Yargıtay Kararı 7. Ceza Dairesi 2023/5138 E. 2023/10275 K. 22.11.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/5138
KARAR NO : 2023/10275
KARAR TARİHİ : 22.11.2023

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2022/402 E., 2022/3342 K.
SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’na muhalefet
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Kısmî ret, kısmî esastan ret

Sanık hakkında bozma üzerine verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Aralık Asliye Ceza Mahkemesinin, 26.05.2010 tarihli ve 2010/14 Esas, 2010/106 Karar sayılı kararı ile sanığın 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’na (5607 sayılı Kanun) muhalefet suçundan 10 … hapis ve 80,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, eşya müsaderesine ve nakil aracının iadesine karar verilmiştir.

2.Sanığın denetim süresi içerisinde 26.05.2015 tarihinde kasten yeni bir suç işlemesi üzerine dosya yeniden ele alınarak Aralık Asliye Ceza Mahkemesinin, 18.02.2020 tarihli ve 2019/334 Esas, 2020/145

Karar sayılı kararı ile 26.05.2010 tarihli hükmün açıklanmasına, sanığın 5607 sayılı Kanun’a muhalefet suçundan 10 … hapis ve 80,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, eşya müsaderesine ve nakil aracının iadesine karar verilmiştir.

3.Anılan kararın sanık ile katılan … İdaresi vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin 13.10.2020 tarihli ve 2020/1624 Esas, 2020/2768 Karar sayılı kararı ile; 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin dolduğundan bahisle ilk derece mahkemesince kurulan hüküm kaldırılarak, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi ve 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle düşürülmesine ve kaçak eşyanın müsaderesine karar verilmek suretiyle 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 303 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca hükmün düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

4.Anılan kararın katılan … İdaresi vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay 7. Ceza Dairesinin, 27.12.2021 tarihli ve 2021/22007 Esas, 2021/18316 Karar sayılı ilâmıyla;
“…Olay tutanağı ve dosya kapsamına göre, 19.11.2009 tarihinde sanığın sürücülüğünü yaptığı araçta ele geçirilen kaçak akaryakıtın Nahçivan’dan alınarak Dilucu sınır kapısından yurda sokulduğunun ve yakalama yerinin askeri yasak bölge sınırları içerisinde bulunduğunun anlaşılması karşısında, sanığın eyleminin suç tarihinde yürürlükte olan 5607 sayılı Yasanın 3/1. maddesi kapsamında kaldığı, atılı suçtan doğrudan zarar görenin ve davaya katılma hakkı olan kurumun Gümrük İdaresi olduğu ve mahkemece Gümrük İdaresi adına iddianame ekli duruşma gününü bildirir davetiyenin usulüne uygun tebliğ edilmiş olmasına rağmen suçtan zarar gören kurumun süresinde katılma dilekçesi sunmadığı, dosyada mevcut katılma dilekçesinin hükümden sonra 03.06.2010 tarihinde ibraz edildiği gözetilerek sanık hakkında verilen 26.05.2010 tarihli hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının usulüne uygun kesinleştiği cihetle;
5237 sayılı TCK’nun 67/1. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleştiği 14.07.2010 tarihi ile deneme süresi içinde işlenen suç tarihi olan 26/05/2015 arasında geçen sürede dava zamanaşımı süresinin durduğu ve buna göre 8 yıllık olağan ve 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı sürelerinin henüz dolmadığı gözetilmeksizin yazılı şekilde ilk kararın usulüne uygun kesinleşmediğinden bahisle savunma tarihi esas alınarak düşme kararı verilmesi,
Kabule göre ise;
İddianame ile müsaderesi talep edilen kaçak eşya ile suçta kullanılan nakil aracının müsaderesi veya iadesi yönünde karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi…” nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.

5.Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin, 27.09.2022 tarihli ve 2022/402 Esas, 2022/3342 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 5607 sayılı Kanun’un 3 üncü maddesinin birinci ve yirmiikinci fıkraları, 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin birinci fıkrası, aynı Kanun’un 52 nci maddesinin ikinci fıkrası, 53 üncü maddesi, 5607 sayılı Kanun’un 13 üncü maddesinin birinci fıkrası delaletiyle 5237 sayılı Kanun’un 54 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca 3 … 10 gün hapis ve 1 gün karşılığı 20,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, suça konu eşyanın müsaderesine ve nakil aracının müsaderesine yer olmadığına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1.Katılan … İdaresi vekillerinin temyiz isteği, pek hafif indirimi yapılmaması gerektiğine, nakil aracının müsadere edilmesi ve re’sen gözetilecek nedenlerle kararın bozulması talebine ilişkindir.

