Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2009/6175 E. 2010/6496 K. 09.11.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/6175
KARAR NO : 2010/6496
KARAR TARİHİ : 09.11.2010

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi istenilmiş ve isteğin kanuni süresinde olduğu anlaşılmış ise de hüküm tarihinde taşınmazın değeri kanunda mürafaa için öngörülen 14.200 TL’yi geçmediği anlaşıldığından duruşma isteminin reddine, dosyanın evrak üzerinde incelenmesine karar verildi. Gereği görüşüldü;
Kadastro sırasında 103 ada 33 parsel sayılı taşınmaz miras yoluyla gelen hakka, satın almaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalı … adına tespit edilmiş, taşınmazda bulunan su kaynağı, boru hattı ve suyun kullanımı ile ilgili Asliye Hukuk Mahkemesinde davalı olduğundan söz edilerek 3402 sayılı Yasanın 5.maddesi uyarınca kadastro tespit tutanağı Kadastro Mahkemesine gönderilmiştir. Kadastro tespitinden önce davacı …’in davalı …’in tarlasından çıkan ancak kendi kullanımında bulunan suya müdahalenin önlenmesi için açtığı dava görevsizlik kararıyla kadastro mahkemesine aktarılmıştır. Mahkemece kadastro tespit tutanağı ve aktarılan dava dosyası birleştirilerek yapılan yargılama sonucunda davanın reddine, taşınmazın tespit gibi tesciline, uzman bilirkişinin rapor ve krokisinde (A) harfi ile gösterdiği su kaynağının …’e ait olduğunun beyanlar hanesinde gösterilmesine karar verilmiş; hüküm, davacı … tarafından temyiz edilmiştir.
Öğretide ve uygulamada kararlılık kazanan yerleşik görüşe göre, bir taşınmaza malik olan gerçek ya da tüzel kişinin, o taşınmazın altında bulunan kaynaklara da malik olacağı yasanın özü ve sözünden anlaşılmaktadır.
Bir taşınmazdaki su kaynağından malik dışındaki kişilerin yararlanabilmesi için, su kaynağının kadim olması, suyun kaynadığı taşınmazın sınırları içinde kalmayacak derecede büyük olması ve malik dışındaki kişilerin de kadimden beri bu su kaynağından yararlanmasına bağlıdır.
O halde sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için öncelikle tutanak tespit bilirkişilerinin tümü, keşif mahallinde dinlenen yerel bilirkişiler, tanıklar, uzman fen bilirkişi ve uzman jeolog bilirkişi hazır olduğu halde taşınmaz başında yeniden keşif yapılmalı, 103 ada 33 parsel sayılı taşınmazın uzman bilirkişi rapor ve eki haritasında dava konusu (A) harfi ile işaretli su kaynağının kadim olup olmadığı, davacının davaya konu su kaynağından kadim yararlanma hakkının bulunup bulunmadığı yerel bilirkişi, tespit bilirkişi ve tanıklardan ayrı ayrı olaylara dayalı bilgiler alınmalı, hükme dayanak yapılan keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanık sözleri ile tutanak tespit bilirkişilerinin beyanları arasında aykırılık oluştuğu takdirde giderilmelidir. Suyun debisi sağlıklı belirlenmeli, bu nedenle bölgede mevsimin en kurak gün ya da günleriyle en yağışlı gün ya da günleri merciinden sorulup belirlenerek taşınmaz başında belirlenen günlerde ayrı ayrı “debi” belirlenmesi için uzman jeolog bilirkişiden yararlanılmalı, uzman jeolog bilirkişiden su kaynağının çıktığı taşınmazın sınırları içinde kalmayacak derecede büyük olup olmadığı sorulup saptanmalı, bu konularda ayrıntılı gerekçeli rapor alınmalı, uzman fen bilirkişiden dava konusu su kaynağının bulunduğu taşınmaz ve davacılara ait taşınmazları ile sulama şeklini gösterir ayrıntılı gerekçeli rapor alınmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir.
Mahkemece bu olgular gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davacı …’in temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan 67,20 TL harcın istek halinde davacı …’e iadesine, 09.11.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.