Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2014/20806 E. 2015/17763 K. 05.10.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/20806
KARAR NO : 2015/17763
KARAR TARİHİ : 05.10.2015

T.C.
YARGITAY
7. Hukuk Dairesi

Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava Türü : İtirazın iptali

YARGITAY İLAMI
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, tarafların aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının reddine.
2-Davacı, davalı işyerinde temizlik işçisi olarak çalışırken iş akdinin alt işveren tarafından haksız olarak feshedildiğinden bahisle Bursa 5. İş Mahkemesi’nin 2010/1234 Esas, 2012/231 Karar sayılı dosyasında kıdem ve ihbar tazminatı alacaklarının tahsilini için açtığı davanın kabul edilerek Yargıtay’ca onanarak kesinleştiğini, bu alacakların tahsili için davalı bakanlık ve alt işveren … Sağlık Hizmetleri Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. aleyhine Bursa 6. İcra Müdürlüğü’nün 2013/5554 sayılı takip dosyasında yaptığı icra takibine davalı Bakanlığın yaptığı itirazın iptali ile icra inkar tazminatının hüküm altına alınmasını istemiştir.
Davalı, alacağın likit olmadığını ve kendisi hakkında verilmiş bir hüküm bulunmadığını bu nedenle itirazını haklı olduğunu savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, davacının davasının kabulü ile davanın kabulüne ancak tarafların icra inkar tazminatı taleplerinin alacak likit olmadığından reddine karar verilmiştir.
İtirazın iptali davasında borçlunun haksızlığına karar verilmesi halinde ve alacaklının talep etmiş olması şartıyla, borç miktarının Yasada gösterilen orandan az olmamak kaydıyla icra inkâr tazminatına hükmedilir. İcra inkâr tazminatına karar verilebilmesi için alacağın belirli ya da belirlenebilir olması gerekir. Özellikle, işçinin kıdemi, ücreti gibi hesap unsurları, işverence bilinen ya da belirlenebilecek hususlardır. 4857 Yasanın 8 inci ve 28 inci maddelerinin, işverene bu gibi konularda belge düzenleme yükümü yüklediği de gözden uzak tutulmamalıdır. Ancak, hak tartışmalı ise icra inkâr tazminatına hükmedilemez (Yargıtay HGK. 4.3.2009 gün 2009/ 9-57 E, 2009/ 110 K).
Borçlu belirli bir alacak için yapılan icra takibinde borcun bir kısmına itiraz etmek istediğinde, itiraz ettiği kısmı açıkça göstermek zorundadır. Borçlu buna uymaz ve borcun tamamına itiraz ederse, itirazın iptali davası sonucunda borçlu olduğu miktar bakımından icra inkâr tazminatı ödemekle yükümlüdür.
Alacağın likit olması şartıyla, itirazın iptali davası sonunda borçlunun itirazının kısmen kabulü halinde dahi, kabul edilen kısım bakımından icra inkâr tazminatına hükmedilmelidir.
İcra inkâr tazminatı, asıl alacak bakımından söz konu olur. İşlemiş faiz isteği yönünden icra inkâr tazminatına hükmedilmesi mümkün değildir.
Somut olayda, davacı alt işveren… Sağlık Hizmetleri Sanayi ve Ticaret Ltd Şti aleyhine açtığı Bursa 5. İş Mahkemesi’nin 2010/1234 Esas, 2012/231 Karar sayılı dosyasında kıdem ve ihbar tazminatı hüküm altına alınmış ve karar 22 Hukuk Dairesinin 2012/15266 esas sayılı kararı ile 08.03.2013 tarihinde onanmıştır. Davacı 04.06.2013 tarihinde yani, kararın kesinleşmesinden sonra Bursa 6. İcra Müdürlüğü’nün 2013/5554 Esas sayılı takip dosyasında … Sağlık Hizmetleri Sanayi ve Ticaret Ltd Şti ile asıl işveren olan davalı Bakanlık hakkında icra takibi yapmış ve Bakanlık takibe itiraz etmiştir. Davacı itirazın iptali talebi ile açtığı bu davada icra inkar tazminatının da hüküm altına alınmasını talep etmiştir. Mahkemece, davacının icra inkar tazminatı talebinin, alacağın likit olmadığı gerekçesiyle reddine karar verilmiştir, ancak bu karar hatalıdır. Şöyle ki; kıdem ve ihbar tazminatı alacakları hakkında Bursa 5. İş Mahkemesi’ninde açılan dava kesinleştikten sonra alacak likit hale gelmiştir. Asıl işveren olarak davalı Bakanlık , alt işverenin borcundan yasa gereği sorumlu olduğundan onun açısından da alacak likit hale gelmiştir. Bu nedenle davacının icra inkar tazminatı talebinin kabulü gerekirken yazılı gerekçe ile reddi hatalıdır.
3-Davalı yararına hüküm altına alınan vekalet ücreti tutarı taraflar arasında uyuşmazlık konusudur.
Yargılama giderlerinden sayılan ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 323 üncü, Avukatlık Kanunu’nun 169 uncu ve Avukatlık Ücret Tarifesinin 1 inci maddelerinde düzenlenen, ancak müstakil bir varlığı olmayan ve ait olduğu davanın konusunu teşkil eden hak ve alacağa sıkı sıkıya bağlı bulunan avukatlık ücretinin, davada haksız çıkan tarafa yükletilmesi gerekir. Zira, haksız davranışta bulunan bir kimsenin, bu haksız davranışının bütün sonuçlarından sorumlu tutulması, hukukun genel kurallarındandır. Konuya ilişkin 6100 sayılı Yasanın 329 uncu maddesinin birinci fıkrası bu ilkeye dayanmaktadır. Değinilen Yasanın 330 uncu maddesi uyarınca, vekâlet ücretine yönelik hüküm fıkrasının taraf lehine kurulması gerekir. Kural olarak, davada haklı çıkan taraf kendisini vekil ile temsil ettirmiş ise, vekâlet ücreti diğer yargılama giderleri gibi haksız çıkan taraftan alınarak haklı çıkan tarafa verilir. Her iki tarafın kısmen haklı kısmen haksız çıkması durumunda, her iki taraf ayrı ayrı vekâlet ücretinden sorumlu tutulacak, vekâlet ücreti kabul edilen miktara göre davacı yararına, reddedilen miktara göre ise davalı yararına hüküm altına alınacaktır.
Vekâlet ücretinin, Adalet Bakanlığı tarafından onaylanarak her yıl Aralık ayında Türkiye Barolar Birliği tarafından yayımlanan Avukatlık Ücret Tarifesine göre belirlenmesi gerekir.
Somut olayda davalı Bakanlık vekili davaya karşı cevap dilekçesi ile cevap vermiştir. Mahkemece davalı yararına AAÜT’ne göre avukatlık ücretine hükmedilmesi gerekirken vekilin duruşmaya katılmadığı gerekçesiyle davalı yararına dilekçe yazım ücretine hükmedilmesi hatalıdır.
O halde taraf vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenlerle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 05.10.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.