YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/12692
KARAR NO : 2014/21251
KARAR TARİHİ : 19.11.2014
Mahkemesi : Ordu İş Mahkemesi
Tarihi : 04/04/2014
Numarası : 2013/326-2014/212
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacı, davalı işyerinde 01/09/2011 -12/04/2013 tarihleri arasında muhasebe müdürü olarak çalıştığını, iş akdinin kendisi tarafından ücret ve ikramiyelerinin ödenmediği gerekçesi ile feshedildiğini bildirerek ücret, ikramiye ve kendisi tarafından işyerinin elektrik, yakacak, internet gibi ihtiyaçları için yapmış olduğu ve karar defterinde de alacak olarak kaydedilmiş giderlerin tahsilini talep etmiştir.
Davalı, davacının muhasebeci olduğunu ve kendi tuttuğu evraklara dayanarak alacak talebinde bulunduğunu, muhasebeye ilişkin evraklara ulaşamadıklarından dosyaya sunamadıklarını, davacının tüm alacaklarının ödendiğini ve hiçbir alacağının bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, ücret ve ikramiye alacağı taleplerinin kabulüne, davacı tarafından yapılmış olan giderlere ilişkin alacak talebi yönünden ise Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğundan bahisle mahkemenin görevsizliğine karar verilmiştir.
Görev konusu kamu düzenine ilişkin olup mahkemece kendiliğinden dikkate alınmalıdır. İş Mahkemelerinin görev alanını hakim, tarafların iddia ve savunmalarına göre değil 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun l. maddesini esas olarak belirleyecektir.
5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun l. Maddesi uyarınca İş Kanununa göre işçi sayılan kimselerle işveren veya işveren vekilleri arasında iş akdinden veya İş Kanununa dayanan her türlü hak iddialarından doğan hukuki uyuşmazlıklarının çözüm yeri İş Mahkemeleridir.
Somut olayda davacının iş sözleşmesi çerçevesinde davalı işyerinde çalıştığı konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde, davacının kendi şahsi hesabından işyerinin elektrik, yakacak, internet gibi ihtiyaçlarını gidermek için yapmış olduğu ödemeler davacının iş akdi ile davalı işyerinde çalışmış olmasından kaynaklanmakta olup, bu alacak yönünden İş Mahkemesi görevli olmakla, mahkemece bu alacağa ilişkin olarak İş Mahkemesinin görevsiz olduğundan bahisle görevsizlik kararı verilmiş olması hatalı olup görev hususu kamu düzenine ilişkin olmakla temyiz edenin sıfatına bakılmaksızın karar bozulmalıdır.
3-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun “taleple bağlılık ilkesi” başlığını taşıyan 26. maddesinde “Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir.” hükmüne yer verilmiştir.
Somut olayda davacı tüm alacaklarına davalıya göndermiş olduğu ihtarnamenin tebliği tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasını talep etmesine rağmen, mahkemece talep aşılarak tüm alacaklara fesih tarihinden itibaren en yüksek banka mevduat faizi yürütülmüş olması hatalı olup bozma nedenidir.
4-Mahkemece yargılama harçlarının hüküm altına alındığı hüküm fıkrasının “4” numaralı bendinde; bakiye harcın davalıdan tahsili ile ….’ye irat kaydına şeklinde hüküm kurmak gerekirken, bakiye harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesi yönünde hüküm kurulmuş olması da doğru olmayıp, bozma nedenidir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 19.11.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.