Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2014/17181 E. 2014/18694 K. 13.10.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/17181
KARAR NO : 2014/18694
KARAR TARİHİ : 13.10.2014

Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi
Dava Türü : Alacak

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay’ca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine.
2-Davacı vekili, davalı işveren belediyenin müvekkili sendika adına kestiği aidatları 2821 sayılı yasanın 61 maddesine göre kesildikleri tarihten itibaren bir ay içinde müvekkili sendikaya ödemesinin gerektiğini, gönderilen ihbarnameye rağmen de ödemediğini iddia ederek sendika aidat alacağının tahsilini talep etmiştir.
Davalı davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece sulh nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 313. maddesine göre, sulh, görülmekte olan bir davada, tarafların aralarındaki uyuşmazlığı kısmen veya tamamen sona erdirmek amacıyla, mahkeme huzurunda yapmış oldukları bir sözleşmedir. Sulh, ancak tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri uyuşmazlıkları konu alan davalarda yapılabilir. Dava konusunun dışında kalan hususlar da sulhun kapsamına dâhil edilebilir. Sulh, şarta bağlı olarak da yapılabilir. Aynı Kanun’un 314. maddesinde ise, sulhun, hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabileceği hükme bağlanmıştır. Yine anılan Kanun’un 315. maddesi gereğince, sulh, ilgili bulunduğu davayı sona erdirir ve kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur. Mahkeme, taraflar sulhe göre karar verilmesini isterlerse, sulh sözleşmesine göre; sulhe göre karar verilmesini istemezlerse, karar verilmesine yer olmadığına karar verir. İrade bozukluğu ya da aşırı yararlanma hâllerinde sulhun iptali istenebilir.
Gerek davacı ve gerekse davalı tarafından verilen dilekçelerde sulh olduklarından sulh nedeniyle karar verilmesini talep etmişlerdir. Taraflarca imzalanmış sulh sözleşmesi bulunmadığından, taraflar açıkça sulhe göre karar verilmesini istemediklerinden, davacı vekilinin mazeret içeren 10.03.2014 tarihli dilekçesinde aynen “1- Mesleki mazeretimin kabulü ile, yokluğumuzda yargılamanın sulh nedeniyle sonlandırılmasına,” şeklinde talepte de bulunması karşısında Mahkemece karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi yerindedir.
Tarafların yargılama giderleri üzerinde anlaşmadıkları dikkate alındığında, Mahkemece avukatlık ücreti dışında kalan yargılama giderleri hakkında bir değerlendirme yapılmadan davacının yaptığı yargılama giderlerinin davacının üzerinde bırakılmasına karar verilmesi hatalı olup bozma sebebi ise de, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hüküm bozulmamalı HUMK’nun 438/7. maddesi uyarınca düzeltilerek onanmalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın hüküm fıkrasının 3.bendinin tamamen silinerek yerine;
“3-Davacı tarafından yapılan harç toplamı 27,00 TL, tebligat masrafı 38,00 TL, bilirkişi masrafı 350,00 TL, müzekkere gideri 14,00 TL olmak üzere 429,00 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,” rakam ve sözcüklerinin yazılmasına, hükmün bu düzeltilmiş şekliyle ONANMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 13.10.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.