Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2014/13048 E. 2014/18502 K. 30.09.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/13048
KARAR NO : 2014/18502
KARAR TARİHİ : 30.09.2014

Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava Türü : Alacak

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen direnme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle temyiz isteğinin süresinde olduğu ve Dairemizin 6352 sayılı Kanunun 40.maddesi ile eklenen 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun geçici 2.maddesi uyarınca öncelikle inceleme yetkisi oluduğu anlaşılmakla, dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Mahkemece “… Davacıya ait SGK ve işyeri şahsi sicil dosyası, tanık anlatımları, mahkememizce alınan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davalının asıl işveren olup, iş akdinin haklı nedenle feshedildiğinin davalı yanca ispat edilemediği, belirli süreli iş sözleşmesinin süre bittikten sonra devam etmesi nedeni ile sözleşmenin belirsiz süreli hale geldiği, davacının davalı işverenlikte çalıştığı tarihler arası süre üzerinden kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığı anlaşıldığından davacının davasının kabulüne karar vermek gerektiği kanaatine varılmakla; ” gerekçesi ile davacının kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin kabulüne ilişkin karar Dairemizin 01.07.2013 tarih ve 2013/3891 Esas 2013/12357 karar sayılı kararı ile “…Somut olayda, davacının, davalı işyerinde 18.4.2000-1.4.2001 ve 15.2.2006 – 28.3.2008 tarihleri arasında iki ayrı zaman diliminde çalışmış olduğu sabittir. Dava tarihi 5.1.2012’dir. Bu durum karşısında davacının, 2000-2001 yılları arasındaki çalışma yönünden dava tarihi itibariyle alacak zamanaşımına uğramıştır ve davalı süresi içinde bu dönem yönünden zamanaşımı definde bulunmuştur. Mahkemece, davacının sadece 15.2.2006-28.3.2008 tarihleri arasındaki kıdemi esas alınarak hüküm kurulması gerekirken hatalı hesaplama yapan bilirkişi raporuna göre karar verilmiş olması bozma nedenidir. ” gerekçesi ile bozulmuştur.
Mahkemece bozma sonrası yapılan yargılama sonunda bozma konusu yapılan hizmet süresi bakımından, “…Davacı davalı işyerinden kıdem veya ihbar tazminatını ödenmesini gerektirecek şekilde ayrıldıktan yaklaşık beş yıl sonra, yani zamanaşımı süresi dolmadan yine aynı işyerinde tekrar çalışmaya başlamıştır.Böyle olunca davacının ikinci çalışması ile zamanaşımı kesilmiştir. Davacı son olarak davalı işyerinden 2008 yılında yine kıdem tazminatı ödenmesi gerektirir şekilde ayrılmış ve ayrılmasından yaklaşık üç yıl sonra da; yani toplam 10 yıllık zamanaşımı süresi dolmadan bu davayı açmıştır.Bu durumda 10 yıllık zamanaşımı süresi dolmadığından, kıdem tazminatının ilk hizmet süresi de eklenerek hesaplanması yerindedir. Yargıtayın istikrarlı uygulaması ve aynı konudaki ilke kararları da bu şekildedir.“ gerekçesi ile önceki kararda direnilmiştir.
Davacının 18.4.2000-1.4.2001 ve 15.2.2006 – 28.3.2008 tarihleri arasındaki iki dönem çalışması arasındaki ara verme süresinin 10 yılın altında olması, bu nedenle ilk dönem çalışmasının zaman aşımına uğramadığı, daire kararının maddi hataya dayandığının anlaşılmasına göre Dairemizin bozma kararının yerinde olmadığı, direnme kararının doğru olduğu anlaşılmakla dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalı vekilinin yerinde bulunmayan bütün temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan hükmün 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun geçici ek ikinci maddesi uyarınca ONANMASINA, aşağıda yazılı temyiz harcının davalıya yükletilmesine, 30.09.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.