YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/24298
KARAR NO : 2013/18432
KARAR TARİHİ : 06.11.2013
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı … tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında 101 ada 3 parsel sayılı 750,07 m2 yüzölçümündeki taşınmaz miras yoluyla gelen hakka, paylaşmaya, bağışlamaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalı … adına tespit edilmiştir. Davacı …, tapu kaydına dayanarak dava açmıştır. Mahkemece davanın reddine, dava konusu 101 ada 3 parsel sayılı taşınmazın tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı … tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, davacı …’ye ait 24.12.1949 tarih ve 480, 502 ve 503 sayılı tapu kayıtlarının ve ecrimisil belgelerinin çekişmeli taşınmazı kapsamadığı kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de; yapılan araştırma, inceleme ve uygulama karar vermek için yeterli bulunmamaktadır.
Temyiz incelemesi için Dairemiz’e gönderilen aynı köye ilişkin dava dosyalarının incelenmesinde; dava konusu 101 ada 3 parsel ile dava dışı 101 ada 14, 16, 17 ve 18 parsel sayılı taşınmazlarda davacı …’nin 24.12.1949 tarih ve 480, 502 ve 503 sayılı tapu kaydına, dava dışı 103 ada 1, 11, 14, 18, 19 ve 20 ve 105 ada 3, 4, 5, 6 ve 9 parsel sayılı taşınmazlarda ise 24.12.1949 tarih 480, 502, 503 sayılı tapu kayıtlarının yanı sıra aynı tarih 483 sayılı tapu kaydına da dayandığı, mahkemece 103 adada bulunan taşınmazların keşfinin birlikte yapılarak karar aşamasında dava dosyalarının tefrik edildiği, 105 adada bulunan taşınmazların keşfinin birlikte yapılarak dava dosyalarının karar aşamasında tefrik edildiği, 101 adada bulunan taşınmazların ise herbirinin keşfinin ayrı yapıldığı ./..
anlaşılmaktadır. Yine temyiz incelemesi için gönderilen dava dosyalarının incelenmesinden davacının aynı tapu kayıtlarına dayanarak açtığı başka derdest davalar da olabileceği anlaşılmaktadır. Mahkemece aynı tapu kayıtlarına dayanılarak açılan davaların tamamının birleştirilmesi gerekip gerekmediği düşünülmeden yapılan tapu kayıt uygulaması yetersiz olduğu gibi yapılan zilyetlik araştırması da eksiktir. Davacı …’nin sunduğu ecrimisil belgelerinin dava konusu taşınmaza ait olup olmadığı yönündeki araştırma da sağlıklı biçimde yapılmamıştır. Davalı taraf ise miras bırakanlarının taşınmazı 716 sayılı Borçlanma Kanunu gereğince satın aldığını iddia etmesine karşın davalı miras bırakanları adına tapu kaydı oluşup oluşmadığı etraflıca irdelenmemiştir. Böylesine yetersiz araştırma ile karar verilemez.
Hal böyle olunca; mahkemece doğru sonuca ulaşabilmek için, davacı … tarafından dayanılan tapu kayıtlarının dava dışı başka taşınmaz ya da taşınmazlara revizyon görüp görmediği, Tapu Müdürlüğü ve Kadastro Müdürlüğünden sorulup saptanmalı, bundan ayrı olarak davacı …’nin aynı tapu kayıtlarına dayanarak açtığı derdest tüm dava dosyaları da saptanmalı, dava konusu taşınmazla birlikte varsa tapu kayıtlarının revizyon gördüğü taşınmazları, Hazinenin aynı tapu kayıtlarına dayandığı tüm taşınmazları ve bu taşınmazlara dıştan komşu taşınmazları bir arada gösterecek şekilde geniş kapsamlı birleşik harita Kadastro Müdürlüğünden getirtilmeli, Hazinenin aynı tapu kayıtlarına dayanarak açtığı derdest dava dosyalarının ve dayanılan kayıtların revizyon gördüğü ve davalı olduğu saptanan taşınmazlara ait dava dosyalarının usul kanunu hükümleri uyarınca birleştirilmesi gerekip gerekmediği hususu üzerinde durulmalı, vurgulanan bu olgunun dava ekonomisi ve kaydın kapsamının sağlıklı biçimde belirlenebilmesi için zorunlu olduğu özellikle dikkate alınmalı, bundan sonra Hazinenin aynı tapu kayıtlarına dayandığı taşınmazlar, varsa Hazinenin dayandığı tapu kayıtlarının revizyon gördüğü taşınmazlar ve dava konusu taşınmaz bir bütün olarak düşünülüp, bu taşınmazların tamamına dıştan komşu taşınmazların tespit tutanakları ve dayanakları kayıtlar, davalı iseler dava dosyaları getirtilmeli; davalı tarafın iddia ettiği şekilde miras bırakanının taşınmazı 716 sayılı Borçlanma Kanunu hükümleri gereğince satın alıp almadığı, borcunu ödeyip adına tapu kaydı oluşup oluşmadığı araştırılmalı, davalı tarafın
