Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2014/18627 E. 2015/13382 K. 01.07.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/18627
KARAR NO : 2015/13382
KARAR TARİHİ : 01.07.2015

Mahkemesi : Manavgat İş Mahkemesi
Tarihi : 15/04/2014
Numarası : 2012/554-2014/172

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1- Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davacının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2- Davacı, davalı işyerinde 15/02/2008 – 26/06/2009 tarihleri arasında doktor olarak çalıştığını, iş akdinin kendisi tarafından bazı işçilik alacaklarının ödenmediği gerekçesi ile 26.06.2014 de ihtar çekerek feshedildiğini bildirerek kıdem tazminatı ile ücret,günlük %1 ücret gecikme faizi ve yıllık izin ücreti alacaklarının tahsilini talep etmiştir.
Davalı, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Davacının ücret alacağının bulunup bulunmadığı ve buna bağlı olarak da kıdem tazminatına hak kazanıp kazanmadığı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
4857 sayılı İş Kanununun 37 nci maddesine göre, işçiye ücretin elden ya da banka kanalıyla ödenmesi durumunda, ücret hesabını gösteren imzalı ve işyerinin özel işaretini taşıyan “ücret hesap pusulası” verilmesi zorunludur.
Uygulamada çoğunlukla “ücret bordrosu” adı altında belgeler düzenlenmekte ve periyodik ödemelerde işçinin imzası alınmaktadır. Banka aracılığı ile yapılan ödemelerde banka kayıtları da ödemeyi gösteren belge niteliğindedir.

Ücretin ödendiğinin ispatı işverene aittir. Bu konuda işçinin imzasını taşıyan bir ödeme belgesi yeterli ise de, para borcu olan ücretin ödendiğinin tanıkla ispatı mümkün değildir.
Somut olayda davacı Ocak 2009-Haziran 2009 dönemi arasındaki aylara ait ücret alacakların ödenmediğinden bahisle bu döneme ait toplam 48.950,00 TL ücret alacağı talep etmiş, davalı ücret alacağının ödendiğine dair baz belgeler sunmuş, mahkemece talep edilen döneme ait gerek dosyaya sunulan tediye belgeleri gerekse banka kanalıyla yapılan ödemelerin toplam 55.924,78 TL. olduğunu bu nedenle ücret alacağı bulunmadığını belirterek talebin reddine karar verilmiştir. Davacı mahkeme gerekçesinin doğru olmadığını iddia etmektedir. Gerçektende uyuşmazlık konusu dönemde yapılan ödemelere ait kayıtlar incelendiğinde bu ödemelerin hangi döneme ait olduğunun belirtilmediği anlaşılmaktadır. Yapılacak iş davacının tüm çalışma dönemindeki ücret hakedişi hesaplanarak, yine tüm dönemde işveren tarafından yapılan ödemeler mahsup edilmek suretiyle, çıkacak sonuca göre ücret alacağı bulunup bulunmadığı ve buna bağlı olarak da davacının kıdem tazminatına hak kazanıp kazanmadığı konusunda karar vermektir. Mahkemece bu husus gözetilmekesizin eksik inceleme ile karar verilmiş olması hatalıdır.
3-Taraflar arasında uyuşmazlık, işçinin kullandırılmayan izin sürelerine ait ücretlere hak kazanıp kazanmadığı noktasında toplanmaktadır.
4857 sayılı İş Kanununun 59 uncu maddesinde, iş sözleşmesinin herhangi bir nedenle sona ermesi halinde, işçiye kullandırılmayan yıllık izin sürelerine ait ücretlerin son ücret üzerinden ödeneceği hükme bağlanmıştır. Yıllık izin hakkının ücrete dönüşmesi için iş sözleşmesinin feshi şarttır. Bu noktada, sözleşmenin sona erme şeklinin ve haklı nedene dayanıp dayanmadığının önemi bulunmamaktadır.
Yıllık izinlerin kullandırıldığı noktasında ispat yükü işverene aittir. İşveren yıllık izinlerin kullandırıldığını imzalı izin defteri veya eşdeğer bir belge ile kanıtlamalıdır. Bu konuda ispat yükü üzerinde olan işveren, işçiye yemin teklif edebilir.
Somut olayda dosyada bulunan izin formuna göre davacının 1 günlük izin alacağı bulunduğu anlaşılmaktadır. Buna rağmen mahkemece davacıya son 6 ay içerisinde ücret alacağından fazla miktarda ödeme yapıldığı ve yapılan bu ödemeler içerisinde yıllık izin ücretinin de bulunduğu belirtilerek yıllık izin ücreti talebinin reddine karar verilmiştir. Yıllık izin kullandırıldığını veya ücretinin ödendiğini ispat yükümlülüğü işverene aittir. Davalının sunmuş olduğu ödeme belgelerinde yapılan ödemenin yıllık izin alacağına mahsuben yapıldığına dair bir ibare bulunmamakta olup, bu durumda yıllık izin ücretinin ödendiğini davalı ispatlayamamıştır. Mahkemenin yapılan ödemenin yıllık izin ücretine mahsuben yapıldığına dair kabulü hatalıdır. Mahkemece bu husus gözetilmeksizin yıllık izin ücreti talebinin reddi hatalı olup, ayrı bir bozma nedenidir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı nedenlerle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 01.07.2015 gününde oybirliği ile karar verildi.