2.Sanığın temyiz isteği, atılı suçu kabul etmediği gerekçesi ile kararın temyizen incelenmesi talebine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Olay tutanağı ve dosya kapsamına göre; kolluk görevlilerince uygulama noktasında durdurulan sanığın sevk ve idaresindeki 76 AE 282 plakalı araçta Aralık Sulh Ceza Mahkemesinden alınan önleme araması kararına istinaden yapılan aramada aracın yakıt deposundan 600 litre kaçak akaryakıt ele geçirildiği, bu akaryakıtın 200 litresinin depo fazlası olduğu tespit edilen olayda;
Temyizin kapsamına göre;
Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bozma üzerine kurulan hükümde;
Dosyada yer alan 03.04.2010 tarihli tutanak içeriğiyle sanık savunmasına göre kullanım fazlası akaryakıtın Nahçivan bölgesinden alındığı ve kontrol noktasına kadar herhangi bir petrol istasyonunun olmadığı anlaşıldığından, sanığın üzerine atılı suçun 5607 sayılı Kanun kapsamında kaldığı, zira söz konusu fazla akaryakıtın yurda gümrük işlemlerine tabi tutulmadan sokulduğu, bu şekilde suç tarihinin bahsi geçen Kanun maddesine uyduğu, suç tarihinde lehe olan Kanun maddesinin sanık bakımından uygulandığı, bahsi geçen akaryakıtın suç tarihindeki değeri nazara alındığında pek hafif olduğu tespit edildiğinden buna göre sanığın cezasında indirime gidildiği, sanığın etkin pişmanlık ihtarına rağmen herhangi bir ödeme yapmadığı, yapılan sorgusunda maddi durumunun … olmadığı için ödeme yapamayacağını bildirdiğinden sanık hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmadığı, duruşma açılarak yapılan yargılama sonucunda sanığın eyleminin dosya kapsamına göre sabit görüldüğü ve sanığın 5607 sayılı Kanun’un 3 üncü maddesinin birinci ve yirmiikinci fıkraları uyarınca neticeten 3 … 10 gün hapis ve 1 gün karşılığı 20,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, suça konu eşyanın müsaderesine ve nakil aracının müsaderesine yer olmadığına karar verildiği anlaşılmıştır.

IV. GEREKÇE
A.Tebliğnamedeki (1) numaralı Görüş Yönünden;
Gümrük İdaresi vekilinin 17.02.2020 tarihli dilekçe ile kamu davasına katılma talebinde bulunduğu ve 18.02.2020 tarihli celsede anılan kurumun davaya katılmasına karar verildiği anlaşıldığından, temyiz isteminin reddine ilişkin görüşe iştirak edilmemiştir.

B.Katılan … İdaresi Vekilinin Nakil Aracının İadesi Kararına Yönelik Temyiz İstemi Yönünden;
Bölge Adliye Mahkemesince nakil aracının iadesine karar verilmesinde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmamıştır.

C.Sanık ile Katılan … İdaresi Vekilinin Sanık Hakkında Kurulan Mahkûmiyet Hükmüne Yönelik Temyiz İstemleri Yönünden;
1.Sanık hakkında Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 27.12.2021 tarihli 2021/22007 Esas, 2021/18316 Karar

sayılı bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda mahkûmiyet hükmü kurulmasında hukuka aykırılık bulunmamıştır.

2.10.12.2022 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanıp, aynı gün yürürlüğe giren 7423 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi ile 5607 sayılı Kanun’un 3 üncü maddesinin yirmiikinci fıkrasının “yirmiüçüncü” fıkrası olarak değiştirildiği gözetilerek; 15.04.2020 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 61 inci maddesi ile 5607 sayılı Kanun’un 3 üncü maddesinin yirmiüçüncü fıkrasında yer alan “Eşyanın değerinin hafif olması halinde verilecek cezalar yarısına kadar, pek hafif olması halinde ise üçte birine kadar indirilir.” şeklindeki düzenleme 6545 sayılı Kanun’un 89 uncu maddesi ile değişik 5607 sayılı Kanun’da hüküm altına alınmaktadır. Bu itibarla suç tarihinde yürürlükte olan 6455 sayılı Kanun’un 3 üncü maddesinin birinci fıkrası ile sonradan yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun’un 3 üncü maddesinin birinci, onuncu ve yirmiikinci fıkraları ile aynı Kanun’un 5 inci maddesinin ikinci fıkrası somut olaya ayrı ayrı uygulanarak lehe Kanun’un tespiti yerine, 6455 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun’un 3 üncü maddesinin birinci fıkrasına göre belirlenen temel cezayla birlikte 7242 sayılı Kanun ile değiştirilen 3 üncü maddesinin yirmiikinci fıkrasının uygulanması suretiyle karma uygulama yapılması, hukuka aykırı bulunmuştur.

