YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/17138
KARAR NO : 2014/21155
KARAR TARİHİ : 18.11.2014
Mahkemesi : Alanya İş Mahkemesi
Tarihi : 12/06/2014
Numarası : 2012/442-2014/395
Taraflar arasındaki dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi süresi içinde davalılar vekili tarafından istenilmekle, duruşma için tebliğ edilen 18.11.2014 günü belirlenen saatte temyiz eden davalılar …….. Tic.A.Ş.ve ……….. Tic.A.Ş. vekili Av.F. T. Temizgil geldi. Karşı taraftan gelen olmadı. Gelenin huzuru ile duruşmaya başlandı. Duruşmada hazır bulunan tarafın sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyadaki belgeler incelendi. Gereği görüşüldü:
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle temyiz nedenlerine göre davalılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2-Taraflar arasında iş sözleşmesinin feshi uyuşmazlık konusudur.
Davacı, 2004 yılından beri davalıların işyerlerinde çalışmasına rağmen sezon sonunda kışları da sigorta istediği ve ısrar ettiği için sözlü olarak işten çıkarıldığını, kışları da çalışmasına rağmen son birkaç yıl kış aylarında sigortasının yapılmadığını, adeta sezonluk statüde çalışan işçiler gibi sözleşmesinin askıya alındığını, bu kez sigorta konusunda daha ısrarlı olması neticesinde davalı şirket yetkililerince iş aktinin sonlandırıldığını iddia ederek kıdem ve ihbar tazminatı ile diğer işçilik alacaklarının tahsilini talep etmiştir.
Davalılar vekili ise davacının mevsimlik işçi olarak çalıştığını, kışın çalıştığı halde sigortasının yatırılmadığı iddiasının doğru olmadığını, her yıl olduğu gibi bu yıl da davacının iş aktinin mevsim bitimi nedeniyle askıya alındığını ve davacıya bir sonraki sezon hangi tarihte iş başı yapacağının da noter ihtarı ile bildirildiğini, davacının kötüniyetli bir şekilde askı süresine ilişkin bildirim kağıdını imzalamadan işyerinden ayrıldığını, aski bildiriminin bu nedenle noter aracılığı ile yapıldığını, davacının iş sözleşmesinin halen askıda olmakla işten ayrılış bildirgesinde de bu hususun sabit olduğunu, iş akdi askıya alınan bir işçinin iş sözleşmesinin işveren tarafından feshedildiğinin kabulünün mümkün olmadığını, dava dilekçesindeki fesih sebebi ile bağlı olduğunu hatırlatarak iş aktinin işçi tarafından haksız olarak feshedildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, akdin feshi hususunda ispat külfetinin davalı işverene ait olduğu, iş akdinin haklı nedenle feshedildiğinin davalı tarafça ispatlanamadığından taraflar arasındaki iş ilişkisinin davalı işverence haksız ve bildirimsiz olarak feshedildiği sonucuna varıldığı belirtilerek kıdem ve ihbar tazminatı ile bazı işçilik alacakları yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dosyaya 2007 yılından itibaren iş sözleşmesinin askıya alma dilekçeleri, ücretsiz izin dilekçeleri sunulmuş olup davacının itirazsız imzaladığı görülmektedir. Davalı işverence 2012 yılında ise çıkış tarihinden 2 gün sonra noter ihtarı ile davacıya bir sonraki sezon başında iş başı yapması bildirilmiştir.
Davacı ise kış döneminde de çalıştığına dair bir kısım sevk irsaliyeleri sunmuş ise de bu irsaliyelerdeki miktarların çok cüzi olduğu görülmüş ve ayrıca bu yönde tanık dinletmiştir.
Davacının mevsimlik işçi olduğu belirtilmesine rağmen 2011 yılında yıllık izin kullandırımına dair kayıtların da dosyada mevcut olduğu görülmüştür.
Tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi sonucunda davacının mevsimlik işçi olarak çalıştığı, 2012 yılında iş akdinin askıya alınıp gelecek sezon işe davet edildiği, ancak davacı tarafından askı olgusunun kabul edilmeyerek dava açılmak suretiyle iş akdinin feshedildiği anlaşılmaktadır.
Bununla birlikte davacının fazla çalışma ve genel tatil alacakları da talep ettiği ve yapılan yargılama neticesinde davacının bu alacaklarının bulunduğunun da tespit edildiği anlaşılmıştır.
Dolayısıyla dosyadaki tüm delil durumu ve özellikle davacının ödenmeyen fazla çalışma ve genel tatil alacaklarının da bulunduğu sonucuna varılmakla davacının bu ücret alacaklarının ödenmemesi nedeniyle iş sözleşmesini 4857 sayılı Yasanın 24/2-e bendi uyarınca haklı nedenle feshettiğinin kabulü gerekmektedir.
Hal böyle olunca iş sözleşmesinin davacının haklı nedenle feshetmesi nedeniyle kıdem tazminatının hüküm altına alınması ancak feshin davacı işçi tarafından yapılması nedeniyle ihbar tazminatının ise reddedilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile kıdem ve ihbar tazminatının hüküm altına alınması isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenlerle BOZULMASINA, Yargıtay duruşmasında kendisini vekille temsil ettiren davalılar yararına takdir olunan 1.100,00 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalılara iadesine, 18.11.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.