YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/11134
KARAR NO : 2014/17877
KARAR TARİHİ : 23.09.2014
Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava Türü : İşe iade
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen 03.06.2014 tarihli ek kararın, Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 8. maddesine göre İş Mahkemesinin nihai kararları tefhim tarihinden itibaren sekiz gün içinde temyiz olunabilir. 16/04/2014 tarihinde davalı vekilinin yokluğunda tefhim edilen kararın davalı vekiline 15.05.2014 tarihinde tebliğ edildiği, davalı vekilinin ise 13.05.2014 tarihinde uyaptan alındığı şerhi düşülen dilekçe ile süresinde süre tutum dilekçesi verdiği görülmüştür.
Mahkeme, “temyiz dilekçesinin uyap üzerinden ulaştığı, ancak temyiz harcı ile temyiz posta giderlerinin yatırılmadığı ve temyiz süresinin geçtiği anlaşıldığından temyiz isteminin reddine” dair 03.06.2014 tarihinde ek karar vermiştir. Hükmü temyiz eden davalı tarafça gerekçeli kararın süresinde UYAP üzerinden temyiz edildiği ancak temyiz harç ve masraflarının yatırılmadığı anlaşılmakla mahkemece hakim tarafından imzalanmış ve mahkeme veznesine yatırılmasını içeren muhtıra çıkartılarak 7 günlük süre içinde temyiz harç ve masraflarını yatırması gerektiğinin tebliği gerekirken ek karar ile temyizin reddine karar verilmesi karşısında mahkemece verilen 03.06.2014 tarih ve 2012/400 E-2014/143 K sayılı temyiz talebinin reddine dair ek karar bozularak ortadan kaldırılmalı davalı vekilinin 16.04.2014 tarihli karara yönelik temyiz itirazları incelenmelidir.
Davacı, iş sözleşmesinin geçerli ve haklı bir sebep olmadan feshedildiğini belirterek feshin geçersizliğinin tespitine, işe iadesine, işe başlatmama tazminatı ile boşta geçen süre ücreti ve diğer haklara karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı, davalı şubenin ikinci el satışlarının doğruluğundan şüphelenilmesi üzerine 02.10.2012 tarihinde davacının bilgisine başvurulduğunu ve ifadesinin alındığını, 04.10.2012 tarihinde de şubede inceleme ve soruşturma tutanağı ile hukuksuz durumların tespit altına alındığını, 05.10.2012 taihinde de şube yönetimi müdürü, davacının konu ile ilgili yazılı savunmasını istediğini ve konudan neden genel müdürlük birimlerini haberdar etmediğini belirtmesi istendiğini, davacının savunmasında haklı gerekçeler öne süremediğini, savunması istenen konuda herhangi bir inkarı olmadığını aksini ispat edemediğini yalnızca müdürlerini suçlamakla yetindiğini, davacının şirket zararına yol açan faaliyetlerde bulunduğunun sabit olması üzerine 4857 Sayılı İş Kanununun 25. maddesi uyarınca iş aktinin haklı nedenlerle feshedildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, feshe konu araçların işlemlerinin yönetim bilgisi dahilinde gerçekleştiği, davacının, davalı işverenin güvenini kötüye kullanma gibi bir davranışının olmadığının anlaşıldığı gerekçesiyle feshin geçersiz sebeple yapıldığının tespitine ve davanın kabulüne karar verilmiştir.
Somut olayda davacının iş sözleşmesi, yapılan soruşturma sırasında 2. el stok sayımı yapıldığı ve sayım esnasında şube binasının 4. bodrum katında … , … plakalı 2 adet … ile …. ve …. plakalı 2 adet … aracın bulunduğu tutanakla tespit edildiği, bu araçların 29.06.2012 tarihinde yeni araç aylık satış hedefine ulaşılması amacıyla, şube bağlı noktası olan … Ltd Şti’ne kaydi olarak satışının yapıldığı, daha sonra 31.08.2012 tarihinde 2. el vasfında kaydi olarak alışının yapıldığı ve araçların şube binasından çıkartılmadığı, devir ve teslimlerin yapılmadığı, ayrıca söz konusu araçların 3 aydan beri satış amacıyla sergilenip satışa sunulmamış olup günlük 2. el listesine dahil edilmediği ve şube yönetimi müdürlüğüne günlük 2. el stoğu olarak bildirimi yapılmadığı, şube faaliyet performansını yanıltmaya dönük ve şirket zararına yol açan faaliyetleri ilgili makamlara bildirmemesi, işverenin güvenini sarsıcı ve şirket prosedürlerine aykırı davranışlarıyla şirketi zarara uğrattığından bahisle 4857 sayılı İş Kanununun 25/2-e bendine istinaden feshedildiği görülmüştür.
