YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/10647
KARAR NO : 2014/21959
KARAR TARİHİ : 03.12.2014
Mahkemesi : Mersin 5. İş Mahkemesi
Tarihi : 27/03/2014
Numarası : 2013/356-2014/101
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine.
2-Davacı vekili, davacının iş akdinin haksız ve bildirimsiz olarak sona erdirildiğini, davacının haftanın 6 günü 08.00-19.30 saatleri arası çalıştığını, hafta tatili ve genel tatil günlerinde çalıştığını, yıllık izin kullanmadığını öne sürerek kıdem ve ihbar tazminatı ile fazla çalışma, hafta tatili ve genel tatil ücret alacaklarının tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, davacının iş akdine kendileri tarafından son verildiğini, kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık izin ücretinin kendisine ödeneceğinin belirtilmesine rağmen davacının dava açma yoluna gittiğini, çalışma saatlerinin 09.00-18.00 arası olduğunu ve günde 1.5 saat ara dinlenmesi kullandırıldığını, cumartesi günleri ise 09.00-13.00 saatleri arası çalışıldığını, davacının sadece 2013 yılının Mart ayında 23 saat fazla çalışma yaptığını, hafta tatili ve genel tatil günlerinde çalışma olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, davalı yanın iş akdinin tazminatı gerektirmeyecek şekilde sonlandığını, davacıya yıllık izinlerini kullandırdığını ve haklarının ödendiğini kanıtlayamadığı, tanık beyanları ile davacının genel tatil, hafta tatili ve fazla çalışmalarının belirlenmiş olduğu ancak imzalı bordrolarda görünen alacakların dışlanması gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Davacı işçinin fazla çalışma yapıp yapmadığı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların, tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille yapılabilir. Bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda, işçinin bordroda belirtilenden daha fazla çalışmayı yazılı belge ile kanıtlaması gerekir. İşçiye bordro imzalatılmadığı halde, fazla çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda, ihtirazi kayıt ileri sürülmemiş olması, ödenenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının yazılı delille ispatlanması gerektiği sonucunu doğurmaktadır.
Fazla çalışmaların uzun bir süre için hesaplanması ve miktarın yüksek çıkması halinde Yargıtay’ca son yıllarda hakkaniyet indirimi yapılması gerektiği istikrarlı uygulama halini almıştır. Ancak fazla çalışmanın tanık anlatımları yerine yazılı belgelere ve işveren kayıtlarına dayanması durumunda böyle bir indirime gidilmemektedir. Yapılacak indirim, işçinin çalışma şekline ve işin düzenlenmesine ve hesaplanan fazla çalışma miktarına göre taktir edilmelidir. Hakkın özünü ortadan kaldıracak oranda bir indirime gidilmemelidir
Somut olayda, mahkemece davacı tanıklarının beyanlarına göre, davacının haftanın 5 günü 08.00-19.30 saatleri arası, günde 1,5 saat ara dinlenmesi ile 50 saat, haftanın 1 günü 08.00-18.30 saatleri arasında 1 saat ara dinlenmesi ile 9,5 saat olmak üzere haftada 14,5 saat fazla çalıştığı, 2013/Mart ayı hariç olmak üzere fazla çalışma ücretlerinin ödendiğini davalının yöntemince kanıtlayamadığı, imzalı ücret hesap pusulasına göre davacının 2013/Mart ayında 23 saat fazla çalışma yaptığı, ücretini aldığı ve davacının 2013/Mart ayında 23 saatten daha fazla çalıştığına dair yazılı delil bulunmadığından fazla çalışma ücreti hesaplamasında bu dönemin dışlanması gerektiği kabul edilerek %30 hakkaniyet indirimi yapılmak suretiyle fazla çalışma ücret alacağı hüküm altına alınmış ise de; davacı tanığı S.. Ç..’nün beyanına göre davacı cumartesi günleri 1 hafta 8.00-18.30 saatleri arası 1 hafta 8.00-14.00 saatleri arası çalışmıştır. Bu tanığın tanıklık ettiği dönem 14.02.2011 ile 29.03.2013 tarihleri arası olup bu dönemde mahkemece cumartesi günlerinde sadece 08.00-18.30 saatleri arası çalışma olduğu kabul edilmiştir. Böyle olunca davacının tanıklık ettiği dönem bakımından davacının bir hafta 8.00-18.30 saatleri arası bir hafta 8.00-14.00 saatleri arası çalıştığı kabul edilerek hesaplama yapılması gerekirken cumartesi günleri sadece 08.00-18.30 saatleri arası çalışıldığının kabulü ile yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir.
3-Davacı işçinin ulusal bayram ve genel tatillerde çalışma karşılığı ücretlere hak kazanıp kazanmadığı hususu da taraflar arasında uyuşmazlık konusudur.
Ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığını iddia eden işçi, bu iddiasını ispatla yükümlüdür. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda yer alan bayram ve genel tatil ücreti ödemesinin yapıldığı varsayılır. Bordroda ilgili bölümünün boş olması ya da bordronun imza taşımaması halinde işçi, ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığını her türlü delille ispat edebilir.
Ulusal bayram ve genel tatillerde çalışıldığının ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları, yazılı delil niteliğindedir. Ancak, sözü edilen çalışmanın bu tür yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda, tarafların dinletmiş oldukları tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bununla birlikte, işyerinde çalışma düzenini bilmeyen ve bilmesi mümkün olmayan tanıkların anlatımlarına değer verilemez.
İmzalı ücret bordrolarından, ulusal bayram ve genel tatil ücretlerinin ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından daha fazla çalışıldığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin alacağının bordroda görünenden daha fazla olduğu yönünde bir ihtirazi kaydının bulunması halinde, ulusal bayram ve genel tatil çalışmalarının ispatı her türlü delille yapılabilir. Bordroların imzalı ve ihtirazi kayıt taşımaması durumunda dahi, işçinin bordroda yazılı olanın dışında ulusal bayram ve genel tatil çalışmalarının yapıldığını yazılı delille kanıtlaması imkân dahilindedir.
