tarihinde yürürlükte bulunan 3 üncü maddesinin onsekizinci fıkrasına göre: “Yukarıdaki fıkralarda tanımlanan fiiller, teşebbüs aşamasında kalmış olsa bile, tamamlanmış suç gibi cezalandırılır.” hükmü gereğince sanıkların kaçakçılık eylemi tamamlanmış olduğundan, sanıkların olaydaki fonksiyonları değerlendirilerek sonucuna göre atılı suçtan cezalandırılması gerekirken dosya kapsamıyla örtüşmeyen gerekçeyle beraatlerine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Küçükçekmece 1.Asliye Ceza Mahkemesinin 01.11.2022 tarihli ve 2021/80 Esas, 2022/637 Karar sayılı kararına yönelik katılan Gümrük İdaresi vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy çokluğuyla BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
17.05.2023 tarihinde karar verildi.
KARŞI DÜŞÜNCE
Dosya kapsamına göre Bilge Sisteminde 28.06.2011 tarih ve EX320072 sayılı göndericisi … Dış Ticaret A.Ş olan gümrük çıkış beyannamesinin taranması neticesinde bu ihracat beyannamesinin kırmızı hatta işlem görmek üzere yönlendirildiği ”teslim alınmış” statüde bırakıldığı ve muayeneye sevk edilmediği, bu defa aynı firma tarafından alıcı firma, ülke, eşya cinsi, kg ve benzeri aynı olduğu anlaşılan 29.06.2011 tarih ve EX321418 sayılı ihracat beyannamesinin sarı hat kriteri ile yurt dışı edildiğinin tespiti üzerine başlatılan soruşturmada; Halkalı Gümrük Müdürlüğü’ne gümrük çıkış beyannamesinin verilerek, onaylanmış olduğu ve kırmızı hatta fiziki muayeneye sevkedildiği fakat eşyaların muayeneye sunulmadığı, Halkalı Gümrük İdaresine verilen 29.06.2011 tarihli dilekçe ile beyannamenin iptalinin talep edildiği, 29.06.2011 tarihli ve EX321418 sayılı ihracat beyannamesi ile eşyaların ihraç edilmesi şeklinde gerçekleşen olayda; sanıklar …’nin, tedarikçi firma olan … Dış Ticaret A.Ş. isimli firmanın yönetim kurulu başkanı ve genel müdürü olduğu, …’nın imalatçı firma olan TYH Teks. A.Ş. isimli firmanın ortağı ve yönetim kurulu başkanı olduğu, …’in ise … Dış Ticaret A.Ş. isimli firmanın gümrük müşaviri olduğu anlaşılmıştır.
Sanıkların sahte bir takım belgeler düzenlemek suretiyle gerçekte olmayan malları varmış gibi gösterdikleri ya da eşyaların cins, miktar, evsaf ve fiyatı konusunda gerçeğe aykırı bilgiler verdikleri konusunda dosyaya yansıyan her hangi bir bilgi, belge ve tespit bulunmamaktadır. Başka bir ifadeyle, dosya kapsamında hayali ihracat suçunun gerçekleşeceğine dair somut bir delil yer almamaktadır. Mahkemece de bu yönde değerlendirme yapılarak beraat kararı verilmiştir.
Dairemizin görüşü; eşyanın kırmızı hatta düşmesi üzerine Gümrük İdaresinin sanıklara muayene için hazır bulundurmaları ihtarı yapma yükümlülüğü olmadığı ve eşyanın muayene için hazır edilmesi gerektiği ve eşyaların onay işlemine rağmen gümrükte baştan itibaren hazır bulundurulmadığı, eşyaların gümrüğe getirilmediği, bu suretle olmayan eşyayı ihraç etmeye teşebbüs ettikleri; sanıkların beyanname muhteviyatı malları alıcının istediği zamanda tıra yetiştirememesi üzerine suça konu beyannamede yer alan eşyaların ihracından vazgeçerek iptal talebinde bulunduklarını ifade etmiş ise de, bu aşamadan sonra beyannamenin iptalinin mümkün olmadığı ve bu suretle sanıkların, olayın başından beri ihraç edilmemiş bir eşyayı ihraç edilmiş gibi göstererek haksız çıkar sağlama kastıyla hareket ettiklerinin kabulü gerektiği, sanıkların beyanname düzenleyerek idareye vermeleri ve beyannamenin tescilinin, atılı suçun icra hareketini oluşturduğu ancak atılı kaçakçılık suçunun tamamlanması için öngörülen haksız çıkar elde edilemediği için eylemin teşebbüs aşamasında kaldığı 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’nun suç tarihinde yürürlükte bulunan 3 üncü maddesinin onsekizinci fıkrasına göre: “Yukarıdaki fıkralarda tanımlanan fiiller, teşebbüs aşamasında kalmış olsa bile, tamamlanmış suç gibi cezalandırılır.” hükmü gereğince sanıkların kaçakçılık eylemi tamamlanmış olduğundan, sanıkların olaydaki fonksiyonları değerlendirilerek sonucuna göre atılı suçtan cezalandırılması gerekirken dosya kapsamıyla örtüşmeyen gerekçeyle beraatlerine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğu yönündedir.
Dairemiz, sanıkların şirketinin gümrük müşaviri aracılığı ile verdiği gümrük beyannamesinin kırmızı hatta düşmesi ve bu beyannameye konu malların da sanıkların atılı ihracat kaçakçılığı suçunun unsurları itibarıyla oluşmadığı düşüncesi ile muayene işlemine hazır edilmemesi ile suçun icrai hareketlerinin başladığını kabul ederek, hayali ihracat suçunun gerçekleştiği sonucuna varmıştır. Ancak, bir suça teşebbüsten söz edebilmek için failin kastettiği suçun icrai hareketlerine elverişli araçlarla başlaması gerekmektedir. Teşebbüsün maddi unsuru, icra hareketlerine elverişli hareketlerle başlanılmış olmasıdır. Araç elverişli değilse icraya başlanmış olmayacaktır. Gümrük mevzuatı ihracatı yapılacak malların beyanname verildiği esnada gümrükte hazır edilmesini aramadığından, hayali ihracat suçunun elverişli icrai hareketlerinin başladığından bahsedebilmek için en azından suça konu malların gümrük sahasında hazır bulunmasından sonra, muayenelerinin gündeme gelmesini müteakip sanıklar tarafından muayeneden kaçırmak amacıyla gümrük sahasından çıkarılmaya çalışılması gerekmektedir. Sanıkların sahte ve gerçeğe aykırı bir takım eylem ve işlemlerle hayali ihracat suçunu işlemeye kalktıklarına dair herhangi bir delil olmadan ya da bu yönde bir delil ortaya konmadan, eylemleri ışığında kastlarının atılı suçu işlemeye yönelik olduğu somut delillerle değerlendirilmeden, sadece ihracat beyannamesinin kırmızı hatta düşmesini hayali ihracat suçunun elverişli hareketi kabul edilerek atılı suçun teşebbüs aşamasına geldiğinin kabulünün mümkün olmadığı değerlendirilmiştir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 09.03.2021 tarihli 2020/7-455 Esas, 2021/89 Karar sayılı kararında karşı düşüncede belirtilen gerekçeler de göz önünde bulundurulduğunda, sanıklara atılı ihracat kaçakçılığı suçunun unsurları itibarıyla oluşmadığı düşüncesi ile çoğunluk görüşüne katılmıyoruz. 17.05.2023