Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2013/25319 E. 2013/22515 K. 17.12.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/25319
KARAR NO : 2013/22515
KARAR TARİHİ : 17.12.2013

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi…mirasçısı davalı … tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava ve temyize konu 171 ada 6 parsel sayılı 406,60 m2 yüzölçümündeki taşınmaz miras yoluyla gelen hakka, paylaşmaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalı … ve paydaşlarının miras bırakanı Mustafa Güvenç adına tespit edilmiştir. Davacı … miras yoluyla gelen hakka dayanarak dava açmıştır. Mahkemece davanın kabulüne, dava ve temyize konu 171 ada 6 parsel sayılı taşınmazla birlikte dava konusu 171 ada 5 parsel sayılı taşınmazların ortak miras bırakan Nuğman mirasçıları adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, … mirasçısı davalı … tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece dava ve temyize konu 171 ada 6 parsel sayılı taşınmazın yöntemine uygun bir şekilde paylaşılmadığı, ispat yükü kendisine düşen davalı tarafın paylaşma olgusunu ispat edemediği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de mahkemece yapılan araştırma inceleme ve uygulama hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır.
Dava ve temyize konu 171 ada 6 parsel sayılı taşınmazın tarafların ortak miras bırakanı …’dan kaldığı yönünde, yanlar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, ortak miras bırakanın ölüm gününden sonra mirasçıları arasında yöntemine uygun şekilde bir paylaşmanın yapılıp yapılmadığı yönünde toplanmıştır. Kural olarak ortak miras bırakanın ölüm gününden sonra, mirasçıları arasında yöntemine uygun bir paylaşmanın varlığından söz edilebilmesi için, ortak miras bırakanın ölüm gününden sonra tüm mirasçılarının bir araya gelerek terekeyi kendi aralarında pay etmeleri, her bir mirasçının, kendi payına düşeni aldıktan sonra, terekedeki diğer miras haklarından vazgeçmesi koşuluna bağlıdır. …/..

Saptanan dava niteliği ile az yukarıda vurgulanan hukuksal olgularda dikkate alındığında, yerel mahkemece yapılan araştırma ve soruşturma hüküm vermeye yeterli değildir. Hükme dayanak yapılan keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tutanakta muhtar olarak imzası bulunan…olaylara dayanmayan soyut nitelikte gerekçesiz sözlerden ibarettir. Öte yandan mahkemece tespite aykırı sonuca varılmasına rağmen temyize konu taşınmazda tespit bilirkişi olarak görev yapan tutanak bilirkişileri … dinlenilmemiş, varsa nedenleri hüküm yerinde gerekçeleriyle açıkça gösterilmemiştir. Ayrıca davalı …’in temyize konu taşınmaz üzerinde ahır niteliği ile muhdesat bulunduğu ve kendisi tarafından meydana getirildiğini belirtmesine, taşınmazın niteliğinin de tutanakta ahır ve tarla olarak belirtilmesine rağmen mahkemece taşınmaz üzerinde hissedarlardan biri tarafından meydana getirilen muhdesat niteliğinde yapı bulunup bulunmadığı, var ise kim tarafından meydana getirildiği araştırılarak muhdesatın beyanlar hanesinde gösterilmesinin gerekip gerekmediği hüküm yerinde tartışılmamıştır. Ayrıca tarafların ortak miras bırakanı olduğu belirtilen Nuğman’a ait verasete esas açık nüfus kayıtları dosyaya getirtilmemiş, yerel bilirkişi sözleri ve taraf iddiaları nüfus kayıtları ile denetlenmemiştir. Böylesine yetersiz araştırma ve soruşturma ile hüküm kurulamaz.
O halde, sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için, öncelikle ortak miras bırakan …’a ait verasete esas açık nüfus kayıtları Nüfus Müdürlüğü’nden getirtilmeli, sonrasında ortak miras bırakanın terekesine dahil dava dışı, başka taşınmaz mallar bulunup bulunmadığı araştırılmalı, varsa sözü edilen taşınmazların kadastro tespit tutanakları ve dayanakları belgeler, davalı iseler dava dosyaları da getirtilmeli, bundan başka ortak miras bırakanın terekesine dahil menkul mallar varsa menkul malların niteliği, adedi ve değerleri belirlenmeli, daha sonra yöreyi iyi bilen, elverdiğince yaşlı, yansız, yerel ve uzman bilirkişi tarafların aynı yöntemle gösterecekleri tanıklar ile tespit tutanağı bilirkişilerinin tümü hazır olduğu halde, taşınmaz başında yeniden keşif yapılmalı, yerel bilirkişi ve tanıklardan ortak miras bırakanın ölüm gününden sonra, mirasçıları arasında az yukarıda açıklanan hukuksal olgulara göre yöntemine uygun bir paylaşma yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise dava konusu taşınmazın hangi mirasçı ya da mirasçıların miras payına isabet ettiği yolunda yerel bilirkişi ve tanıklardan olaylara dayalı bilgi alınmalı, diğer mirasçı ya da mirasçıların, miras payına karşılık kendilerine terekeden ne verildiği duraksamasız belirlenmeli, bu konularda da yerel bilirkişi ve tanıklardan ayrıntılı bilgi alınmalı, tespit tutanağı bilirkişilerinin anlatımları ile tutanak bilirkişilerinin beyanları çeliştiği takdirde tutanak bilirkişilerinin tümü …/..

