YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/11830
KARAR NO : 2013/18508
KARAR TARİHİ : 06.11.2013
Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava Türü : Alacak
YARGITAY İLAMI
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine.
2-Davacı vekili, 15.12.2008 tarihinde iş sözleşmesini feshettiğini beyanla ücret alacağı, fazla çalışma ücreti, tatil ücreti, prim alacağı, araç kira bedelinin davalılardan tahsilini istemiştir.
Davalılar Biztürk Net Kozmetik, … ve …, ortak dilekçelerinde davacı ile şirket arasındaki sözleşmenin iş sözleşmesi değil, şirket ürünlerinin şirketten satın alınarak 3. kişi tüketicilere satışına ilişkin distribütörlük sözleşmesi olduğunu, bu nedenle davanın İş Mahkemesinin değil, Sulh Hukuk Mahkemesi’nin görevinde bulunduğunu, distribütörlerinin kendi çalışma koşullarını kendilerinin belirlemesi karşısında çalışma koşullarına işverenin herhangi bir müdahalesinin söz konusu olamayacağını fazla çalışmanın söz konusu olmayacağını ve bağımlılık unsuru bulunmadığından sözleşmenin iş sözleşmesi olmadığını bildirerek diğer davalı …, davalı şirketteki paylarını Hisse Devir Sözleşmesi ile diğer davalı …’ya devrettiğini, kendisinin paydaş olduğu dönemde davacının şirkette çalışmasının söz konusu olmadığını bildirerek, davanın husumetten reddine karar verilmesini talep etmişlerdir. ./…
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak davanın kismen kabulü ile davacının fazla çalışma ücreti, genel tatil ücret, araç kira bedeli ile prim alacağı istemlerinin ayrı ayrı reddine, davacının ücret alacağı isteminin kabulüne karar verilmiştir.
Taraflar arasında prim ödetilmesi ve araç kira bedeli konusu yönünden uyuşmazlık bulunmaktadır.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 32 nci maddesinin ilk fıkrasına göre, genel anlamda ücret, bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutar olarak tanımlanmıştır. Yasada ücretin eklerinin neler olduğu müstakilen düzenlenmemiş olmakla birlikte, değinilen maddenin ikinci fıkrasındaki “…banka hesabına yatırılacak ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkakının..” ibaresi gereğince, ücretin yanı sıra prim, ikramiye ve bu nitelikteki her türlü ödemelerin banka hesabına yatırılması öngörüldüğünden, “prim” ve “ikramiye” ücretin eki olarak İş Kanununda ifadesini bulmuştur.
Prim, işçinin mal veya hizmet üretiminde daha istekli hale gelmesi ve başarısının artması için işverence ödül niteliğinde verilen ek ödemeler şeklinde tanımlanabilir. Prim ödemesinden amaç, işçinin dava verimli bir şekilde çalışmaya özendirilmesidir. Pirimin kişiye özgü olması sebebiyle ikramiyeden farklı olarak prim ödemelerinin genel bir nitelik taşıması gerekmez. Bununla birlikte, işveren tarafından ayrımı haklı kılan geçerli nedenler olmadığı sürece pirim uygulaması yönünden de işverenin eşit davranma borcu söz konusudur.
İşçinin prime hak kazanması için işyerinde pirim ödemesini gerektiren dönemin sonuna kadar çalışmış olması gerekmez. İşyerinde çalışılan süreyle sınırlı olmak üzere işçinin prim talep hakkı vardır.
Prim uygulaması, bireysel ya da toplu iş sözleşmeleri ile de kararlaştırılabilir. İş sözleşmesinde kararlaştırılmamış olsa dahi, işverence tek taraflı olarak düzenli şekilde yapılan prim ödemesi “işyeri şartı” niteliğindedir. Her durumda uygulamanın tek taraflı olarak işverence ortadan kaldırılması ya da azaltılması doğru değildir. Prim uygulaması yönünden işçi aleyhine çalışma koşullarında değişiklik, 4857 sayılı Yasanın 22 nci maddesi kapsamında gerçekleştirilmelidir. Toplu iş sözleşmesi ile öngörülen pirimler yönünden değişiklik ise, işçinin bireysel feragati ile dahi geçerli değildir. Toplu iş sözleşmesini imzalamaya yetkili olan kişilerce bu yönde yapılabilecek değişiklik, ancak ileriye dönük olarak hüküm ifade eder.
İşçinin işe iade kararı üzerine çalıştırılmadığı dört aya kadar boşta geçen süreye ait yasada geçen “diğer haklar”
kavramına primler de dahildir. Başka bir anlatımla işçinin 4857 sayılı Yasanın 21 nci maddesinin üçüncü fıkrasında sözü edilen çalışmadığı en çok 4 aya kadar süre için bu dönemde çalışıyormuş gibi prim talep hakkı vardır. Hesaplama işçinin çalıştığı sıradaki ortalama mal veya hizmet üretimi verilerine göre yapılabilir.