Davacının feshe konu hususlar ile ilgili alınan savunmasında ise söz konusu araçların stoklara alınmasına herhangi bir katkısının olmadığını, araçların şirketin -4.katından yukarıya satış amaçlı çıkarılmamasının emrini de yöneticilerinin verdiğini, konunun şirket yönetimine bildirilmemesi ile ilgili konuda kararın şube yönetimince verildiğini, 2.el günlük raporlarında bu araçların gösterilmesi gerektiğini söylemesine rağmen şube yönetiminin bu konuda kendilerinden tamamen farklı düşünüp bu araçları stoklarda göstermemesini söylediğini beyan ettiği anlaşılmıştır.
Dosyaya sunulan Personel Yönetmeliği’nin 41. maddesinde ihbar yükümlülüğü ayrıca düzenlenmiştir. Buna göre; ” Personel, şirketin zararına mucip herhangi bir yolsuzluğu görev icabı öğrendiği takdirde keyfiyeti derhal amirlerine ve ilgili üst merciilerine haber vermek zorundadır” düzenlemesi vardır.
Dolayısıyla gerek feshe konu hususlara ilişkin davacının alınan savunması ve gerekse dosya kapsamından söz konusu araçların satış amacıyla sergilenip satışa sunulmadığı, günlük 2.el listesine dahil edilmediği ve Şube Yönetimi Müdürlüğüne günlük 2.el stoğu olarak bildirimi yapılmadığı hususları taraflar arasında çekişmesiz hale gelmiştir.
Davacıya isnat edilen bu eylemler dikkate alındığında özellikle Personel Yönetmeliğinin ilgili maddesi de gözetilerek davalı işyerinde ayrıca düzenlenmiş ve ağırlaştırılmış bir sadakat yükümlülüğünün bulunmasına rağmen davacının şube yönetiminin kendisine yönelik sarfettiği söz ve davranışlara rağmen, gerçekleşen ve şirket aleyhine olduğu açık olan bu tarz davranışları üst yönetime bildirmemesi ve böylece ihbar yükümlülüğünü yerine getirmemiş olduğu anlaşılmakla; davacının, davalı işverenin güvenini kötüye kullandığı açık olduğundan eylemleri bir bütün halinde 4857 sayılı Yasanın 25/2-e bendi uyarınca davalı işverene haklı nedenle iş sözleşmesini feshetme yetkisi verdiği, davalının da fesih bildiriminde çeşitli eylemleri sıralandıktan sonra “şirketin zararına yol açan bu faaliyetleri ilgili makamlara bildirmemesi”ni de fesih gerekçesi yaptığı görüldüğünden sonuç olarak davalı işveren feshinin haklı nedene dayandığı sonucuna varılmıştır.
Dolayısıyla 4857 sayılı İş Yasasının 20/3 maddesi uyarınca Dairemizce aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
SONUÇ:Yukarda açıklanan gerekçe ile;
1.Mahkemenin 03.06.2014 tarihli ek kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2.Mahkemenin kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
3.Davanın REDDİNE,
4.Alınması gereken 25,20 TL harçtan, peşin ödenin 21,15 TL harcın mahsubu ile bakiye 4,15 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
5.Davacının yaptığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı yargılama gideri 930,00 TL’nin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
6.Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT’ne göre 1.500,00 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
7-Artan gider ve delil avansının ilgilisine iadesine,
8. Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, KESİN olarak 23.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.