YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/11597
KARAR NO : 2013/22516
KARAR TARİHİ : 17.12.2013
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı … tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava konusu 140 ada 30 parsel sayılı 29374,19 m2 yüzölçümündeki taşınmaz arsa ve havuz niteliği ile davalı … Tüzel Kişiliği adına tespit edilmiştir. Tespit gününden önce davacı … tarafından davalılar Hazine ve Köy Tüzel Kişiliği aleyhine Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan tescil davası görevsizlik kararı ile Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır. Mahkemece davanın reddine, dava konusu taşınmazın mera niteliği ile davalı Hazine adına özel siciline tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı … tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece dava ve temyize konu 140 ada 30 parsel sayılı taşınmazın kamu malı niteliğinde mera olduğu,bu nitelikteki taşınmazlar üzerinde sürdürülen zilyetliğin süresi neye ulaşır ise ulaşsın hukuken değer taşımadığı gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de mahkemece yapılan araştırma ve soruşturma hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır.
Şöyle ki ; somut olayda aktarılan davanın varlığına rağmen mahkemece aktarılan davanın kapsamı keşfen belirlenmemiş,bir başka deyişle yapılan keşif ve alınan teknik bilirkişi raporları hükme esas kabul edilen Asliye Ceza Mahkemesi’ndeki suça konu yer ile eldeki davada dava konusu olan taşınmaz ya da taşınmaz bölümlerinin aynı yer olup olmadığı açıkça ve tereddütsüz belirlenmemiştir. Ayrıca dava konusu taşınmaza komşu olan taşınmazlara ait kadastro tutanak örnekleri ve varsa dayanağı kayıtlar dahi getirtilerek yerel bilirkişi sözleri denetlenmemiş, bundan
ayrı olarak yapılan keşfi ve alınan teknik bilirkişi raporları hükme dayanak edilen Asliye Ceza Mahkemesi davasında sanık hakkında hüküm verilip verilmediği mahkumiyet hükmü verilmiş ise kararın kesinleşip kesinleşmediği dahi belirlenmemiştir. Öte yandan Asliye Ceza Mahkemesine ait dava dosyasında yapılan keşif sırasında davada menfaati var sayılan aynı köyden yerel bilirkişi dinlenilmiş,dosya kapsımında bulunan mera iddiasına rağmen komşu köyden yerel bilirkişi ve tanık dinlenerek usulüne uygun kadim mera araştırması yapılmadığı gibi dosya için alınan yazı cevaplarından bölgede 4753/5618 sayılı Yasalar uyarınca mera tahsisi olup olmadığı dahi tam olarak denetlenememiştir. Böylesine yetersiz araştırma ve soruşturma ile hüküm kurulamayacağı gibi aktarılan davanın kapsamı keşfen belirlenmeden hüküm kurulması dahi usule aykırı olmuştur.
Kural olarak, mahkemece bir yerin mera olarak kabul edilebilmesi için taşınmazın yetkili idari merciler tarafından mera olarak tahsis edilmesi yada taşınmazın öncesinin bilinmeyen bir zamandan beri geleneksel biçimde kamu malı niteliğinde mera olarak kullanılagelmiş olmasına bağlıdır.
Buna göre taşınmazların bulunduğu bölgede yetkili idari merciler tarafından 4753-5618 sayılı Yasalar uyarınca mera tahsisi yapılmış ise Özel İdare Müdürlüğünden, 4753 ve 5618 sayılı Yasalar uyarınca taşınmazın bulunduğu bölgede mera tahsisi yapılmamış ise aynı doğrultudaki araştırma, 4342 sayılı Yasa uyarınca, mülki amirlikten sorulup saptanması zorunludur. Kuşkusuz 4753 ve 5618 sayılı Yasalar ile 4342 sayılı Yasalar uyarınca taşınmazın bulunduğu bölgede mera tahsisi yapılmamış ise, aynı doğrultudaki araştırma dava sonucunda yararı olmayan taşınmazın bulunduğu köye komşu köyler halkından seçilecek elverdiğince yaşlı, yansız, yerel bilirkişi ve tanıkların anlatımları ile uyuşmazlık çözümlenecektir.
