YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/11065
KARAR NO : 2013/20815
KARAR TARİHİ : 03.12.2013
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Davacı, davalı işyerinde sigortasız olarak 20/12/2006 – 25/02/2010 tarihleri arasında çalıştığını, iş sözleşmesinin işveren tarafından sebepsiz feshedildiğini belirterek tazminat ve işçilik alacaklarının davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı, davacının işyerinde çalışmadığını, 2009 yılı sonunda komisyon karşılığında müşteri bulma amacı ile başvurduğunu, talebinin kabul edilmediğini, davacının işçilik alacaklarını alamadığı iddiası ile Bölge Müdürlüğü’ne şikayet dilekçesi verdiğini, daha sonra fırında işçi olarak çalışmadığını beyan ederek Bölge Müdürlüğü’ne verdiği dilekçe ile şikayetinden vazgeçtiğini, belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, imza incelemesi yapılmak üzere bilirkişi ücretinin 10 günlük kesin süre içerisinde yatırılması için davacı tarafa kesin süre verildiği, davacı tarafça verilen kesin süre içerisinde bilirkişi ücreti yatırılmadığından, şikayetten vazgeçme dilekçesindeki imzanın davacıya ait olduğunun kabul edildiği ve davacının Bölge Müdürlüğü’ne şikayet dilekçesi verdikten sonra alacaklarını aldığını beyan ederek şikayetinden vazgeçtiğini beyan etmesi ve yine Bölge Müdürlüğü’ne verdiği dilekçe ile davalı işyerinde çalışmadığını beyan ettiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Dava 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) döneminden önce 19.08.2010 tarihinde açılmıştır.
Uyuşmazlık, “davacı vekiline 200,00 TL bilirkişi ücretini karşılamak üzere tebliğinden itibaren 10 gün kesin süre verilmesine” şeklinde oluşturulan ara kararın Hukuk Muhakemeleri …/..
Kanunu’nun (HMK’ nun) 324. maddesine ve usulüne uygun olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
HMK.’nun 324. madde gereğince “Taraflardan her biri ikamesini talep ettiği delil için mahkemece belirlenen avansı, verilen kesin süre içinde yatırmak zorundadır. Taraflar birlikte aynı delilin ikamesini talep etmişlerse, gereken gideri yarı yarıya avans olarak öderler. Taraflardan birisi avans yükümlülüğünü yerine getirmezse, diğer taraf bu avansı yatırabilir. Aksi hâlde talep olunan delilin ikamesinden vazgeçilmiş sayılır. Tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği dava ve işler hakkındaki hükümler saklıdır”.
HMK.’nun 325. maddeye göre ise “Tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği dava ve işlerde, hâkim tarafından resen başvurulan deliller için gereken giderlerin, bir haftalık süre içinde taraflardan birisi veya belirtilecek oranda her ikisi tarafından ödenmesine karar verilir. Belirlenen süre içinde bu işlemlere ait giderleri karşılayacak miktarda avans yatırılmazsa, ileride bu gideri ödemesi gereken taraftan alınmak üzere Hazineden ödenmesine hükmedilir”.
HMK.’nun 120. maddesindeki gider avansı ile ilgili düzenlemenin 324. Maddedeki delil ikamesi için avans kuralı ile birlikte değerlendirilmesi ve dava şartı olan gider avansının delillerin ikamesi dışındaki yargılama giderleri için dikkate alınması gerekir. Dolayısı ile delil ikamesi için alınacak avans ile dava şartı olan gider avansının birbirinde ayrılması, delillerin ikamesi için alınacak avansın gider avansı içinde yer almaması zorunludur.
Tanık dinlenmesi, delil niteliğinde bilirkişi raporu alınması ve keşif gideri gibi delil ikamesine yönelik giderlerin gider avansı içinde değerlendirilmesi olanağı HMK.’un 324. Maddesi düzenlemesi karşısında yoktur. Ayrıca delil ikamesi avansının da ispat külfetine göre taraflara yükletilmesi gerekir. Diğer yandan örneğin resen hesap raporu alınacaksa giderin 325. Maddesi kapsamında değerlendirilmesi isabetli olacaktır.
Somut olayda, talep edilen masraflar HMK 324 maddesi kapsamında kalan delil ikamesi avansı olduğu açıktır. Delil ikamesi avansı dava şartı olarak nitelendirilemez ve verilen kesin süre içinde yatırılmaması davanın dava şartı yokluğu ile reddine neden teşkil etmez. Taraflar belirtilen süre de delil avansını yatırmazsa dayandığı o delilden vazgeçmiş sayılır. Mahkemece 6100 sayılı HMK.’un 324 maddesi uyarınca açıkça delil avansı istendiğinin açıklanmaması nedeni ile usulüne uygun bir ara kararı alındığından söz edilemez.
Açıklanan nedenlerle davacıya HMK.’un 324 maddesi uyarınca usulüne uygun bir ara kararı ile delil avansının yatırılması için yeniden kesin süre verilerek sonucuna göre dosya kapsamındaki deliler üzerinde yapılacak inceleme ile karar
verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 03.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.