YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/4049
KARAR NO : 2009/421
KARAR TARİHİ : 05.02.2009
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay’ca incelenmesi davacılar tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava ve temyize konu 103 ada 2 ve 3 parsel sayılı sırasıyla 260,48 m2, 14361,79 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar, davalı olduğundan söz edilerek malikhaneleri açık bırakılmak suretiyle tespit edilmiştir. Tespit gününden önce davacı … tarafından davalı …, … aleyhine Sulh Hukuk Mahkemesine açılan el atmanın önlenmesi ve ecrimisil davası görevsizlik kararı ile Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır. Tespit tutanaklarında tespit maliki olarak gösterilen … davalılar yanında davaya dahil edilmiştir. Mahkemece davanın reddine, çekişmeli taşınmazların davalı … mirasçıları adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
İddia ve savunmaya, duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgelere göre dava ve temyize konu taşınmazlar hakkında Genel Mahkemeye açılan derdest, “el atmanın önlenmesi ve ecrimisil” davasının görevsizlik kararı ile Kadastro Mahkemesine aktarıldığı anlaşılmaktadır. Hemen duraksamasız vurgulamak gerekirse aktarılan el atmanın önlenmesi davası dışındaki ecrimisil davası yenilik doğurucu hakka ilişkin dava niteliğinde olup bu nitelikteki davaların Kadastro Mahkemesinde görülmesi olanaksız olup Genel Mahkemede çözümlenmesi zorunludur. Görev kamu düzenine ilişkin usulü bir olgu olup istek olmasa da yargılamanın her aşamasında Mahkemece resen gözetilmesi zorunludur. Öte yandan aktarılan davanın kapsamıda yöntemine uygun biçimde belirlenmemiştir. Taşınmazların kadastro tespitlerinin 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 5.maddesi hükmü uyarınca yapıldığı, bu nedenle somut olayda aynı Yasanın 30/2 maddesi hükmünün uygulanacağı ve kural olarak kadastro hakiminin yanlar arasındaki uyuşmazlığı aktarılan davanın konusu ve kapsamı ile sınırlı olarak çözümleyeceği, aktarılan davanın konusu ve kapsamı olmayan taşınmaz yada taşınmazların veya anılan taşınmaz bölümlerinin olağan yöneteme göre kadastrolarının tamamlanması için bu kesimlerle sınırlı olarak taşınmazların tutanak ve eki belgelerin olağan yöneteme göre Kadastro Müdürlüğüne resen gönderileceği gözönüne alındığında Mahkemenin olguları gözardı etmesi isabetsiz olduğu gibi az yukarıda saptanan olgular ve dosya içeriği eşliğinde saptanan dava niteliği dikkate alındığında, tarafların dayandığı tapu kayıtları ile davalının tutunduğu 1936 tarih 47 sayılı vergi kaydının uygulamasına ilişkin yerel bilirkişi sözleri, dıştan komşu taşınmazların tümünün tespit tutanağı içeriği ve varsa dayanakları kayıtlarla denetlenmediğinden, soyut nitelikte gerekçesiz sözlerden ibaret olduğu gibi uzman bilirkişi tarafından düzenlenen rapor ve eki haritada tapu kayıtlarında tarif edilen sınır yerleri 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 20.maddesi hükmü uyarınca yöntemine uygun biçimde gösterilmediğinden, keşfi izlemeye, bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan vermeyen yargı denetimine açık olmayan harita ve eki rapor yetersiz olduğu dikkate alındığında, mahkemenin yaptığı araştırma, soruşturma ve uygulamanın yetersiz olduğu da kuşkusuzdur.
O halde az yukarıda saptanan maddi ve hukuki olgular eşliğinde saptanan dava niteliği dikkate alındığında sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için öncelikle tarafların tutunduğu tapu kayıtları ilk oluştuğu günden itibaren tüm tedavülleri ile birlikte Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü ve Tapu Sicil Müdürlüğünden oluşma nedenlerini, tüm malik yada maliklerini açıkta pay kalmayacak şekilde, açıkta pay kaldığı takdirde sınır yerlerinde, yüzölçümlerinde değişiklik varsa nedenlerini gösterecek biçimde varsa haritalarıyla birlikte ifraz görmüş ise ifraz haritaları da eklenerek getirtilmeli, bundan sonra tapu kaydına dayanan tarafların kayıt maliki yada malikleri ile akdi, irsi ilişkisi gereği gibi sorulup saptanmalı, bu nedenle tapu kayıt maliki yada maliklerinin ve davalı tarafın tutunduğu vergi kaydının malik yada maliklerinin tüm mirasçılarını gösterecek şekilde onaylı nüfus aile kayıt örnekleri, ilgili Nüfus Müdürlüğünden getirtilmeli yada bu konuda istihsal edilmiş veraset belgeleri varsa ilgililere ibraz ettirilmeli, tedavül kayıtlarında tapu kayıtlarına dayanan tarafların kayıt maliki olarak görünmesinin bu doğrultuda araştırma ve soruşturma yapılmasına engel olmadığı, tedavül kayıtlarının doğru temele .
