YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/22066
KARAR NO : 2013/23181
KARAR TARİHİ : 24.12.2013
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava konusu 177 ada 11 parsel sayılı 3459630,23 m2 yüzölçümündeki taşınmaz mera niteliği ile orta malı olarak sınırlandırılmıştır. Davacı … kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmış, yargılama sırasında tapu kaydına da dayanmıştır. Mahkemece davanın kabulüne, dava konusu 177 ada 11 parsel sayılı taşınmazın uzman fen bilirkişileri… tarafından düzenlenen 25.10.2011 tarihli rapor ve haritada (A) harfi ile gösterilen 13133,65 m² yüzölçümündeki bölümün davacı … adına tapuya tesciline, taşınmazın geriye kalan bölümünün ise tespit gibi sınırlandırılmasına karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece dava ve temyize konu 177 ada 11 parsel sayılı taşınmazın uzman fen bilirkişileri tarafından düzenlenen 25.10.2011 tarihli rapor ve haritada (A) harfi ile gösterilen 13133,65 m² yüzölçümündeki bölümün davacının tutunduğu ve davalılar Hazine ve Köy Tüzel Kişiliğinin taraf olduğu tescil ilamı ile oluşan 28.09.1999 tarih 20 sayılı tapu kaydı ve geldileri kapsamında kaldığı gibi taşınmazın bu bölümünün kamu malı niteliğinde mera olmadığı, taşınmazın bu bölümü üzerinde tespit tarihinde zilyet davacı … yararına 3402 Sayılı Kadastro Kanunu’nun 14. maddesinde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de yapılan araştırma, uygulama hüküm vermeye yeterli değildir.
Şöyle ki; davacı tarafın dayanağı olan tapu kaydının uygulamasına ilişkin tutanak bilirkişi sıfatı ile
dinlenilen… beyanları soyut ve gerekçesiz nitelikte olduğu gibi yerel bilirkişi sıfatıyla dinlenilen kişilere ise tapu kaydı okunarak bilgileri sorulmamış, tutanak bilirkişi sıfatıyla dinlenilen Efendi Tonlak köye sonradan geldiğini beyan etmesine göre tapu kaydına ilişkin tek beyan olacak şekilde Kazim Şimşek’in sözleri ile yetinilerek tapu kaydının uygulanmasına ilişkin tam bir yargı denetimi sağlanmamıştır. Ayrıca uzman bilirkişi tarafından düzenlenen rapor ve eki harita keşfi izlemeye, bilirkişi sözünü denetlemeye imkan vermediğinden yetersiz olup davacı dayanağı tapu kaydının tescil krokisi olduğu ve bu kroki ölçekli olduğu halde rapor ekinde kadastro haritası ile çakıştırma yapılarak tam bir uygulama yapılmamış, kroki üzerine ise tapu kayıt yönleri işaretlenmemiştir. Öte yandan zilyetlik yönünden yapılan araştırma ve soruşturma da yetersiz olduğu gibi hükme dayanak yapılan yerel bilirkişi sözleri ile taşınmazın tespitinde görev yapan tutanak bilirkişileri … beyanları çeliştiği halde dava konusu taşınmazın tutanak bilirkişileri dinlenilmemiş, varsa nedenleri gerekçeli kararda gösterilmemiştir. Ayrıca dava konusu taşınmaz tespitte mera niteliği ile sınırlandırılmasına rağmen komşu köyden dinlenilen yerel bilirkişiden taşınmazın evveliyatına ilişkin somut, yer ve tarih vererek bir anlatımda bulunması sağlanmamıştır. Böylesine yetersiz araştırma ve soruşturma ile hüküm kurulamaz.