V. KARAR
A.Katılan … İdaresi Vekilinin Nakil Aracının İadesi Kararına Yönelik Temyiz İstemi Yönünden;
Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenle Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin, 27.09.2022 tarihli ve 2022/402 Esas, 2022/3342 Karar sayılı kararında nakil aracının iadesi yönünden katılan … İdaresi vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy çokluğuyla TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

B.Sanık ile Katılan … İdaresi Vekilinin Sanık Hakkında Kurulan Mahkûmiyet Hükmüne Yönelik Temyiz İstemleri Yönünden;
Gerekçe bölümünde (C) bendinde açıklanan nedenlerle katılan vekili ile sanık müdafiin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin, 27.09.2022 tarihli ve 2022/402 Esas, 2022/3342 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca takdîren Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

22.11.2023 tarihinde karar verildi.

KISMİ KARŞI DÜŞÜNCE

Sanık … hakkında, 5607 sayılı Yasaya aykırılık suçundan kurulan hükmün, sanık ile katılan … İdaresi vekili tarafından temyizi üzerine, sayın çoğunluğun sanığın da temyiz talebi olduğu halde nakil aracının iadesine ilişkin temyiz incelemesinin sadece malen sorumlu vekili ile katılan … İdaresinin temyizine hasredilmesi, Bölge Adliye Mahkemesinin hükmün müsadereye ilişkin fıkrasına karşı “temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanmasına” dair kararı yerinde değildir. Şöyle ki;

1) Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.11.2019 tarih ve 2016/10-543 E, 2019/668 K nolu ilamında da belirtildiği üzere, suçta kullanılan ancak müsadere edilmeksizin aracın iadesine dair hükmün, cezayı aleyhe değiştirmeme ilkesi kapsamında değerlendirilemeyeceği dikkate alındığında, işlenen suça bağlı ve suçtan ayrılmayan, sanık hakkında verilen mahkumiyet hükmünün sonucu doğrultusunda değerlendirilmesi gereken bir hüküm olduğu, bu nedenle de mahkumiyet hükmünün sanık/sanıklar tarafından temyiz edildiği durumlarda da temyiz incelemesine konu edilebileceği, kaldı ki 7. Ceza Dairesinin 15.09.2022 tarih ve 2021/1265 E, 2022/12357 K ile 21.09.2022 tarih ve 2021/894 E, 2022/12287 K sayılı ilamları ve bir çok ilamında da sadece sanık temyiz ettiği halde sanığın temyizine göre araç müsaderesiyle ilgili karar verildiği de gözetildiğinde, sanık hakkındaki mahkumiyet hükmünün temyizi kapsamında aracın iadesine ilişkin hükmün sanığın temyizine göre de incelenmesi yerine, sadece katılan … İdaresi vekilinin temyizine hasren nakil aracının iadesine ilişkin hükmün temyiz incelemesine konu edilmesi yönündeki çoğunluk görüşüne katılmıyorum.

2) a-Bölge Adliye Mahkemesinin 27.09.2022 tarih ve 2022/3342 K sayılı kararıyla, sanık hakkındaki 5607 sayılı Yasaya aykırılık suçundan mahkumiyetine, suçta kullanılan aracın müsadere isteminin reddine dair karar verilmiştir. Temyiz incelemesi yapan Dairemiz, hükmün suçta kullanılan aracın müsadere isteminin reddine ilişkin fıkrasının temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanmasına, mahkumiyete ilişkin kısmının ise bozulmasına karar vermiştir.
Esas hükümle birlikte Yargıtay’ın temyiz incelemesine tabi tutulan müsadere kararının, aynı davanın konusunu oluşturan suça doğrudan bağlı olduğu hallerde suça ilişkin mahkumiyet hükmü bozulduğunda, bu hükme bağlı olarak verilen müsadereye ilişkin hüküm fıkrasının onanması ya da düzeltilerek onanması mümkün değildir. Nitekim doktrindeki görüşler ile Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararları da bu yöndedir. Hükmün bozulması durumunda hüküm tümüyle ortadan kalkar, kısmi kesinleşme olmaz. (Nurullah Kunter, Temyiz Kanunyolunda Reform, Cumhuriyetin Ellinci Yılında Ceza Adalet Reformunun İlkeleri Sempozyumu Kanun Yolları, İstanbul 1973, s 97; Feridun Yenisey, Ayşe Nuhoğlu, Ceza Muhakemesi Hukuku, Seçkin, 5. Baskı, Ankara, Ekim 2017, s. 963; Veli Özer Özbek, M. Nihat

