Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2012/4870 E. 2013/6805 K. 16.04.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/4870
KARAR NO : 2013/6805
KARAR TARİHİ : 16.04.2013

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine ile davacı İlhami tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava konusu 91 ada 14 parsel sayılı 446,00 m2 yüzölçümündeki taşınmaz davalı olduğundan söz edilerek malik hanesi açık bırakılmak suretiyle tespit edilmiştir. Tespit gününden önce davacı İlhami tarafından davalılar Hazine ve Ç… Belediyesi Tüzel Kişiliği aleyhine Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan ve yargılama sırasında Hatice, Döne ve Halis’in miras yoluyla gelen hakka ve tapu kaydına, Hasan’ın ise tapu kaydına dayanarak katıldıkları tescil davası görevsizlik kararı ile Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır. Mahkemece davacı İlhami ile katılan davacı Hasan’ın davalarının reddine, katılan davacılar Döne, Hatice ve Halis’in davalarının ise kabulüne, dava konusu taşınmazın katılan davacılar Döne, Hatice ve Halis’in miras bırakanı Adem mirasçıları adına payları oranında tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine ile davacı İlhami tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece dava ve temyize konu taşınmazın öncesinde katılan davacılar Döne, Hatice ve Halis’in miras bırakanı Adem’e ait olduğu, miras bırakanın ölümü ile mirasçıları arasında usulüne uygun paylaşım yapılmadığı, muris Adem’in mirasçılarından birinin davacıya yaptığı satışın geçersiz olduğu ve 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesinde öngörülen şartlarında davacı yararına gerçekleşmediği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de mahkemece yapılan araştırma hüküm vermeye yeterli değildir.
Dava ve temyize konu taşınmazın öncesinde katılan davacılar Döne, Hatice ve Halis’in miras bırakan Adem’e ait olduğu tüm dosya kapsamı ile sabittir. Somut olayda çözümlenmesi gerekli sorun miras bırakan Adem terekesinin mirasçıları arasında yöntemine uygun şekilde paylaşılıp paylaşılmadığı, paylaşılmış ise dava konusu taşınmazın hangi mirasçı ya da mirasçıların payına isabet ettiği ve böylelikle terekeye karşı üçüncü kişi konumunda olan davacıya yapılan satışın geçerli olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Kural olarak miras bırakanın ölüm gününden sonra, mirasçıları arasında yöntemine uygun bir paylaşmanın varlığından söz edilebilmesi için, miras bırakanın ölüm gününden sonra, tüm mirasçılarının, bir araya gelerek terekeyi kendi aralarında pay etmeleri, her bir mirasçının, kendi payına düşeni aldıktan sonra, terekedeki diğer miras haklarından vazgeçmesi koşuluna bağlıdır. Saptanan dava niteliği ile az yukarıda, vurgulanan, hukuksal olgularda dikkate alındığında, yerel mahkemece yapılan, araştırma ve soruşturma hüküm vermeye yeterli değildir.
Şöyle ki; hükme dayanak yapılan keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanık sözleri Adem terekesinin mirasçıları arasında paylaşılıp paylaşılmadığı yönüyle olaylara dayanmayan soyut nitelikte gerekçesiz sözlerden ibaret olduğu gibi yerel bilirkişi ve bir kısım tanıkların beyanları arasındaki bu yönde doğan çelişkide usulünce giderilmemiş, aynı zamanda Adem terekesinin nelerden ibaret olduğu dahi araştırılmamıştır. Öte yandan dava konusu taşınmazın tespit tutanağında tek katlı kargir ev ve bahçesi niteliğinde tespitinin yapıldığı,taşınmaz üzerinde bulunan muhdesat niteliğinde ki bu evin dosya kapsamında yapılan keşifler sırasında dinlenilen yerel bilirkişi ve tanıklardan bir kısmının Adem tarafından, bir kısmının ise davacı veya onun bayisi tarafından meydana getirildiğini belirttikleri dikkate alındığında muhdesat niteliğinde ki evin kim tarafından ne zaman meydana getirildiği yönünde doğan çelişki dahi usulünce giderilmemiştir.