Kural olarak, mahkemece bir yerin mera olarak kabul edilebilmesi için taşınmazın yetkili idari merciler tarafından mera olarak tahsis edilmesi yada taşınmazın öncesinin bilinmeyen bir zamandan beri geleneksel biçimde kamu malı niteliğinde mera olarak kullanıla gelmiş olmasına bağlıdır. O halde uyuşmazlığın saptanan niteliği dikkate alınarak taşınmazların bulunduğu bölgede yetkili idari merciler tarafından 4753-5618 sayılı Yasalar uyarınca mera tahsisi yapılmış ise İl Tarım ve İl Özel İdare Müdürlüğünden, 4753 ve 5618 sayılı Yasalar uyarınca taşınmazın bulunduğu bölgede mera tahsisi yapılmamış ise aynı doğrultudaki araştırma, 4342 sayılı Yasa uyarınca, mülki amirlikten sorulup saptanması zorunludur. Kuşkusuz 4753 ve 5618 sayılı Yasalar ile 4342 sayılı Yasalar uyarınca taşınmazın bulunduğu bölgede mera tahsisi yapılmamış ise, aynı doğrultudaki araştırma dava sonucunda yararı olmayan taşınmazın bulunduğu köye komşu köyler halkından seçilecek elverdiğince yaşlı, yansız, yerel bilirkişi ve tanıkların anlatımları ile uyuşmazlık çözümlenecektir.
O halde sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için öncelikle davacı tarafın tutunduğu 28.09.1999 tarih 20 sayılı tapu kaydı ilk oluştuğu günden itibaren tüm tedavülleri ile birlikte varsa haritaları da Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü ve Tapu Müdürlüğünden getirtilmeli, dayanılan kaydın dava dışı başka taşınmazlara revizyon görüp görmediği, Tapu Müdürlüğü ve Kadastro Müdürlüğünden sorulup saptanmalı, revizyon görmüş ise dava konusu taşınmaz ile revizyon gördüğü dava dışı taşınmazlara komşu taşınmazları da bir arada gösterecek şekilde geniş kapsamlı birleşik harita ile komşu taşınmazların tespit tutanakları varsa dayanakları kayıtlar Kadastro Müdürlüğü ve Tapu Müdürlüğünden getirtilmeli, sonrasında dava konusu taşınmazın bulunduğu bölgede yetkili idari merciler tarafından 4753 ve 5618 sayılı Yasalar uyarınca mera tahsisi yapılıp yapılmadığ…ve İl Özel İdare Müdürlüğünden, 4342 sayılı Yasa uyarınca mera tahsisi yapılıp yapılmadığı Mülki Amirlikten sorulup saptanmalı, yapılmış ve bu yönetimsel işlemler kesinleşmiş ise mera tahsis haritası ve eki belgeler yerinden getirtilmeli, bundan sonra yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yansız, dava konusu taşınmazın bulunduğu köye komşu köyler halkından seçilecek yerel bilirkişi ve tanıklar ve uzman bilirkişi tapu fen memuru ve uzman ziraatçi bilirkişi, tespit tutanağı bilirkişilerinin tümü hazır olduğu halde dava konusu taşınmaz başında yeniden keşif yapılmalı, öncesinde davacının dayanağı tapu kaydı yerel bilirkişi yardımı, uzman bilirkişi eliyle yerine uygulanmalı, kayıtta tarif edilen sınır yerlerinden yerel bilirkişice bilinemeyen sınırlar yönünden tanık bilgisine başvurulmalı, uzman bilirkişiden keşfi izlemeye, davacının tutunduğu tapu kaydının dayanağı tescil krokisini kadastro paftası ölçeğine eşitleyerek birbiri ile çakıştırır ve de tapu kayıt yönlerini haritasında göstermeye ve denetlemeye imkan verecek şekilde rapor alınmalı, dava konusu taşınmazın davacı tarafın tutunduğu tapu kaydının gerek yönleri ve gerekse haritası gözönüne alınarak taşınmazın tapu kaydı kapsamında kalıp kalmadığı duraksamasız belirlenmeli, somut olayda davacının tutunduğu tapu kaydının davalıların taraf olduğu tescil ilamı ile oluştuğu ve bu anlamda taraflar arasında kesin hüküm ifade ettiği gözönüne alınmalı, dava konusu taşınmaz bölümünün tutunulan tapu kaydı kapsamı dışında kaldığı saptandığı takdirde öncelikle taşınmaz bölümünün kamu malı niteliğinde mera olup olmadığı araştırılmalı, bu araştırma yapılırken bölgede mera tahsisi yapılmış ise mera tahsis haritasının ölçeği ile kadastro paftasının ölçeği eşitlendikten sonra yerel bilirkişi yardımı, uzman bilirkişi fen memuru eliyle yerine her iki
