YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/15091
KARAR NO : 2014/19402
KARAR TARİHİ : 23.10.2014
Mahkemesi : Adana 4. İş Mahkemesi
Tarihi : 03/04/2014
Numarası : 2013/124-2014/237
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Davacı, iş akdini emeklilik için yaş dışında diğer şartları tamamlaması nedeni ile feshettiğini ileri sürerek kıdem tazminatı alacağının tahsilini istemiştir.
Davalı, davacının istifa dilekçesinde sebep bildirmediğini, bu nedenle kıdem tazminatına hak kazanamayacağını bildirerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, iş akdinin davacı tarafından emeklilik nedeni ile haklı olarak feshedildiği gerekçesi ile kabulüne karar verilmiştir.
Somut olayda davacı işçi feshinin emeklilik nedenine dayanıp dayanmadığı, haklı olup olmadığı hususunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 120. maddesi yollamasıyla, halen yürürlükte olan 1475 sayılı Kanun’un 14. maddesinin birinci fıkrasının dördüncü bendinde, işçinin bağlı bulunduğu kurum veya sandıktan yaşlılık, emeklilik veya malullük aylığı yahut toptan ödeme almak amacıyla ayrılması halinde, kıdem tazminatına hak kazanılabileceği hükme bağlanmıştır. O halde anılan hüküm uyarınca, fesih bildiriminde bulunulabilmesi için işçinin bağlı bulunduğu kurum veya sandıktan yaşlılık, emeklilik, malullük ya da toptan ödemeye hak kazanmış olması şarttır. Bundan başka işçinin bağlı bulunduğu kurum ya da sandığa bahsi geçen işlemler için başvurması ve bu yöndeki yazıyı işverene bildirmesi gerekir. Böylece işçinin yaşlılık, emeklilik, mamullük ve toptan ödeme yönlerinden bağlı bulunduğu mevzuata göre hak kazanıp kazanmadığı denetlenmiş olur. Öte yandan işçinin, sosyal güvenlik anlamında bu hakkı kazanmasının ardından, ilgili kurum ya da sandığa başvurmaksızın kıdem tazminatı talebiyle işyerinden ayrılması ve bu yolla hakkın kötüye kullanılmasının önüne geçilmiş olur. İşçi tarafından bağlı bulunduğu kurum ya da sandıktan tahsise ya da tahsis yapılabileceğine dair yazının işverene bildirildiği anda işverenin kıdem tazminatı ödeme yükümü doğar. Faiz başlangıcında da bu tarih esas alınmalıdır.
4447 sayılı Kanun’un 45. maddesi ile 1475 sayılı Kanun’un 14. maddesinin birinci fıkrasına (5) numaralı bent eklenmiştir. Anılan hükme göre, işçinin emeklilik konusunda yaş hariç diğer kriterleri yerine getirmesi halinde kendi isteği ile işten ayrılması imkânı tanınmıştır. Başka bir anlatımla, sigortalılık süresini ve prim ödeme gün sayısını tamamlayan işçi, yaş koşulu sebebiyle emeklilik hakkını kazanamamış olsa da, anılan bent gerekçe gösterilmek suretiyle işyerinden ayrılabilecek ve kıdem tazminatına hak kazanabilecektir. Ancak, işçinin işyerinden ayrılmasının yaş hariç emekliliğe dair diğer kriterleri tamamlaması üzerine çalışmasını sonlandırması şeklinde gelişmesi ve bu durumu işverene bildirmesi gerekir.
Somut olayda davacı 13.06.2009 tarihli istifa dilekçesinde herhangi bir sebep belirtmeksizin görevinden ayrılmak istediğini bildirmiştir. Ayrıca hizmet döküm cetveline göre 01.07.2009 tarihinde başka bir işyerinde çalışmaya başlamıştır. Davacı SGK tarafından kendisine verilen 28.12.2012 tarihli yazısı ile emeklilik için gerekli şartları taşıdığını öğrenmesi üzerine davalı işverene 05.01.2013 tarihli dilekçe ile ”kıdem tazminatı almaya hak kazanmış bulunmaktayım, kıdem tazminatının hesaplanarak ödenmesini talep ederim” yazılı dilekçe ile başvuruda bulunmuştur. Söz konusu bu dilekçeden davacının istifa tarihi itibari ile emekli olma iradesinin bulunmadığı anlaşılmakla, kıdem tazimanıtı talebinin reddi gerekirken kabulü hatalı olup, bozma nedenidir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 23.10.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.