dayanıp dayanmadığı, yolsuz sicil niteliğinde olup olmadığının denetim ve kontrolü için anılan hukuki olguların araştırılmasının zorunlu olduğu, davacının dayandığı tapu kaydı Tapu Kadastro Genel Müdürlüğünden getirtilmiş ise az yukarıda açıklanan ayrıntıları ve olguları içermediğinden yukarıda öngörüldüğü üzere işlem yapılmalı, bu yollarla irsi ilişki sağlıklı biçimde duraksamasız belirlenmeli, akdi ilişkiye dayanıldığı takdirde ilgililerden bu konudaki delilleri gereği gibi sorulup saptanmalı, bu konuda gösterecekleri deliller toplanmalı yada bu konuya ilişkin yazılı kayıt ve belgeleri varsa taraflara ibraz ettirilmeli, tapu kayıtlarının ve ayrıca davalı tarafın dayandığı vergi kaydının maliki yada malikleri ile akdi yada irsi ilişkisi gereği gibi saptandığı takdirde dayanılan kayıtların dava dışı başka taşınmaz yada taşınmazlara revizyon görüp görmediği, Tapu Sicil Müdürlüğü ve Kadastro Müdürlüğünden ayrı ayrı sorulup saptanmalı, revizyon görmüş ise dava konusu taşınmazlarla birlikte revizyon gördüğü dava dışı taşınmazları ve bu taşınmazlara da dıştan komşu taşınmazları da bir arada gösterecek şekilde geniş kapsamlı birleşik harita Kadastro Müdürlüğünden getirtilmeli, bundan sonra dıştan komşu taşınmazların tespit tutanakları ve varsa dayanakları kayıtlar davalı iseler dava dosyaları da getirtilmeli, dayanılan kayıtların dava dışı başka taşınmazlara revizyon gördüğü ve davalı oldukları saptandığı takdirde usulün 45 ve onu izleyen maddeleri hükmü uyarınca dava dosyalarının birleştirilip birleştirilmeyeceği yönü üzerinde durulmalı, vurgulanan bu olgunun dava ekonomisi ve tutunulan kayıtların kapsamının sağlıklı biçimde belirlenebilmesi için zorunlu olduğu özellikle dikkate alınmalı, daha sonra yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yansız, yerel ve uzman bilirkişi, fen elemanı, tutanak bilirkişilerinin tümü, tarafların aynı yöntemle göstereceği tanıklar hazır olduğu halde dava konusu taşınmazlar başında yeniden keşif yapılmalı, öncelikle yerel bilirkişiye aktarılan davanın dayanağı dava dilekçesi ayrıntılı biçimde okunup anlatılmalı, dilekçede tarif edilen taşınmazlar zeminde kendisine göstertilmeli, yerel bilirkişinin gösterdiği taşınmazlara kadastro paftası uzman bilirkişi aracılığıyla ablike edilerek aktarılan davaya konu taşınmazlar belirlenip bu yolla aktarılan davanın konusu ve kapsamı belirlenmeli bundan sonra 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 20.maddesi hükmü uyarınca tarafların dayandığı tapu kayıtları ile ayrıca davalı tarafın tutunduğu vergi kaydı yerel bilirkişi yardımı, uzman bilirkişi fen elemanı eliyle ayrı ayrı yerlerine uygulanmalı, uygulamada anılan kayıtların revizyon gördüğü dava dışı taşınmazlar varsa yukarıda değinildiği gibi özellikle gözönünde tutulmalı, tutunulan kayıtlarda tarif edilen sınır yerlerinden yerel bilirkişice bilinemeyen sınır yerleri bulunduğu takdirde bu konuda taraflara tanık dinletme olanağı sağlanmalı, uzman bilirkişiye kayıtlarda tarif edilen sınır yerleri düzenleyeceği haritada ayrı ayrı işaret ettirilmeli, kuşkusuz tarafların tutunduğu tapu kayıtlarının haritası varsa 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 20.maddesi hükmü uyarınca kapsamları haritasına göre belirleneceğinden geniş kapsamlı kadastro paftasının ölçeği ile tapu kayıtlarının dayanağı, haritaların ölçekleri eşitlenerek yerel bilirkişi yardımı, uzman bilirkişi eliyle haritlar çakıştırılarak yerine uygulanmalı, uygulamada