harita çakıştırılmak suretiyle uygulanmalı, uygulamada haritalarda tarif edilen belli poligon ve röper noktalar ile arz üzerindeki doğal yada yapay sınır yerlerinden yararlanılmalı, bu yolla dava konusu taşınmazın mera tahsis haritasının kapsamında kalıp kalmadığı duraksamaya meydan vermeyecek şekilde belirlenmeli, taşınmazın bulunduğu bölgede yetkili idari merciler tarafından mera tahsisi yapılmamış ise yerel bilirkişi ve tanıklardan dava konusu taşınmazın öncesinin bilinmeyen bir zamandan beri geleneksel biçimde mera olarak kullanılıp kullanılmadığı yolunda tespit tutanağı bilirkişilerinden olaylara dayalı bilgi alınmalı, yapılan araştırma sonunda dava konusu taşınmaz bölümünün davacının dayanağı tapu kaydı kapsamı dışında kaldığı gibi kamu malı niteliğinde mera da olmadığı sonucuna varıldığı takdirde bu kez zilyetlik araştırması yapılmalı, bu cümleden olarak dava konusu taşınmazın öncesinin kime ait olduğu, kimden kime kaldığı, taşınmaz üzerinde sürdürülen zilyetliğin başlangıç günü, süresi ve sürdürülüş biçimi hakkında yerel bilirkişi ve tanıklardan ayrı ayrı olaylara dayalı bilgiler alınmalı, tespitte saptanan hukuksal olgu dikkate alınarak tutanak bilirkişileri taşınmaz başında dinlenerek tespitte saptanan hukuksal olgu ile hükme dayanak yapılan keşifte dinlenen yerel bilirkişi ile yapılması muhtemel keşifte dinlenecek olan yerel bilirkişi ve tanıkların beyanları arasında aykırılık duraksamasız giderilmeli, öte yandan uzman ziraatçi bilirkişi aracılığıyla taşınmazlar bizzat mahkemece görülüp gözlenmeli, taşınmazların fiziksel yapısı, meyil durumu, taş ve toprak unsurundan hangisinin galip olduğu ayrıntılı şekilde keşif tutanağına geçirilmeli, komşu taşınmazların toprak yapısı ile dava konusu taşınmazın toprak yapısı mukayese edilmeli, bu fiziksel olgular da keşif tutanağına geçirilmeli, dava konusu taşınmaza komşu taşınmazların tespit tutanakları içeriğine göre tespitlerine bir kayıt ve belge esas alınmadığı dikkate alınarak tutanakları içeriğinde vurgulanan maddi ve hukuki olgularla yerel bilirkişi ve tanık sözleri denetlenmeli, belge esas alınmış ise sözü edilen belgelerin nizalı parsel yönünü ne biçimde ve kimin yeri olarak sınır gösterdiği incelenmeli, davalı olup olmadıkları tespitlerinin kesinleşip kesinleşmediği incelenip irdelenmeli, özellikle uzman bilirkişi fen memurundan keşfi izlemeye, bilirkişi sözlerini denetlemeye, uzman ziraatçi bilirkişiden ise mahkemenin keşif tutanağına geçen gözlemini yansıtmaya elverişli ayrıntılı, gerekçeli rapor alınmalı, taşınmazın fotografları çektirilmeli, daha sonra 3402 Sayılı Kadastro Kanunu’nun 14. maddesi hükmüne göre davacı taraf ile bayisinin onaylı nüfus kayıt örnekleri ilgili Nüfus
Müdürlüğünden getirtilerek kimlikleri bu yolla sağlıklı biçimde belirlenip ilgililer adına aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğiyle başkaca taşınmaz mal tespit yada tescil edilip edilmediği, Kadastro, Tapu ve Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüklerinden ayrı ayrı sorulup saptanmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm kurulmalıdır.
Mahkemece böylesine bir araştırma ve soruşturma yapılmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davalı Hazine’nin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 24.12.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.