O halde, sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için, öncelikle bir kısım katılan davacıların miras bırakanı Adem terekesine dahil dava dışı, başka taşınmaz mallar bulunup, bulunmadığı araştırılmalı, varsa sözü edilen taşınmazların, kadastro tespit tutanakları ve dayanakları belgeler, davalı iseler dava dosyaları da getirtilmeli, bundan başka bir kısım katılan davacıların miras bırakanı Adem terekesine dahil menkul mallar varsa menkul malların niteliği, adedi ve değerleri belirlenmeli, daha sonra yöreyi iyi bilen, elverdiğince, yaşlı, yansız, yerel ve uzman bilirkişi tarafların aynı yöntemle gösterecekleri tanıklar ile tesbit tutanağı bilirkişilerinin tümü hazır olduğu halde, taşınmaz başında yeniden keşif yapılmalı, yerel bilirkişi ve tanıklardan bir kısım katılan davacıların miras bırakanı Adem’in ölüm gününden sonra, mirasçıları arasında az yukarıda açıklanan hukuksal olgulara göre yöntemine uygun bir paylaşma yapılıp, yapılmadığı, yapılmış ise dava konusu taşınmazın hangi mirasçı ya da mirasçıların miras payına isabet ettiği ve de Adem mirasçılarının tamamının taşınmazın davacıya tek mirasçı tarafından satılmasına muvaffakat verip vermedikleri yolunda yerel bilirkişi ve tanıklardan olaylara dayalı bilgi alınmalı, diğer mirasçı yada mirasçıların,miras payına karşılık kendilerine terekeden ne verildiği duraksamasız belirlenmeli, bu konularda da yerel bilirkişi ve tanıklardan ayrıntılı bilgi alınmalı, tesbit tutanağı bilirkişilerinin anlatımları ile yerel bilirkişilerinin beyanları çeliştiği takdirde tutanak bilirkişilerinin tümü taşınmaz başında ayrı ayrı dinlenerek çelişki giderilmeli, mirasçılar arasında, aynı nitelikte kadastro mahkemesinde görülmekte olan dava ya da davalar varsa, davalardan biri hakkında verilecek hükmün, aynı nitelikteki diğer davanın sonucunu etkileyeceği gözönüne alınarak dava dosyalarının, birleştirileceği düşünülmeli, sonuçlanan ve kesin hükme bağlanan, davalar varsa, deliller değerlendirilirken, sözü edilen taşınmazlarla ilgili olarak, yerel mahkemesinden verilen ve kesinleşen hükümler de gözönüne alınmalı, özellikle, sözü edilen taşınmaz ya da taşınmazların, tespit tutanakları içeriğinde, paylaşma olgusuna, yer verilip, verilmediği yönü üzerinde durulmalı, uyuşmazlığın niteliğine göre, deliller değerlendirilirken paylaşmada her bir mirasçıya eşit yüzölçümde ve eşit verimlilikte taşınmaz, ya da ekonomik yönden aynı parasal değerde menkul mal, isabet etmesinin paylaşmanın koşulu olmadığı, gözönünde tutulmalı, bir ya da bir bölüm mirasçıya miras payına karşılık menkul mal verilmiş ise niteliği ve adedi belirlenmeli, uzman bilirkişiden keşfi izlemeye bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan verecek şekilde ayrıntılı gerekçeli rapor alınmalı, somut olayın özelliğine göre; dava konusu taşınmazın Adem mirasçıları arasında paylaşılmadığı ve taşınmazın iştirak halinde mülkiyet hükümlerine tabi oluğu belirlendiği takdirde mirasçılardan birinin diğer mirasçıların katılım veya muvaffakati olmadan terekeye karşı üçüncü kişi konumunda olan davacıya yapacağı satışın terekeye karşı hükümsüz olduğu gözetilmeli, ancak dava konusu taşınmazın mirasçılar arasında paylaşıldığı ve paylaşımla davacı tarafın bayisi Eyüp’e satış yapan mirasçı Halis payına düştüğü belirlendiği takdirde davacı ve bayisinin elinde geçen sürede gözetilerek davacıya yapılan satışın geçerli olduğu gözetilmeli, ayrıca taşınmaz üzerinde bulunan bir katlı kargir evin kim tarafından hangi tarihte meydana getirildiği kesin olarak saptanmalı, sonucuna göre eğer muhdesat niteliğinde ki evin kadastro tespit tarihinden önce adına tescil kararı verilen veya verilecek kişi/kişiler dışında üçüncü bir kişi tarafından meydana getirildiği belirlendiği takdirde 3402 sayılı Kadastro Kanununun 19/2. maddesi gereği muhdesatın tapu kütüğünün beyanlar hanesinde gösterilmesinin zorunlu olduğu düşünülmeli, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller bu çerçevede değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir.
Mahkemece bu olgular gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davalı Hazine ile davacı İlhami’nin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün (BOZULMASINA), davacı İlhami’den peşin olarak alınan harcın istek halinde kendisine iadesine, 16.04.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.