Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2013/12841 E. 2013/19824 K. 21.11.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/12841
KARAR NO : 2013/19824
KARAR TARİHİ : 21.11.2013

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine.
2-Davacı, davalı … Şubesinde 20/04/2005-02/09/2009 tarihleri arasında çalıştığını, emekli aylığı için yaş şartının oluşmasını beklediğini ileri sürerek, kıdem tazminatı alacağının tahsilini istemiştir.
Davalı, davacının özel sebeplerle fesih yapıp, aradan geçen uzun zaman sonra fesih gerekçesini değiştirmek suretiyle kıdem tazminatı talep etmesinin haksız ve mesnetsiz olduğunu bildirerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, davacının işten ayrıldığı tarihte 16 yıl 7 ay 4 günlük sigortalılık süresi ve 5841 gün prim ödeme gün sayısının bulunduğu dolayısı ile yaşlılık aylığı bağlanması için 506 sayılı Kanun’un geçici 81. maddesinde ve 506 sayılı Kanun’un 60. maddesinde belirtilen yaş dışında yer alan 15 yıllık sigortalılık süresi ve 3600 gün prim ödeme sayısı şartlarının yerine getirdiği anlaşıldığından davacının kıdem tazminatına hak kazandığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. 4857 sayılı İş Kanunu’nun 120.maddesi yollamasıyla, halen yürürlükte bulunan 1475 sayılı Yasa’nın 14. maddesinin onbirinci fıkrası hükmüne göre, kıdem tazminatının gününde ödenmemesi durumunda mevduata uygulanan en yüksek faize karar

verilmelidir. Faiz başlangıcı fesih tarihi olmalıdır. İş Sözleşmesinin ölüm ya da diğer nedenlerle son bulması faiz başlangıcını değiştirmez. Ancak, yaşlılık, malullük aylığı ya da toptan ödeme almak için işyerinden ayrılma halinde, işçinin bağlı bulunduğu kurum ya da sandığa başvurduğunu ve yaşlılık aylığı bağlandığını belgelemesi şarttır. Bu halde faiz başlangıcı da anılan belgenin işverene verildiği tarihtir.
Yaşlılık aylığı bağlandığına ilişkin belge işverene bildirilmemişse, işverence kıdem tazminatı olarak ilk taksitin ödendiği tarih bakiye kıdem tazminatı için faiz başlangıcı sayılmalıdır. Böyle bir taksit ödemesi de olmadığı durumlarda faiz başlangıcı, davanın açıldığı ya da icra takibinin yapıldığı tarihtir.
Somut olayda; dosyada davacının dava tarihinden önce davalı işvereni temerrüde düşürmediği anlaşıldığından mahkemece kıdem tazminatı faizine dava tarihinden itibaren hükmedilmesi gerekirken fesih tarihinden itibaren faize hükmedilmesi, bozma sebebi ise de bu yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapmayı gerektirmediğinden hüküm bozulmamalı HMK’nun 370/2. maddesi uyarınca düzeltilerek onanmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hüküm fıkrasının 1. bendinin tümüyle silinerek yerine; “8.812,42 TL TL kıdem tazminatının 04.05.2011 dava tarihinden itibaren bankalarca mevduata uygulanan en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine”, rakam ve sözcüklerinin yazılmasına, hükmün düzeltilmiş bu şekli ONANMASINA, temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 21.11.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.