YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/14131
KARAR NO : 2014/22245
KARAR TARİHİ : 09.12.2014
Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay’ca incelenmesi taraf vekillerince istenilmekle temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi,gereği görüşüldü:
1-Davacı temyizi yönünden;
6100 sayılı HMK’nun geçici 3.madde 1.fıkrasına göre; “Bölge Adliye Mahkemelerinin, 26/9/2004 tarihli 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun’un geçici 2’nci maddesi uyarınca Resmi Gazete’de ilan edilecek göreve başlama tarihine kadar, 1086 sayılı Kanunun temyize ilişkin yürürlükteki hükümlerinin uygulanmasına devam olunur.” 2.fıkrasına göre; Bölge Adliye Mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce aleyhine temyiz yoluna başvurulmuş olan kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar 1086 sayılı Kanun’un 26/09/2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 427 ila 454’üncü madde hükümlerinin uygulanmasına devam olunur.
Miktar ve değeri temyiz kesinlik sınırını aşmayan taşınır mal ve alacak davalarına ilişkin nihai kararlar HUMK’nun 427/2. Maddesi uyarınca temyiz edilemez.
Kesinlik sınırı kamu düzeni ile ilgilidir. Temyiz kesinlik sınırı belirlenirken yalnız dava konusu edilen taşınır malın veya alacağın değeri dikkate alınır. Faiz, icra(inkar) tazminatı, vekalet ücreti ve yargılama giderleri hesaba katılmaz.
Temyiz sınırından fazla bir alacağın tamamının dava edilmiş olması halinde, hükümde asıl istemin kabul edilmeyen bölümü temyiz sınırını geçmeyen tarafın temyiz hakkı yoktur. Kısaca temyize konu edilen miktara bakılarak kesinlik belirlenir.
Alacağın bir kısmının dava edilmesi halinde, kısmi davada kesinlik sınırı dava edilen miktara göre değil, alacağın tamamına göre belirlenir.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu’nun 06.06.1975 gün ve 1975/6-8 sayılı içtihadında “5521 sayılı yasada açık düzenleme olmamakla birlikte, bu Yasa’nın 15.maddesindeki düzenleme gereği HUMK’nun 427. maddesindeki kesinlik sınırının iş mahkemelerinde verilen kararlarda da uygulanması gerektiği, grup halinde açılan davaların salt iş mahkemelerine özgü bir dava türü olmadığı, bu nedenle seri olarak açılan davalarda her dosya için kesinlik sınırına bakılması gerektiği” açıkça belirtilmiştir.
2014 yılında mahkemelerce verilen kararların temyiz edilebilmesi için temyize konu dava değerinin 1.890,00 TL’yi geçmesi gerekir.
Somut olayda, bilirkişi raporu ile hesaplanan ve mahkemece redde karar verilip davacı tarafça temyize konu edilen miktarın toplamı 1.886,27 TL olup karar tarihi itibariyle, temyiz eden davacı aleyhine reddedilen miktar kesinlik sınırında kaldığından davacının temyiz dilekçesinin reddi gerekir.
2- Davalı temyizi bakımından;
Taraflar arasında iş akdinin işçi tarafından feshinin haklı nedene dayanıp dayanmadığı hususunda uyuşmazlık vardır.
Davacı davalı şirketin 09.03.2012 tarihinde Bursa’da bulunan Anatolium AVM’de görevlendirildiğini kendisine yazılı olarak bildirdiğini, 14.03.2012 tarihinde Orhangazi Noterliği’nin 2652 yevmiye sayılı ihtarnamesi ile görev-işyeri değişikliğini kabul etmediğini yasal haklarının ödenmesi gerektiğini davalı şirkete bildirdiğini, davalı şirketin ise İş Kanununun 22. madde gereğince iş sözleşmesini ihbar öneline uyulmak koşuluyla feshetmesi gerekirken, yeni görev yerinde çalışması konusunda ısrarcı olduğunu, aksi halde iş akdinin İş Kanununun 25/III-g maddesi uyarınca devamsızlık sebebiyle feshedileceğini bildirdiğini, işverence yeni görev yerine gitmemesi nedeniyle sözleşmeyi feshettiğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatının tahsilini istemiştir.
Davalı vekili şirketin önceki sözleşmenin feshedilmesi nedeniyle zorunlu olarak davacının görev yerini değiştirdiğini, davacıya tüm özlük ve yasal haklarının saklı kalacağının bildirildiğini, davacının bu tebliğe imza atmaktan çekindiğini, aynı il sınırları içinde ve daha yüksek ücretle görevlendirildiği iş yerinde işe başlamadığını, 9.3.2012 tarihinde kendisine işe davet yazısı gönderilerek 2 gün içinde işe başlaması gerektiğinin yoksa sözleşmesinin haklı nedenle feshedileceğinin bildirildiğini, bunun üzerine davacının ihtar çekerek başka projede çalışmak istemediğini bildirdiğini, daha sonra yeniden ihtar çekerek iş akdinin askıda olduğu ve işbaşı yapması gerektiği yoksa haklı nedenle feshedileceği yeniden bildirildiğini işçi işe başlamadığından haklı nedenle iş akdini feshettiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece işveren tarafından davacı işçi yönüyle yapılan bu görev değişikliğinin, 4853 sayılı İş Kanununun 22. maddesi kapsamında davacı işçi tarafından yazılı olarak kabul edilmediği gözetildiğinde, aynı Kanunun 24. maddesine göre davacı işçiye haklı nedenle fesih hakkı tanındığı ve işçinin de bu hakkını kullanarak iş akdini haklı nedenle feshettiği anlaşıldığından kıdem tazminatı talebinin kabulüne, ihbar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
Somut olayda 2.9.2008 tarihli sözleşmede işçinin işyerinin bulunduğu il hudutları içinde ve dışında işverene ait başka bir işyerinde görevlendirilebileceğinin kabul edildiği anlaşılmaktadır. İşveren tarafından işyeri değişikliğinin sözleşmelerinin feshedilmesi ve o işyerinde çalışma imkanı kalmadığından zorunluluktan yapıldığı ve akdin davacının yeni işyerinde işe başlamaması nedeniyle haklı olarak feshedildiği ileri sürülmüş ve davacı işçi tarafından bu hususun aksi iddia edilmemiştir. Gerçekten yargılama sırasında dinlenen tanık beyanlarından anlaşıldığı üzere davacının çalıştığı işyerindeki ihale süresi sona ermiş ve davalı işveren mecburen işyeri değişikliği yaptığını bildirmiştir. Tüm bu sebepler karşısında iş sözleşmesinde bulunduğu halde işyeri değişikliğini kabul etmeyen davacının feshi haklı nedene dayanmadığından davacının kıdem tazminatı talebinin reddi gerekirken kabulüne karar verilmiş olması hatalı olup bozma nedenidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacının temyiz dilekçesinin REDDİNE, davalının temyiz itirazlarının kabulüyle temyiz olunan kararın yukarıda yazılı nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde taraflara iadesine, 09.12.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.