miras bırakanı adına tapu kaydı oluşmuş ise bu tapu kaydı da dosyaya getirtilerek yukarıda belirtilen yöntemle revizyon görüp görmediği araştırılmalı, varsa revizyon gördüğü taşınmazlara ait tutanaklar ve davalı iseler dava dosyaları getirilmeli,daha sonra yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yansız, yerel ve uzman bilirkişi, tutanak bilirkişilerinin tümü, tarafların aynı yöntemle göstereceği tanıklar hazır olduğu halde dava konusu taşınmaz başında yeniden keşif yapılmalı, 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 20.maddesi hükmü uyarınca taraflarca dayanılan tapu kayıtları yerel bilirkişi yardımı, uzman bilirkişi eliyle yerine uygulanmalı, uygulamada kayıtların revizyon gördüğü dava dışı taşınmazlar özellikle gözönünde tutulmalı, kayıtlarda gösterilen sınır yerlerinden yerel bilirkişice bilinemeyen sınır yerleri bulunduğu takdirde bu konuda taraflara tanık dinletme olanağı sağlanmalı, uzman bilirkişiye kayıtlarda gösterilen ve bilirkişi ve tanıklar tarafından tarif edilen sınır yerleri düzenleyeceği haritada ayrı ayrı işaret ettirilmeli, uygulamaya ilişkin yerel bilirkişi ve tanık sözleri, dıştan komşu taşınmazların tespit tutanağı içeriği ve dayanakları kayıtlarla denetlenmeli, bu yolla dava konusu taşınmazın dayanılan tapu kayıtlarının kapsamında kalıp kalmadığı duraksamasız saptanmalı, dava konusu taşınmazın tümü ya da bir bölümünün dayanılan tapu kayıtlarının kapsamı dışında kaldığı saptandığı takdirde kayıt kapsamı dışında kalan taşınmaz ya da taşınmaz bölümleri için davalılar yönünden 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14. maddesinde öngörülen kısıtlamalar da dikkate alınarak yeterli biçimde zilyetlik araştırması yapılmalı, yine davacı …’nin dayandığı ecrimisil belgesi ve krokilerinin dava konusu taşınmaza ait olup olmadığı sorulup saptanmalı, zilyetliğin başlangıç günü, süresi ve sürdürülüş biçimi hakkında yerel bilirkişi ve tanıklardan olaylara dayalı bilgi alınmalı, bu bağlamda dava konusu taşınmazın özel kanunları gereği Hazineye intikal eden taşınmazlardan olup olmadığı bir başka deyişle kaçak-yitik kişilerden kalıp kalmadığı da araştırılmalı, taşınmazın kaçak-yitik kişilerden Hazineye intikal eden taşınmazlardan olduğunun anlaşılması halinde bu nitelikteki taşınmazlar üzerinde sürdürülen zilyetliğin süresi ne olursa olsun hukukça bir değer ifade etmeyeceği düşünülmeli, tespit tutanağı bilirkişilerinin beyanları ile yerel bilirkişi ve tanık beyanları arasında aykırılık bulunduğu takdirde tespit tutanağı bilirkişileri de taşınmaz başında ayrı ayrı dinlenerek, çelişki giderilmeli, uzman bilirkişiden keşfi./..
izlemeye, bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan verecek şekilde ayrıntılı, gerekçeli rapor alınmalı, ziraatçi bilirkişiden taşınmazın özelliğini, niteliğini, eğimini, toprak yapısını, bitki örtüsünü, kullanım durumunu, komşu parseller ile arasında ayırıcı unsur olup olmadığını belirtir, bilimsel verilere dayalı ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı, taşınmazın farklı yön ve açılardan fotoğrafları çektirilmeli, mahkemece yapılacak gözlem tutanağa geçirilmeli, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir.
Mahkemece bu hususlar gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olup, davacı …’nin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 06.11.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.