Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2014/20351 E. 2015/20594 K. 26.10.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/20351
KARAR NO : 2015/20594
KARAR TARİHİ : 26.10.2015

Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava Türü : Alacak

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekilince istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, dosya incelendi, gereği görüşüldü:
I- Davacının 14.07.2011 tarihinde emekli olmasına göre kadrosunun nerede kaldığının, davalı Büyükşehir Belediye Başkanlığına devredilen personel arasında olup olmadığının İl Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığından sorularak belgeler getirtilip eklendikten sonra husumet konusunda bir karar verilmesi gerekirken, davalı Büyükşehir Belediye Başkanlığının hasım olarak kabul edilerek yazılı şekilde karar verilmesi hatalıdır.
II- Kabule göre de;
Davacı, davalı Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğünde kadroya geçmeden önceki dönem mevsimlik işçi olarak çalıştığı hizmetlerinin kıdemine sayılmadığını, 2011-2013 yıllarını kapsayacak 3. Dönem TİS’in geçici 4. maddesi gereği önceki işyerlerinde geçen çalışmaların da davalı işyerinde geçmiş gibi kabul edileceğine dair düzenleme gereği derece ve kademesinin tespiti ile yeni derece ve kademesi dikkate alınarak ilk kadroya geçişlerinden itibaren TİS’den kaynaklanan ücret farkı, yıpranma primi, ilave tediye farkı ve ikramiye farkı alacağının ödetilmesini istemiştir.
Davalı, davacıya sözkonusu hakların 2011-2013 yıllarını kapsayan TİS ile tanındığını, bu nedenle geçmişe yönelik olarak talebinin yerinde olmadığını, derece ve kademe tespitinde hata olmadığını, gerekli ödemelerin TİS’lere göre zaten yapıldığını savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, davacının bilirkişi tarafından hesaplanan mevsimlik işçi olarak çalıştığı dönem yönünden hak ettiği derece ve kademenin tespitine, yeni derece ve kademeye göre 5 yıllık zamanaşımı süresi dikkate alınarak alması gereken ücret farklarının davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297.nci maddesi uyarınca, mahkeme kararlarının;
Hüküm sonucu, yargılama giderleri ile taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının iadesi, varsa kanun yolları ve süresini içermesi, hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanına hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi zorunludur. Bu biçim yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir. Aksi hal, hükmün infazında zorluklara ve tereddütlere, yargılamanın ve davaların gereksiz yere uzamasına, davanın tarafı bulunan kişi ve kurumların mağduriyetlerine sebebiyet verecek ve Kamu düzeni ve barışını olumsuz yönde etkileyecektir.( Hukuk Genel Kurulu-2007/14-778 E, 2007/611 K sayılı kararı).
Somut olayda mahkemece, hüküm altına alınan alacaklar yönünden toplam rakam yazılmak suretiyle hüküm kurulmuştur. Ancak bu yazım tekniği, usul ve yasaya aykırıdır.
Mahkemece gerekirse davacıya talepleri tek tek açıklattırılıp buna göre her alacak ile ilgili ayrı ayrı hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde karar verilmiş olması hatalı olup bozma nedenidir.
2- Taraflar arasında davacının derece kademe tespiti konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
Somut olayda, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacının davalı işyerinde mevsimlik işçi olarak 4 yıl 348 gün çalışmasının bulunduğunu, bu çalışmaya karşılık olarak her iki yılda bir derece ve her yıl bir kademe alacağını, davacının eklenmesi gereken derece ve kademesinin 2/5 olduğunu, 2007 yılında mevcut derecesinin 5/7 olması karşısında 01.03. 2007 tarihi itibariyle olması gereken derece ve kademesinin 7/12 olarak tespiti gerektiği belirtilerek zamanaşımı itirazına göre dava tarihinden geriye doğru 5 yıl için alacak hesabı yapılmıştır.
Yasal olarak davacının tam bir yıl çalışmasının karşılığı 1 kademedir. Davacının 4 yıl 348 gün çalışmasına karşılık olarak 2 derece ve 5 kademe verilmesi yerindedir. Ancak uygulama sırasında davacının 2007 ve 2008 yıllarında fiilen derece artışını gerektirecek bir husus şahsi dosyasında bulunmamasına rağmen 2 yıla bir yerine her yıl derece artırımına gidilmesinin hatalıdır. Ayrıca davacının iş makinesi yağcısı olması ve 2011 yılında emekli olmasına göre pozisyonun üst sınırının “9” derece olmasına rağmen davacının 2010 yılında 10. dereceye yükseltilmesi hatalı olup bu nedenle yapılan alacak hesaplarıda hatalı olmuştur.
3-Davacının yasal ilave tediye alacağının 4857 sayılı Yasada düzenlenen ücret alacaklarından olmadığı, bu nedenle en yüksek banka mevduat faizine değil, davacının talebi ile bağlı kalınarak en yüksek banka mevduat faizini geçmemek üzere yasal faizi ile tahsiline karar verilmesi gerektiği göz ardı edilerek, yazılı şekilde karar verilmesi de doğru olmamıştır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenle BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalının diğer temyiz itieazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine 26.10.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.