haritalarda tarif edilen belli poligon ve röper noktalar ile arz üzerindeki doğal yada yapay sınır yerlerinden varsa değişmez nitelikte sınır yeri sayılabilecek kişi taşınmazlarından da yararlanılmalı, taraf tapu kayıtlarının ifraz haritaları varsa ifraz haritaları da ayın yöntemle yerlerine uygulanmalı ve kapsamları belirlenmeli, bu yollarla taraf tapularına gerçek kapsam belirlenirken taraf tapu kayıtlarının örtüşmesi, iç içe girmesi halinde önceki günlü, doğru temele dayanan ve hukuksal değerini yitirmeyen kayda değer verileceği, kayıtlar ifraz görmüş ise ifraz yoluyla oluşan müfrez tapu kayıtlarının kapsamının kök tapu kaydı içerisinde aranmasının zorunlu olduğu düşünülmeli, az yukarıda vurgulanan maddi ve hukuki inceleme, irdeleme, yapılırken dava konusu taşınmazların tününün veya bir bölümünün taraflardan birinin tutunduğu tapu kaydının kapsamı dışında kalması halinde sözü edilen kesimlerin diğer tarafın tutunduğu tapu kaydının kapsamında kalıp kalmadığı gözönüne alınmalı, bu değerlendirme yapılırken anılan, açık deyişle değer verilecek tapu kaydının hukuksal değerini koruyup korumadığı da dikkate alınmalı, ayrıca davalı tarafın tapu kaydı dışında tutunduğu vergi kaydının mülkiyet belgesi niteliğinde olmadığı, öte yandan zilyetlikle birleşmeyen vergi kayına değer verilemeyeceği düşünülmeli, uygulamaya ilişkin yerel bilirkişi ve tanık sözleri, dıştan komşu taşınmazların tümünün tespit tutanağı içeriği ve varsa dayanakları kayıtlarla denetlenmeli, bu yolla dava konusu taşınmazların dayanılan tapu kayıtlarının kapsamında kalıp kalmadığı duraksamasız saptanmalı, dava konusu 102 ada 2 ve 3 parsel sayılı taşınmazların tümü yada bir bölümü dayanılan tapu kayıtlarının kapsamı dışında kaldığı saptandığı takdirde yukarıda değinildiği gibi vergi kaydının mülkiyet belgesi olmadığı düşünülerek kayıtların kapsamı dışında kalan taşınmaz yada taşınmaz bölümleri yönünden yeterli biçimde zilyetlik araştırması yapılmalı, bu konuda sözü edilen bölümlerin öncesinin kime ait olduğu kimden kime kaldığı anılan bölüm yada bölümler üzerinde sürdürülen zilyetliğin başlangıç günü, süresi ve sürdürülüş biçimi hakkında yerel bilirkişi ve tanıklardan ayrı ayrı somut olaylara dayalı saik ve sebebi belli bilgiler alınmalı, tespit tutanağı bilirkişilerinin beyanları ile yerel bilirkişi ve tanık beyanları arasında aykırılık bulunduğu saptandığı takdirde tespit tutanağı bilirkişileri de çekişmeli taşınmazlar başında usulün 259.maddesi hükmü uyarınca ayrı ayrı dinlenerek, çelişki duraksamasız giderilmeli, uzman bilirkişiden keşfi izlemeye, yerel bilirkişi ve tanık sözlerini denetlemeye imkan verecek şekilde ayrıntılı, gerekçeli yargı denetimine açık rapor alınmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 13, 20, 14, 14/son maddeleri hükmü eşliğinde sonucuna uygun bir karar verilmelidir.
Mahkemece böylesine bir araştırma ve soruşturma yapılmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi az yukarıda vurgulandığı üzere ecrimisil davasının niteliği gözönüne alınarak dava dosyasından tefrik edilmemiş olması, anılan dava mahkemece tefrik edilmediğine göre “ecrimisil” isetemine ilişkin davanın görev yönünden reddine, usulün 27.maddesi hükmü uyarınca görevli ve yetkili Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmemiş olması dahi isabetsiz, davacıların temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde ilgililerine iadesine, 05.02.2009 gününde oybirliği ile karar verildi.