Kanbur, Koray Doğan, Pınar Bacaksız, İlker Tepe, Ceza Muhakemesi Hukuku, Seçkin, Ankara 2011, s. 733). Bir karar bozulmakla tümüyle ortadan kalkmış ve hukuki gerekliliğini yitirmiş olacağından mahkeme bozmaya uyarsa yeni bir hüküm kurmak zorundadır. (Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 14.11.1994 tarih ve 1994/5-262/280 E-K; 26.12.1994, 1994/1-350/375 E-K). Yukarda anlatılan doktrindeki görüşler ve Ceza Genel Kurulu kararlarına göre, özetle, bir karar hangi nedenle ve ne yönde bozulursa bozulsun tümüyle ortana kalkacak ve hukuki sonuç doğurma özelliğini kaybedecektir. Yine; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 11.07.2014 tarih ve 2014/66-365 E-K sayılı ilamı ile birçok ilamında, Dairemiz ile diğer Ceza Dairelerinin ilamlarında belirtildiği gibi müsadere kararı bir güvenlik tedbiri olmakla birlikte hükmün bir parçasını oluşturmaktadır. Müsadere kararı esas hükme konu suç ile doğrudan ilişkili ise, yani incelemeye konu dosyada olduğu gibi suçta kullanılan aracın müsaderesi işlenen suça bağlı olarak talep edilmişse, mahkemenin kurmuş olduğu hüküm bir bütün olup, bozma kararı verilmesi halinde hüküm tüm sonuçları ile ortadan kalkacak, yerel mahkeme ya da istinaf ceza dairesince bozma sonrası yapılacak yargılamada müsadere ile ilgili yeniden değerlendirme yapılarak bu konuda da karar verilecektir. Müsadere kararı esas hükme konu suç ile doğrudan ilişkili ise ancak asıl suç ve hükümle birlikte sonuç doğurabilir. Bu halde sadece müsaderenin infazı mümkün değildir. Hükmün bölünmek suretiyle, asıl suç ve hükümle birlikte sonuç doğuran müsadere ile ilgili fıkranın onanması, hükmün diğer kısımlarının bozulması halinde yerel mahkeme ya da istinaf ceza dairesi kararının ceza ve güvenlik tedbiri olarak birbirinden ayrıştırılması sonucunu doğuracaktır. Bunların yanı sıra 5237 sayılı Türk Ceza Yasası’nın 54/3. maddesinde belirtildiği gibi müsadere kararının verilip verilmeyeceği mahkemenin takdirine bırakılan hallerde ki, dosyamızdaki müsadere hususu hakimin takdirinde olup, takdir yetkisinin ve mahkemenin direnme hakkının elinden alınması sonucuna neden olacaktır. Bunun tek istisnası müsadere kararı esas hükme konu suç ile doğrudan ilişkili olmayıp müsadere konusu eşyanın üretimi, bulundurulması, kullanılması, taşınması, alım ve satımının suç oluşturmasıdır.

b- Bölge Adliye Mahkemelerince verilip temyiz edilen kararlarla ilgili temyiz incelemesi yapan Yargıtay Ceza Dairelerinin verebilecekleri kararlar 5271 sayılı CMK.nun 302 ve 303. maddelerinde gösterilmiştir. Kanunun 302. maddesinde “temyiz isteminin esastan reddi” ile “bozma”, 303. maddesinde ise “hukuka aykırılığın düzeltilmesi” verilebilecek kararlar olarak sayılmıştır. Bu iki maddede de “temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması” diye bir tabir kullanılmamıştır. Kaldı ki 5271 sayılı CMK.ndaki temyiz incelemesi mantığına da “onama” tabiri uygun değildir. CMK.nda kural olarak temyiz nedenleriyle bağlılık esastır. CMK.nun 289. maddesinde sayılan hukuka kesin aykırılık halleri dışında, yine Kanunun 301. maddesi uyarınca Yargıtay, yalnız temyiz başvurusunda belirtilen hususlarda temyiz incelemesi yapabilecektir. Temyize tabi kararda, hukuka kesin aykırılık dışında temyiz başvurusunda belirtilmeyen aykırılıklar olsa bile bozmaya konu edilemeyeceğinden, Kanun Koyucu bilinçli olarak denetime tabi “kararın onanması” tabirine de yer vermemiştir.

Tüm bu anlatılanlar dikkate alındığında hükmün suçta kullanılan aracın müsadere isteminin reddine ilişkin kısmının “TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ” yerine “TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASI” yönündeki sayın çoğunluğun kararına katılmıyorum. 22.11.2023