O halde sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için öncelikle dava konusu taşınmazın bulunduğu bölgede yetkili idari merciler tarafından 4753 ve 5618 sayılı Yasalar uyarınca mera tahsisi yapılıp yapılmadığı Özel İdare Müdürlüğünden, 4342 sayılı Yasa uyarınca mera tahsisi yapılıp yapılmadığı Mülki Amirlikten sorulup saptanmalı, yapılmış ve bu yönetimsel işlemler kesinleşmiş ise mera tahsis haritası ve eki belgeler yerinden getirtilmeli,ayrıca dava konusu ./..
taşınmaza komşu olan taşınmazlara ait kadastro tutanak örnekleri ile varsa dayanağı kayıt ve belgeler Tapu Müdürlüğü’nden getirtilmeli, akabinde Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2008/64 Esas sayılı dosyası mahkemesinden getirtilerek detaylı olarak incelenmeli ve kesinleşip kesinleşmediği belirlenmeli ,bundan sonra yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yansız, dava konusu taşınmazın bulunduğu köye komşu köyler halkından seçilecek yerel bilirkişi ve tarafların aynı yöntemle gösterecekleri tanıklar ve uzman bilirkişi, tapu fen memuru ve uzman ziraatçi bilirkişi, tespit bilirkişilerinin tümü hazır olduğu halde dava konusu taşınmaz başında yeniden keşif yapılmalı,davacıdan Asliye Hukuk Mahkemesi’nde dava ettiği taşınmaz ya da taşınmaz bölümünü göstermesi, yerel bilirkişilerden ise davacının dava dilekçesinde tarif ettiği sınırlar sorulmalı ve böylelikle aktarılan davanın kapsamı belirlenerek bu bölüm uzman bilirkişi raporuna işaretlettirilmeli,bölgede mera tahsisi yapılmış ise mera tahsis haritasının ölçeği ile kadastro paftasının ölçeği eşitlendikten sonra yerel bilirkişi yardımı, uzman bilirkişi fen memuru eliyle yerine her iki harita çakıştırılmak suretiyle uygulanmalı, uygulamada haritalarda tarif edilen belli poligon ve röper noktalar ile arz üzerindeki doğal ya da yapay sınır yerlerinden yararlanılmalı, bu yolla dava konusu taşınmazların mera tahsis haritasının kapsamında kalıp kalmadığı duraksamaya meydan vermeyecek şekilde belirlenmeli, taşınmazların bulunduğu bölgede yetkili idari merciler tarafından mera tahsisi yapılmamış ise yerel bilirkişi ve tanıklardan dava konusu taşınmazların öncesinin bilinmeyen bir zamandan beri geleneksel biçimde mera olarak kullanılıp kullanılmadığı yolunda tespit bilirkişilerinden olaylara dayalı bilgi alınmalı, yerel bilirkişi ve tanık sözleri ile tespit bilirkişilerinin beyanları çeliştiği takdirde tespit tutanağı bilirkişileri taşınmazlar başında ayrı ayrı dinlenerek yerel bilirkişi ve tanıkların anlatımları ile tespit tutanağı tutanağı bilirkişilerinin beyanları arasındaki çelişki duraksamasız giderilmeli, öte yandan uzman ziraatçi bilirkişi aracılığıyla taşınmaz bizzat mahkemece görülüp gözlenmeli, taşınmazların fiziksel yapısı, meyil durumu, taş ve toprak unsurundan hangisinin galip olduğu ayrıntılı şekilde keşif tutanağına geçirilmeli, komşu taşınmazların toprak yapısı ile dava konusu taşınmazın toprak yapısı mukayese edilmeli, bu fiziksel olgular da keşif tutanağına geçirilmeli, dava konusu taşınmaza komşu taşınmazların tespit tutanakları içeriğine göre tespitlerine
bir kayıt ve belge esas alınmadığı dikkate alınarak tutanakları içeriğinde vurgulanan maddi ve hukuki olgularla yerel bilirkişi ve tanık sözleri denetlenmeli, belge esas alınmış ise sözü edilen belgelerin nizalı parsel yönünü ne biçimde ve kimin yeri olarak sınır gösterdiği incelenmeli, davalı olup olmadıkları tespitlerinin kesinleşip kesinleşmediği incelenip irdelenmeli,uzman bilirkişi fen memurundan keşfi izlemeye, bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan verir gerekçeli rapor alınmalı, uzman ziraatçi bilirkişiden ise mahkemenin keşif tutanağına geçen gözlemini yansıtmaya elverişli ayrıntılı, gerekçeli rapor alınmalı, taşınmazın fotoğrafları çektirilmeli, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm kurulmalıdır.
Mahkemece bu olgular gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi mera niteliğindeki taşınmazlar hakkında 3402 Sayılı Kadastro Kanunun 16/B maddesi uyarınca sınırlandırılarak özel siciline yazılmasına karar verilmesi ile yetinilmesi gerekirken infazda tereddüt yaratacak nitelikte davalı Hazine adına tesciline karar verilmesi dahi isabetsiz, davacı …’nin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde davacıya iadesine, 17.12.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.