YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/21817
KARAR NO : 2015/23363
KARAR TARİHİ : 25.11.2015
Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi (İş Mahkemesi Sıfatıyla)
Dava Türü : Alacak
YARGITAY İLAMI
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay’ca incelenmesi davalılar vekilleri tarafından istenilmekle, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
I-Dosya kapsamına göre asıl dosya olan … Asliye Hukuk Mahkemesinin (İş Mahkemesi Sıfatıyla ) 2012 / 121 Esas sayılı asıl dosyasında davacının …, davalının … alt işvereni … Taahhüt Ltd. Şti. olduğu ve davacının 01.11.2006-28.02.2011 tarihleri arasındaki çalışma dönemine ilişkin tazminat ve alacak talebinde bulunduğu, birleşen … Asliye Hukuk Mahkemesinin ( İş Mahkemesi Sıfatıyla ) 2012 / 122 Esas sayılı dosyasında davacının …, davalının … alt işvereni … Mühendislik Ltd. Şti. olduğu davacının 01.10.1998-31.10.2006 tarihleri arasına ilişkin tazminat ve alacak talebinde bulunduğu, birleşen … Asliye Hukuk Mahkemesinin ( İş Mahkemesi Sıfatıyla ) 2012 / 123 Esas sayılı dosyasında davacının …, davalının Tedaşın alt işvereni … Mühendislik Ltd. Şti. olduğu ve davacının 01.01.2006-31.10.2006 tarihleri arasına ilişkin tazminat ve alacak talebinde bulunduğu, birleşen … Asliye Hukuk Mahkemesinin ( İş Mahkemesi Sıfatıyla ) 2012 / 124 Esas sayılı dosyasında davacının … davalının … alt işvereni … Taahhüt Ltd Şti olduğu ve davacının 01.11.2006- 28.02.2011 tarihleri arasına ilişkin tazminat ve alacak talebinde bulunduğu anlaşılmıştır. Davacılar … ve … arasında zorunluğu dava arkadaşlığı bulunmamasına rağmen mahkemece dosyaların birleştirilerek birlikte görülmesi ve sonuca bağlanarak hüküm kurulması hatalı olup bozma nedenidir.
II-Kabule göre de,
1-Davacıların fazla mesai ücret talebi hakkında tanık beyanlarına göre bilirkişiye hesaplama yaptırılmış ise de davacı tanıkları sabah 08.00 de işin başladığını akşam ise dönüş saatinin belli olmadığını hava kararıncaya kadar işe devam ettiklerini beyan etmişlerdir. Davacı tanık beyanları fazla mesai hesabı için muğlak olup hesaplamaya elverişli değildir. Mahkemece tanıklar yeniden dinlenerek çalışma saatleri konusunda detaylı beyanları alınarak davacıların fazla mesaisi bulunup bulunmadığının tespiti gerekirken hatalı bilirkişi raporuna dayanarak hüküm kurulması bozma nedenidir. Eğer tanık beyanlarına göre havanın karardığı saat çalışma saatinin sonu kabul edilecek ise Diyanet Başkanlığından tarihler itibari ile havanın karardığı saat sorularak gelecek cevaba göre sonuca gidilmemiş olması da hatalıdır. Ayrıca fazla mesai hesap edildikten sonra tanık beyanlarına göre hesaplama yapılmış olmasına rağmen takdiri indirim yapılmamış olması ve davacıların takdiri indirimi gözeterek yapmış olduğu ıslah dilekçesindeki talebini de aşar şekilde karar verilmiş olması da doru olmamıştır.
2-Davalı şirketler tarafından sunulmuş olan tazminat ve ücret alacaklarına yönelik ödemeleri gösterir banka dekontlarının mahkemece dikkate alınmayarak hesaplanan alacaklardan mahsup edilmemesi de isabetsizdir.
3-6100 sayılı HMK.nun 107. maddesinde, davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkansız olduğu hallerde, alacaklının, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabileceği, karşı tarafın verdiği bilgi veya değerin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda davacının, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın davanın başında belirtmiş olduğu talebini artırabileceği, ayrıca kısmi eda davasının açılabildiği hallerde tespit davası da açılabileceği ve bu durumda hukuki yararın var olduğunun kabul edileceği, 109. maddesinde ise talep konusunun niteliği itibariyle bölünebilir olduğu durumlarda sadece bir kısmının da dava yoluyla ileri sürülebileceği, talep konusunun miktarı taraflar arasında tartışmasız veya açıkça belirli ise kısmi dava açılamayacağı, kısmi dava açılması halinde dava açılırken talep konusunun kalan kısmından açıkça feragat edilmiş olması hali dışında talep konusunun geri kalan kısmından feragat edildiği anlamına gelmeyeceği bildirilmiştir.
Görüldüğü gibi her iki dava çeşidinde de açılabilirlik şartı, alacağın konusu miktarının yahut değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olmamasıdır. Her iki dava çeşidinde de dava açan alacağın asgari bir miktar ve değerini belirterek talepte bulunmaktadır.
Dava dilekçesinin talep sonucu bölümünde davacı, neye karar verilmesini istiyorsa onu açık şekilde yazar. Kısmi davada, davacının dilekçesinde kısmi dava açtığını açıkça bildirmesi gerekir. Belirsiz alacak davasında ise alacağın miktarının belirlenmesi açıkça talep edilmelidir.
Talep sonucu açık değil ise mahkeme, talep sonucunu açıklattırmalıdır. Bundan başka talep sonucunun açık olmaması halinde, dava dilekçesinin diğer bölümlerinde yazılanların ışığında bir yoruma tabi tutularak davanın belirsiz alacak davası mı yoksa kısmi dava mı olduğunu belirlemek hakimin ödevidir.
Somut olayda, davacılar kısmi dava açmış ve ıslah dilekçesi ile de talep miktarını artırmışlardır. Kıdem tazminatı dışındaki ıslahla artırılan alacaklara ıslah tarihinden itibaren faiz uygulanması gerekirken, alacakların tümü için dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi ve davacılar dava dilekçesi ile kıdem tazminatı dışındaki tüm alacaklar için yasal faiz talep ettiklerinden yıllık izin ücreti ve ihbar tazminatı alacağında tüm miktarlar yönünden yasal faize, fazla mesai ve hafta tatili alacağında ise dava dilekçesi ile talep edilen kısma en yüksek banka mevduat faiz oranını aşmamak üzere yasal faize karar verilmesi gerekirken, doğrudan en yüksek banka mevduat faizi ile tahsiline karar verilmiş olması da yanlış olmuştur.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 25.11.2015 gününde oybirliği ile karar verildi.