YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/20220
KARAR NO : 2015/20129
KARAR TARİHİ : 22.10.2015
Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava Türü : Alacak
YARGITAY İLAMI
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine.
2-Davacı vekili, müvekkilinin davalının hazır beton işinde alt işverenlere bağlı olarak çalıştığını, iş akdine işverence son verilmesine rağmen yasal haklarının ödenmediğini bildirerek kıdem ve ihbar tazminatı ile bazı işçilik alacaklarının tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, davacının müvekkili şirket çalışanı olmayıp dava dışı … Şirketinin elemanı olduğunu, davanın ihbarını talep ettiklerini, ayrıca alacakların zamanaşımına uğradığını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Davacı işçinin fazla çalışma yapıp yapmadığı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların, tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille yapılabilir. Bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda, işçinin bordroda belirtilenden daha fazla çalışmayı yazılı belge ile kanıtlaması gerekir. İşçiye bordro imzalatılmadığı halde, fazla çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda, ihtirazi kayıt ileri sürülmemiş olması, ödenenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının yazılı delille ispatlanması gerektiği sonucunu doğurmaktadır.
Somut olayda, davacının tanık beyanları doğrultusunda 07:00-22:00 saatleri arasında günlük 15 saat çalıştığı, 2 saat ara dinlenme indirildiğinde 13 saatten haftalık 78 saat çalışma yaptığı ve fazla çalışma süresinin haftalık 33 saat olduğu kabul edilerek sonuca gidilmiştir. Dairemiz tarafından aynı işyeri ile ilgili olarak geçen emsal nitelikteki 2013/17125 E ve 2013/17126 E. sayılı dosyalarda haftalık fazla çalışma süresi 21 saat olarak kabul edilmiştir. Dosyada dinlenilen davacı tanıklarının davaları bulunmakta olup davacı ile menfaat birliği içerisinde hareket ettikleri anlaşılmakla davacının haftalık 21 saat fazla çalışma yaptığı kabul edilerek hesaplama yapılması yönünden kararın bozulması gerekmiştir.
Ayrıca, dosya içinde bulunan 2009 yılı Ocak ayı bordrosunda davacıya fazla mesai tahakkuku yapıldığı görülmüştür. Dosyaya getirtilen banka kayıtları da, bordrolarla uyumludur. Bu durumda davacının fazla mesai alacağının ödendiği 2009 yılı Ocak ayını dışlamak suretiyle hesap yapmak gerekirken, bu ay fazla mesai ücreti ödemesini tenzil ederek hesaplama yapan hatalı bilirkişi raporuna itibarla hüküm kurulması isabetsiz olmuştur.
Yine dosyaya sunulan davacıya ait 2008 yılı Temmuz, Ağustos, Eylül, Ekim, Kasım ve Aralık ayı ücret bordrolarında fazla mesai tahakukku bulunduğu, ancak bordroların imzasız olduğu görülmektedir. Davacıya ücret ödemesinin yapıldığı 2008 yılı banka kayıtları ise getirtilmemiştir. Mahkemece, davacıya ait maaş hesabına ilişkin 2008 yılı banka kayıtları getirtilerek, banka aracılığıyla yapılan ödemeler bordrodaki tahakkuka uygun ise ödendiği tespit edilen aylar dışlanmak sureti ile fazla mesai ücret alacağının hesaplaması gerekirken eksik inceleme ve araştırma ile karar verilmesi de hatalı olmuştur.
3-Somut olayda Mahkemece, … İnş. ve Tic. A.Ş.’ne dava ihbar olunduktan sonra adı geçen şirket vekili verdiği dilekçe ile fer’i müdahil olarak davaya katılmak istemiş ve mahkemece 03.04.2013 tarihli ara kararı ile bu şirketin fer’i müdahil olarak davaya katılmasına karar verilmiştir. Ancak, müdahele istemli dilekçenin harçlandırılmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda fer’i müdahil olarak kabul edilmesi mümkün değildir. Mahkemenin adı geçen şirketin fer’i müdahilliğine karar vermiş olması sonuca etkili olmadığı gibi, karar başlığında fer’i müdahil olarak gösterilmesi de hatalı olup bozma nedenidir. Bu şirketin davadaki konumunun fer’i müdahil olarak değil ihbar olunan olarak kabul edilmesi gerekmektedir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı nedenlerle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 22.10.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.