Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2014/1174 E. 2014/4059 K. 18.02.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/1174
KARAR NO : 2014/4059
KARAR TARİHİ : 18.02.2014

Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi
(İş Mahkemesi Sıfatıyla)
Dava Türü : Alacak

YARGITAY İLAMI

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen 16.12.2013 tarihli ek kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297’nci maddesi mahkeme kararlarının içermesi gereken zorunlu unsurları saymıştır.
Basit yargılama usulüne tabi yargılamalara ilişkin olarak 6100 sayılı HMK.nun “Hüküm” başlıklı 321. maddesinde ise tahkikatın tamamlanmasından sonra, mahkemenin tarafların son beyanlarını alacağı ve yargılamanın sona erdiğini bildirerek kararını tefhim edeceği, kararın tefhiminin, mahkemece hükme ilişkin tüm hususların gerekçesi ile birlikte açıklanması ile gerçekleşeceği ancak zorunlu hâllerde, hâkimin bu durumun sebebini de tutanağa geçirmek suretiyle, sadece hüküm özetini tutanağa yazdırarak kararı tefhim edebileceği yazılıdır.
321. maddedeki “hükme ilişkin tüm hususlar” dan kastedilen HMK.nun 297. maddesindeki unsurlardır. Madde gerekçesinde tefhimin hüküm özetinin yazdırılması olduğu açıklanmıştır.
Bu nedenlerle basit yargılamada da tefhim edilecek hüküm HMK.nun 297/2. maddesindeki unsurları taşımakla birlikte HMK.nun 321. maddesi uyarınca gerekçeli olmak zorundadır. Ancak Mahkemelerin iş yoğunluğu ve buna bağlı olarak duruşma dosyalarının çokluğu nedeni ile gerekçenin duruşmada yazdırılamaması halinde gerekçeli kararın en geç bir ay içinde yazılarak tebliğe çıkartılması gerekir.
Bu yasal şekil yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir. Aksi hal, hükmün infazında zorluklara ve tereddütlere,
yargılamanın ve davaların gereksiz yere uzamasına, davanın tarafı bulunan kişi ve kurumların mağduriyetlerine sebebiyet verecek ve kamu düzeni ve barışını olumsuz yönde etkileyecektir.
Halen yürürlükte olan 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun 8’inci maddesine göre, iş mahkemelerince verilen nihaî kararlara karşı kanun yoluna başvurma süresi, karar yüze karşı verilmişse nihaî kararın taraflara tefhimi, yokluklarında verilmiş ise tebliği tarihinden itibaren sekiz gündür.
Taraflar hükmün tefhiminin HMK.nun 297/2. maddesinde sayılan unsurları taşımaması halinde hak ve borçlarını bilemeyeceklerinden temyiz süresini kaçırmamak, hak kaybına uğramamak için kararı gereksiz yere temyiz etmek zorunda kaldıkları bir gerçektir.
Bu nedenlerle hükmün tefhimi sırasında HMK.nun 297/2. maddesinde belirtildiği üzere “taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.
Somut olayda, mahkemece dava konusu edilen alacaklar hakkında hüküm kurulmuş ise de, yargılama gideri ve avukatlık ücreti bakımından hüküm kurulmamış olup bu alacakler bakımından hükümde taraflara yüklenen hak ve borçların açık ve şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde belirtilmediği ortadadır.
Bu nedenle davacının yargılama gideri ve avukatlık ücreti bakımından temyiz süresinin tebliğ ile başladığını kabul etmek gerekir. Bu itibarla, davacı vekilinin gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 8 günlük yasal süresi içinde harcını yatırarak yaptığı temyize itibar edilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile temyiz talebinin reddi hatalı olduğundan mahkemenin temyiz talebinin reddine ilişkin ek kararı bozularak kaldırılmalı ve 07.11.2013 tarihli karara yönelik temyiz itirazları incelenmelidir.
1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacı vekili davacının davalı …’de çalıştırken norm kadro fazlası olarak tespit edilip başka bir kuruma nakledildiğini, davalı …’de çalışırken hak kazandığı bazı alacaklarının ödenmediğini iddia ederek kullanmadığı yıllık izin süresinin tespiti ile, fazla mesai, hafta tatili ücreti ve bazı işçilik alacaklarının davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili davanın reddini istemiştir.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Davacı tarafın dava konusu ettiği ve reddedilen alacak miktarı 1918,52 TL olup karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT’nin 12/2.maddesine göre bu miktar üzerinden davalı yararına hükmedilecek avukatlık ücreti 440,00 TL olması gerekirken yanılgılı değerlendirme ile 1320,00 TL avukatlık ücretine karar verilmesi hatalı olup bozma nedenidir.
Ne var ki, bu aykırılığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hüküm bozulmamalı, HMK’nun 370/2.maddesi gereğince düzeltilerek onanmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle mahkemenin 16.12.2013 tarihli ek kararının bozularak kaldırılmasına, 07.11.2013 tarihli kararın hüküm fıkrasının 12.bendindeki “1320,00 TL” rakam ve sözcüklerinin çıkarılarak yerine “440,00 TL“ rakam ve sözcüklerinin yazılmasına hükmün bu düzeltilmiş şekliyle ONANMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 18/02/2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.