taşınmaz başında ayrı ayrı dinlenerek çelişki giderilmeli, mirasçılar arasında, aynı nitelikte Kadastro Mahkemesinde görülmekte olan dava ya da davalar varsa, fiili ve hukuki irtibatın varlığı, davalardan biri hakkında verilecek hükmün, aynı nitelikteki diğer davanın sonucunu etkileyeceği gözönüne alınarak dava dosyalarının birleştirileceği düşünülmeli, sonuçlanan ve kesin hükme bağlanan, davalar varsa, deliller değerlendirilirken sözü edilen taşınmazlarla ilgili olarak, yerel mahkemesinden verilen ve kesinleşen hükümler de gözönüne alınmalı, özellikle, sözü edilen taşınmaz ya da taşınmazların, tespit tutanakları içeriğinde, paylaşma olgusuna yer verilip verilmediği yönü üzerinde durulmalı, uyuşmazlığın niteliğine göre, deliller değerlendirilirken paylaşmada her bir mirasçıya eşit yüzölçümde ve eşit verimlilikte taşınmaz ya da ekonomik yönden aynı parasal değerde menkul mal isabet etmesinin paylaşmanın koşulu olmadığı gözönünde tutulmalı, bir ya da bir bölüm mirasçıya miras payına karşılık menkul mal verilmiş ise niteliği ve adedi belirlenmeli, ayrıca dava konusu taşınmaz üzerinde muhdesat niteliğinde olan yapı bulunup bulunmadığı, var ise bu yapının ne zaman ve kimin tarafından meydana getirildiği yönünde de yerel bilirkişi, tanık ve tutanak bilirkişilerinden bilgi alınarak anılan muhdesatın uzman fen bilirkişi rapor ve haritasında konumunun gösterilmesi sağlanarak 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 19.maddesi uyarınca kadastro tespitinden önce paydaşlardan biri ve bir kaçı tarafından meydana getirilen bir başka deyişle yeniden inşa edilen muhdesatın kütüğün beyanlar hanesinde gösterilmesi gerektiği hususu dikkate alınmalı, uzman bilirkişiden keşfi izlemeye bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan verecek şekilde ayrıntılı gerekçeli rapor alınmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller bu çerçevede değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir.
Mahkemece bu olgular gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davalı …’in temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde davalı …’e iadesine, 17.12.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.