Dairemizce son yıllarda, ulusal bayram ve genel tatil çalışmalarının uzun bir süre için hesaplanması ve miktarın yüksek çıkması halinde, hakkaniyet indirimi yapılması gerektiği kabul edilmektedir. Ancak, ulusal bayram ve genel tatil çalışmalarının taktiri delil niteliğindeki tanık anlatımları yerine, yazılı belgelere ve işveren kayıtlarına dayanması durumunda böyle bir indirime gidilmemektedir.
Somut olayda, mahkemece, davacı tanıklarının beyanlarına göre davacının dini bayramlarda 1/2 gün çalıştığı, diğer ulusal bayram ve genel tatil günlerinin tamamında çalıştığı, ücretinin ödendiğinin yöntemince kanıtlanamadığı kabul edilerek %30 hakkaniyet indirimi yapılmak suretiyle davacının genel tatil ücret alacağı hüküm altına alınmış ise de, dosya kapsamından genel tatil günlerinde nöbet usulü çalışıldığı anlaşılmakta olup davacının ne zamanlar nöbetçi olduğu belirlenmeden bu alacağın hesaplanmış olması hatalıdır.
4-Davacı işçinin hafta tatili ücretine hak kazanıp kazanmadığı hususu taraflar arasında ayrı bir uyuşmazlık konusudur.
4857 sayılı İş Kanununun 46’ncı maddesinde, işçinin tatil gününden önce aynı Yasanın 63’üncü maddesine göre belirlenmiş olan iş günlerinde çalışmış olması koşuluyla, yedi günlük zaman dilimi içinde yirmidört saat dinlenme hakkının bulunduğu belirtilmiş, işçinin hafta tatili gününde çalışma karşılığı olmaksızın bir günlük ücrete hak kazanacağı da 46’ncı maddenin ikinci fıkrasında hüküm altına alınmıştır.
Hafta tatili izni kesintisiz en az yirmidört saattir. Bunun altında bir süre haftalık izin verilmesi durumunda, usulüne uygun şekilde hafta tatili izni kullandığından söz edilemez. Hafta tatili bölünerek kullandırılamaz. Buna göre hafta tatilinin yirmidört saatten az olarak kullandırılması halinde hafta tatili hiç kullandırılmamış sayılır.
2429 sayılı Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkında Kanunun 3’üncü maddesine göre, hafta tatili pazar günüdür. Bu genel kural mutlak nitelikte olmayıp, hafta tatili izninin pazar günü dışında da kullandırılması mümkündür.
Hafta tatili gününde çalıştığını iddia eden işçi, norm kuramı uyarınca bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda yer alan hafta tatili ücreti ödemesinin yapıldığı varsayılır. Bordroda ilgili bölümünün boş olması ya da bordronun imza taşımaması halinde, işçi hafta tatilinde çalışma yaptığını her türlü delille ispat edebilir.
Hafta tatillerinde çalışıldığının ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları, yazılı delil niteliğindedir. Ancak, sözü edilen çalışmanın bu tür yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların dinletmiş oldukları tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. Hafta tatili çalışmalarının yazılı delil ya da tanıkla ispatı imkân dahilindedir. İşyerinde çalışma düzenini bilmeyen ve bilmesi mümkün olmayan tanıkların anlatımlarına değer verilemez.
İmzalı ücret bordrolarında hafta tatili ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından daha fazla çalışıldığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin hafta tatili alacağının bordroda görünenden daha fazla olduğu yönünde bir ihtirazi kaydının bulunması halinde, hafta tatili çalışmalarının ispatı her türlü delille yapılabilir. Buna karşın, bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda dahi, işçinin bordroda yazılı olanın dışında hafta tatillerinde çalışmaların yazılı delille kanıtlaması mümkündür. Hafta tatili ücretlerinin tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda, ihtirazi kayıt yoksa ödenen tutarın dışında hafta tatili çalışması yapıldığının yazılı delille ispatlanması gerekir.
Hafta tatili çalışmalarının uzun bir süre için hesaplanması ve miktarın yüksek çıkması halinde Dairemizce son yıllarda indirim yapılması gerektiği istikrarlı uygulama halini almıştır. Ancak, hafta tatili çalışmasının taktiri delil niteliğindeki tanık anlatımları yerine, yazılı belgelere ve işveren kayıtlarına dayanması durumunda, böyle bir indirime gidilmemesi gerekir.
Somut olayda, mahkemece, davacı tanığı S.. Ç..’nün beyanına göre 14.02.2011 ile 29.03.2013 tarihleri arasında davacının ayda iki hafta tatilinde çalıştığı, ücretinin ödendiğinin yöntemince kanıtlanamadığı, bu nedenle hesaplanması gerektiği, ancak 04.03.2010-14.02.2011 tarihleri arasında ise tanık beyanlarına göre hafta tatillerini kullandığından hafta tatili ücretine hakkı bulunmadığı kabul edilerek %30 hakkaniyet indirimi yapılmak suretiyle hafta tatili ücret alacağı hüküm altına alınmış ise de; davacı tanığı S.. Ç.. beyanında önce pazar günleri çalışmadıklarını beyan edip daha sonra ayda 2 pazar çalıştıklarını ifade etmiş olup tanıklık ettiği döneme ilişkin bu tanığın beyanı netleştirilmeden hafta tatili ücret alacağının hüküm altına alınması dahi isabetsiz olup ayrı bir bozma nedenidir.
SONUÇ:Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenleBOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıyaiadesine, 03.12.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.