YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/16387
KARAR NO : 2014/21150
KARAR TARİHİ : 18.11.2014
Mahkemesi : Bursa 5. İş Mahkemesi
Tarihi : 19/06/2014
Numarası : 2013/331-2014/394
Taraflar arasındaki dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi süresi içinde davalı vekili tarafından istenilmekle, duruşma için tebliğ edilen 18.11.2014 günü belirlenen saatte temyiz eden davalı ………. Ltd.Şti. vekili Av.B. T. geldi. Karşı taraftan gelen olmadı. Gelenin huzuru ile duruşmaya başlandı. Duruşmada hazır bulunan tarafın sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyadaki belgeler incelendi. Gereği görüşüldü:
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle temyiz nedenlerine göre davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacının fazla çalışma yapıp yapmadığı taraflar arasında uyuşmazlık konusudur.
Davacı, 01.06.2007 tarihinden beri çalıştığını en son bölge müdürü olarak aylık 6360,90 TL aylık ücret aldığını, haftanın 5 günü Bursa ili dışındaki mağazaları kontrole ve görev tanımındaki işleri o şubelere yapmaya gittiğini, 07.00-22.00 saatleri arasında, cumartesi günleri ise Bursa Korupark Mağazasında 10.00-22.00 saatleri arası çalıştığını, 01.07.2011 tarihine kadar genel tatil günlerinde çalıştığını, bu tarihten sonra ise sadece 1 Mayıs/19 Mayıs 2012 ve 23 Nisan 2012 günlerinde çalıştığını ancak ücretlerinin ödenmediğini belirterek fazla çalışma ve genel tatil alacağının tahsilini istemiştir.
Davalı ise alacakların zamanaşımına uğradığını, davacının mağaza müdürü olarak işe başladığını ve 01.07.2011 tarihinde bölge müdürü olarak çalışmasını sürdürdüğünü, mağaza müdürlerinin mağaza müdür yardımcıları ve şefleri ile vardiyalı çalıştıklarını ve haftada 2 gün izin kullandıklarını, dolayısıyla 02.07.2007-30.06.2011 tarihleri arası mağaza müdürü olarak görev yapan davacının fazla mesailerinin bulunmadığını, 01.07.2011 tarihinden itibaren ise bölge müdürü olarak görev yaptığını ve ücretinin de 2-2,5 kat arttığını ve aylık net yaklaşık 4.500,00 TL civarı olduğunu, programını ve çalışma saatlerini kendisinin ayarladığını ve üst düzey konumda çalışan işçinin görev ve sorumluluklarının gerektirdiği ücretin kendisine ödendiğini dolayısıyla bu dönem de fazla çalışmasının olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, davacının üst düzey yönetici olmadığı ve fazla çalışma ile genel tatil çalışmasının bulunduğu ancak ücretlerinin ödenmediğini belirterek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların, tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille yapılabilir. Bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda, işçinin bordroda belirtilenden daha fazla çalışmayı yazılı belge ile kanıtlaması gerekir. İşçiye bordro imzalatılmadığı halde, fazla çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda, ihtirazi kayıt ileri sürülmemiş olması, ödenenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının yazılı delille ispatlanması gerektiği sonucunu doğurmaktadır.
İşyerinde üst düzey yönetici konumda çalışan işçi, görev ve sorumluluklarının gerektirdiği ücretinin ödenmesi durumunda, ayrıca fazla çalışma ücretine hak kazanamaz. Bununla birlikte üst düzey yönetici konumunda olan işçiye aynı yerde görev ve talimat veren bir başka yönetici ya da şirket ortağı bulunması halinde, işçinin çalışma gün ve saatlerini kendisinin belirlediğinden söz edilemeyeceğinden, yasal sınırlamaları aşan çalışmalar için fazla çalışma ücreti talep hakkı doğar. O halde üst düzey yönetici bakımından şirketin yöneticisi veya yönetim kurulu üyesi tarafından fazla çalışma yapması yönünde bir talimatın verilip verilmediğinin de araştırılması gerekir. İşyerinde yüksek ücret alarak görev yapan üst düzey yöneticiye işveren tarafından fazla çalışma yapması yönünde açık bir talimat verilmemişse, görevinin gereği gibi yerine getirilmesi noktasında kendisinin belirlediği çalışma saatleri sebebiyle fazla çalışma ücreti talep edemeyeceği kabul edilmelidir.
Somut olayda taraflar arasında davacının işe başladığı tarihten 30.06.2011 tarihine kadar mağaza müdürü, bu tarihten sonra ise bölge müdürü olarak çalıştığı uyuşmazlık konusu değildir.
Dolayısıyla davacının bölge müdürü olduğu 01.07.2011 tarihinden itibaren aylık ücretinin 2-2,5 kat arttığı, brüt 6.400,00 TL civarı olduğu sabittir.
Her ne kadar davacı tarafından çalışma şekli ile ilgili bazı mailler sunulmuş ve böylece çalışma programını kendisinin belirlemediği ispat edilmek istenmiş ise de söz konusu mailler incelendiğinde işvereni bilgilendirme tarzında olduğu, işverenin söz konusu programa müdahale edip değiştirdiğine ya da ekleme ya da çıkarma yaparak başka bir program tanzim ettiğine dair kayıt sunulmadığından salt davacının fazla çalışma yaptığını ispatlamaya yeterli olmadığı açıktır.
Bu nedenle davacının yaptığı iş ve bu işe orantılı aldığı ücret ile kendi çalışma programını kendisi belirlediği sonucuna varılmakla bölge müdürü olduğu 01.07.2011 tarihinden sonrası dönem için fazla çalışma hesaplaması yapılması isabetsiz olmuştur.
Mahkemece yapılması gereken iş, davacının mağaza müdürü olarak çalıştığı 30.06.2011 tarihine kadar olan dönem yönünden fazla çalışma alacağının hesaplanıp bölge müdürü olduğu dönemin hesaplama dışında bırakılarak sonuca gitmektir.
3-Davacının dava dilekçesinde 01.07.2011 tarihinden sonra yani bölge müdürü olduğu dönemde sadece 3 genel tatil günü çalıştığını belirtmesine rağmen bilirkişi tarafından bu dönemde 10 genel tatil gününde çalışmış gibi hesaplama yapılarak genel tatil alacağının fazla hesaplanması hatalıdır.
4-Kabule göre de, dava dilekçesinde pazar günü çalışmasından bahsedilmemiş iken bilirkişi tarafından talep aşılarak ayda 2 pazar günü 5 saat çalıştığının kabulü ile hesaplama yapılması ve buna göre 2 haftalık ortalama 14 saatlik fazla çalışma süresi belirlenmesi de doğru olmamıştır.
Yukarıda belirtilen talep aşımları da dikkate alınarak davacını talebi ile bağlı kalınarak hesaplama yapılıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken mahkemece eksik inceleme ile hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ:Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenlerle BOZULMASINA, Yargıtay duruşmasında kendisini vekille temsil ettiren davalı yararına takdir olunan 1.100,00 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 18.11.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.