Asıl işveren alt işveren ilişkisinde işçinin ödenmeyen pirim alacaklarından her iki işveren birlikte sorumludur. Yine, geçici iş ilişkisinde işçiye ödenmeyen primlerden ödünç alan ve ödünç veren işverenler birlikte sorumlu tutulmalıdır.
Primlerin gününde ödenmemesi halinde işçinin 4857 sayılı Yasanın 24/II-e maddesi uyarınca iş sözleşmesini haklı olarak feshetmesi mümkündür. Prim ödemelerinin yirmi gün ve daha fazla süreyle ödenmemiş olması halinde, işçinin aynı Yasanın 34 ncü maddesine göre iş görmekten kaçınma hakkı vardır.
2821 sayılı Sendikalar Kanunu’nun 31 nci maddesinin üçüncü fıkrası gereğince, işverenin işçiler arasında sendikal nedenle prim ödemeleri konusunda bir ayrıma gitmesi yasaklanmış olup, aksine uygulama diğer yasal koşulların da varlığı halinde sendikal tazminatı gerektirir.
Primlerin ödendiğini ispat yükü işverene aittir. 4857 sayılı Kanunun 5754 sayılı Yasayla değişik 32 nci maddesine göre, belli bazı işyerleri bakımından prim ödemeleri işçi adına açılan banka hesabına yatırarak gerçekleştirilmelidir.
Prim ödeme günü taraflarca açıkça kararlaştırılmamışsa Borçlar Kanunu’nun 101 nci maddesi uyarınca temerrüt için işçinin ihtarına gerek vardır.
Prim uygulaması bireysel iş sözleşmesinden veya işyeri uygulamalarından doğmaktaysa, gününde ödenmeyen pirimler için 4857 sayılı Yasanın 34 ncü maddesinde öngörülen bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faiz uygulanmalıdır. 1475 sayılı Yasa döneminde doğan prim alacakları bakımından temerrüt tarihinden 4857 sayılı İş Kanununun yürürlüğe girdiği 10.6.2003 tarihine kadar yasal faize, bu tarihten sonrası için ise bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faize karar verilmelidir.
Toplu iş sözleşmesinden doğan prim alacaklarında ise 2822 sayılı Toplu İş Sözleşmesi Grev ve … Kanunu’nun 61 nci maddesinde sözü edilen en yüksek işletme kredisi faizi uygulanır.
4857 sayılı Kanun’un 25/II-ı maddesinde sözü edilen otuz günlük ücret kavramına prim ödemeleri dahil değildir .
Kıdem tazminatına esas alınacak olan ücretin tespitinde, Yasanın 32 nci maddesinde sözü edilen asıl ücrete ek olarak işçiye sağlanan para veya para ile ölçülebilen menfaatler gözönünde tutulur. Buna göre devamlılık gösteren prim ödemeleri kıdem tazminatı hesabında dikkate alınmalıdır.
Prim alacakları, Borçlar Kanunu’nun 126 ncı maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca beş yıllık zamanaşımına tabidir.
Somut olayda, işverence…yazılan yazıda davacının prim aldığı, olduğu kabul edilmiş, davacı tanıklarının beyanlarına göre ise davacının davalı şirkette il müdürü olarak çalışıp kendi alt grubu ile birlikte ev ziyaretleri yapıp şirkete ait ürünleri tanıttığı, bu ziyaretleri kendine ait araçla yaptığı bu nedenle kendisine araç kira bedeli ödeneceği, ilaveten sattığı ürünlerin %5-%10 arasında prim ödeneceği ve gece saat 23:00-24:00’e kadar çalışmasının devam ettiğini beyan etmişlerdir.
Yapılacak iş, araç kiralama şirketlerinden, davacının çalışma dönemine ilişkin araç kiralama bedelini sormak, bilirkişiye işveren kayıtları üzerinde inceleme yetkisi verilerek davacının çalıştığı dönemde kendine ait alt grupla birlikte yaptığı satış ürün miktarını belirlemek, ilgili meslek odasından bu şekilde çalışan satış uzmanının sattığı ürün bedeli üzerinden alacağı prim oranını sormak, bilirkişiye davacının hak ettiği prim alacağı ile araç kira bedelini hesap ettirip çıkacak sonuca göre karar vermektir.
Mahkemece eksik inceleme sonucu yazılı şekilde bu alacak taleplerinin reddine karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı nedenlerle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 06.11.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.