YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/11427
KARAR NO : 2014/21910
KARAR TARİHİ : 02.12.2014
Mahkemesi : Akçaabat 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
(İş Mahkemesi Sıfatıyla)
Tarihi : 12/06/2013
Numarası : 2011/501-2013/214
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1- Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacı vekili müvekkilinin davalıya ait işyerinde pasta ustası olarak 1.250,00 TL ücret ile çalıştığını, müvekkilinin işine davalı şirket tarafından haksız olarak son verildiğini, şöyle ki Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İş Teftiş Kurulu Başkanlığı tarafından düzenlenen tutanakta “işçinin iş sözleşmesinin işveren tarafından 4857 sayılı İş Kanununun 17. maddesi gereğince sona erdirildiği sonucuna varılmıştır” şeklindeki rapor tanzim edilmek suretiyle müvekkilinin haklı bir nedene dayanmaksızın işvereni tarafından işine son verildiğinin tespit edildiğini ve buna rağmen kendisine tazminat ve alacaklarının ödenmediğinden dolayı Trabzon 1. İcra Müdürlüğünün 2011/374 sayılı takip dosyası ile takip başlattıklarını, ancak davalı tarafça yapılan takibe itiraz edildiğini bu nedenle de takibin durduğunu belirterek haksız ve kötü niyetli olarak yapılan itirazın iptali ile takibin devamına ve %40 icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
Davalı şirket yetkilisi öncelikle davalı işyerinin bulunduğu ve işçiyle yapılan sözleşmenin imzalandığı yer Akçaabat olduğundan yetkili mahkemenin Akçaabat iş Mahkemesi olduğunu beyanla yetki itirazda bulunarak davanın reddini savunmuştur.
Taraflar arasında davacının aylık ücret miktarı konusunda uyuşmazlık vardır.
Davacı dava dilekçesinde aylık 1.250,00 TL ücret aldığını iddia etmiştir. Davalı davacının asgari ücret aldığını savunmuştur. Davacı tanığı Songül Kurt davacının kardeşi olduğunu ve ücreti 1.250,00 TL olduğu halde yarısını elden, yarısını ise bankadan aldığını ve asgari ücretli olarak gösterildiğini, diğer davacı tanığı Hasret Bostan davacının eşi olduğunu ücretinin 1.250,00 TL olduğunu söylemiştir.
İş sözleşmesinin tarafları, asgarî ücretin altında kalmamak kaydıyla sözleşme özgürlüğü çerçevesinde ücretin miktarını serbestçe kararlaştırabilirler. İş sözleşmesinde ücretin miktarının açıkça belirtilmemiş olması, taraflar arasında iş sözleşmesinin bulunmadığı anlamına gelmez. Böyle bir durumda dahi ücret, Borçlar Kanunun 323’üncü maddesinin ikinci fıkrasına göre tespit olunmalıdır. İş sözleşmesinde ücretin kararlaştırılmadığı hallerde ücretin miktarı, işçinin kişisel özellikleri, işyerindeki ya da meslekteki kıdemi, meslek unvanı, yapılan işin niteliği, iş sözleşmesinin türü, işyerinin özellikleri, emsal işçilere o işyerinde ya da başka işyerlerinde ödenen ücretler, örf ve adetler göz önünde tutularak belirlenir.
4857 sayılı Yasanın 8’inci maddesinde, işçi ile işveren arasında yazılı iş sözleşmesi yapılmayan hallerde en geç iki ay içinde işçiye çalışma koşullarını, temel ücret ve varsa eklerini, ücret ödeme zamanını belirten bir belgenin verilmesi zorunlu tutulmuştur. Aynı yasanın 37’nci maddesinde, işçi ücretlerinin işyerinde ödenmesi ya da banka hesabına yatırılması hallerinde, ücret hesap pusulası türünde bir belgenin işçiye verilmesinin zorunlu olduğu hükme bağlanmıştır. Usulünce düzenlenmiş olan bu tür belgeler, işçinin ücreti noktasında işverenden sadır olan yazılı delil niteliğindedir. Kişi kendi muvazaasına dayanamayacağından, belgenin muvazaalı biçimde işçinin isteği üzerine verildiği iddiası işverence ileri sürülemez. Ancak böyle bir husus ileri sürülsün ya da sürülmesin, muvazaa olgusu mahkemece resen araştırılmalıdır.
Çalışma belgesinde yer alan bilgilerin gerçek dışı olmasının da yaptırıma bağlanmış olması, belgenin ispat gücünü arttıran bir durumdur. Kural olarak ücretin miktarı ve ekleri gibi konularda ispat yükü işçidedir. Ancak bu noktada, 4857 sayılı Kanunun 8’inci ve 37’nci maddelerinin, bu konuda işveren açısından bazı yükümlülükler getirdiği de göz ardı edilmemelidir. Bahsi geçen kurallar, iş sözleşmesinin taraflarının ispat yükümlülüğüne yardımcı olduğu gibi, çalışma yaşamındaki kayıt dışılığı önlenmesi amacına da hizmet etmektedir. Bu yönde belgenin verilmiş olması ispat açısından işveren lehine olmakla birlikte, belgenin düzenlenerek işçiye verilmemiş oluşu, işçinin ücret, sigorta pirimi, çalışma koşulları ve benzeri konularda yasal güvencelerini zedeleyebilecek durumdadır. Çalışma belgesi ile ücret hesap pusulasının düzenlenerek işçiye verilmesi, iş yargısını ağırlıklı olarak meşgul eden, işe giriş tarihi, ücret, ücretin ekleri ve çalışma koşullarının belirlenmesi bakımından da önemli kolaylıklar sağlayacaktır. Bu bakımdan ücretin ispatı noktasında delillerin değerlendirilmesi sırasında, işverence bu konuda belge düzenlenmiş olup olmamasının da araştırılması gerekir.
Çalışma yaşamında daha az vergi ya da sigorta pirimi ödenmesi amacıyla zaman zaman, iş sözleşmesi veya ücret bordrolarında gösterilen ücretlerin gerçeği yansıtmadığı görülmektedir. Bu durumda gerçek ücretin tespiti önem kazanır. İşçinin kıdemi, meslek unvanı, fiilen yaptığı iş, işyerinin özellikleri ve emsal işçilere ödenen ücretler gibi hususlar dikkate alındığında imzalı bordrolarda yer alan ücretin gerçeği yansıtmadığı şüphesi ortaya çıktığında, bu konuda tanık beyanları gözetilmeli ve işçinin meslekte geçirdiği süre, işyerinde çalıştığı tarihler, meslek unvanı ve fiilen yaptığı iş bildirilerek sendikalarla, ilgili işçi ve işveren kuruluşlarından özellikle ilgili meslek odasından emsal ücretin ne olabileceği araştırılmalı ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir sonuca gidilmelidir.
Mahkemece davacının ücret konusundaki iddiasını doğrulayan tanıklarının davacının eşi ve kızı olduğu, diğer tanıkların ücret konusunda somut beyanda bulunmadığı hususları da gözetilerek yukarıda belirtilen kıstaslar çerçevesinde emsal ücret araştırılmalı bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek davacının ücreti belirlenip talep ettiği alacaklar bu ücrete göre hesaplattırılıp sonucuna göre bir karar verilmelidir. Mahkemece bu husus gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi hatalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 02.12.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.