YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/22283
KARAR NO : 2015/25189
KARAR TARİHİ : 14.12.2015
Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava Türü : Alacak
YARGITAY İLAMI
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay’ca incelenmesi davalı …. vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalı ….’nin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının reddine.
2-Davacı, davalı işyerinde şoför olarak çalışırken iş akdinin işveren tarafından haksız olarak feshedildiğinden bahisle kıdem ve ihbar tazminatı ile bazı işçilik alacaklarının tahsilini talep etmiştir.
Davalı, davacının iş akdini istifa ederek kendisinin feshettiğini, tüm haklarının ödendiğini hiçbir alacağı olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davacının iş akdinin haklı nedenle feshinin işveren tarafından ispatlanamadığı, sunulan belgenin istifa iradesi taşımadığı ve davacının alacaklarını almak için imzalandığının anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Davacının fazla mesai yapıp yapmadığı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
Somut olayda, davacı şoför olarak çalışmıştır. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının haftalık ortalama 19 saat fazla yaptığı, vardiya değişimlerinde ise 5 saat erken gelerek ya da giderek o hafta 26 saat fazla mesai yaptığı kabulü ile hesaplama yapılmıştır. Ancak, yasal düzenlemeye göre ;2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun uygulanması amacıyla çıkarılan Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 98 .maddesinin (A) bendinde “ Ticari amaçla yük taşımacılığı yapan ve azami ağırlığı 3,5 tonu geçen araçların şoförleri … 24 saatlik herhangi bir süre içinde; toplam olarak 9 saatten ve devamlı olarak 4,5 saatten fazla araç sürmeleri yasaktır.” hükmünü getirmiştir. Bu durumda yurt içinde çalışma süresinin de fiilen araç kullanma olarak 9 saat olduğunun kabulü gerekir. Hal böyle olunca, davacının fazla mesai hesabında, 2918 sayılı Karayolları ve Trafik Kanunu yasasının düzenlemeleri dikkate alınarak, araçlarda iki şoför mü tek şoför mü çalışıldığı da tespit edilerek hüküm kurulması gerekirken hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi isabetsizdir.
3- Davacının yıllık iznini kullanıp kullanmadığı hususu tartışmalıdır.
Davacı hiç yılık izin kullanmadığını iddia ederken, davalı davacının yıllık izin kullandığına dair imzalı izin formu sunarak talebin reddini savunmuştur. Mahkemece, tanık beyanlarına ve iddiaya göre davacıya sürekli bir şeyler imzalattırıldığı gerekçesiyle iznini kullanmadığı kabulü ile hüküm kurmuştur. Ancak davacı,1 yıllık çalışma süresinin dolmasından sonra, 19.08.2010-03.09.2010 tarihleri arasında izin kullandığına dair izin belgesini imzalamıştır. Davacının imzasını inkar etmediği hususu da gözönünde tutulduğunda sunulan imzalı belgeye göre davacının yıllık iznini kullanmış olduğunun kabulü ile yıllık izin talebinin reddi gerekirken yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi hatalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı nedenlerle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalı ….’ye iadesine, 14/12/2015 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Uyuşmazlık; görevsizlik veya yetkisizlik kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmesi halinde görevsizlik veya yetkisizlik kararı verilmesi nedeniyle davaya devam edilen mahkemece davalı yararına avukatlık ücreti verilip verilmeyeceği noktasındadır.
Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle görevsizlik ve yetkisizlik kararlarının niteliği üzerinde durulmalıdır.
Gerek HUMK.’nun 427.maddesinde gerekse HMK.’nun 341.ve 361.maddelerinde temyizi kabil nihai kararlara karşı istinaf ve temyiz yoluna başvurabileceği bildirilmekle, yetkisizlik ve görevsizlik kararlarına karşı da temyiz yoluna başvurulabilindiğine göre (HMK.’nun 193., HMK.’nun 20.maddeleri) görevsizlik ve yetkisizlik kararlarının nihai kararlar olduğunun kabulü gerekir.
HUMK.’nun 417., HMK.’nun 326.maddesinde kanunda yazılı haller dışında yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınacağı bildirilmiş, HUMK.’nun 423., HMK.’nun 323.maddesinde avukatlık ücreti yargılama giderleri arasında sayılmıştır.
Uyuşmazlığın doğmasına neden olan HMK.’nun 331.maddesindeki düzenlemeye gelince;
HUMK.’nun 425.maddesinde iki taraftan birinin vefatı, davanın terki gibi bir sebeple hükme iktiran etmeyen davalara müteallik masarifi muhakemenin tahkikat hakimi tarafından takdir ve hükmolunacağı,
HMK.’nun 331.maddesinde ise görevsizlik, yetkisizlik veya gönderme kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmesi halinde, yargılama giderlerine o mahkemece hükmedileceği, görevsizlik, yetkisizlik veya gönderme kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmemiş ise talep üzerine davanın açıldığı mahkeme dosyası üzerinden bu durumu tespit ile davacının yargılama giderlerine mahkum edileceği bildirilmiştir.
İki düzenleme arasındaki ortak nokta yetkisizlik, görevsizlik veya gönderme kararı verilmesi halinde yargılama giderlerine hükmedilmesi gerektiği, farklı nokta HUMK.’nun 425.maddesi gereğince yargılama giderlerine yetkisizlik, görevsizlik veya gönderme kararını veren mahkemece hükmedileceği, HMK.’nun 331.maddesine göre davaya bir başka mahkemede devam edilmesi halinde o mahkemece hükmedileceğidir.
Davaya bir başka mahkemece bakılması halinde yetkisizlik, görevsizlik veya gönderme kararı nedeniyle davacı yararına avukatlık ücreti verilip verilemeceği konusu HUMK.’nun yürürlükte olduğu dönemde de tartışılmış, Yargıtay Dairelerince farklı uygulama yapılması üzerine içtihadı birleştirmeye gidilmiş ve 25.04.1945 T.1943/21-1944/7 E., 1945/9 K.nolu İçtihadı Birleştirme Kararı ile “Bir dava hakkında mahkemenin görevsizlik yahut yetkisizlik kararı vermesi davacıya karşı bir hüküm vermesi demektir. Esas hakkındaki hükümler davaya son verdiği gibi görevsizlik yahut yetkisizlik kararları da bunları veren mahkemelere göre son kararlardandır. Davayı bu sebeplerden biriyle göremeyeceğini yetkili veya görevli mahkemece görülmesi lazım geleceğini bildiren mahkeme bir ret kararı vermiş demektir. Aksi düşünce yetkisiz veya görevsiz mahkemede yargılamaya çağrılmış ve bu yüzden bazı masraflar yapmak ve avukat tutmak zorunda bırakılmış olan tarafın haklarına ve kanun hükümlerine uygun görülemez.” gerekçesiyle yetkisizlik veya görevsizlik kararı veren mahkemenin yargılama giderleri ile birlikte avukatlık ücretini hüküm altına alması gerektiği kabul edilmiştir.
Sayın Çoğunluk, sözlü olarak HMK’nun 331.maddesinin “Hükümet Gerekçesine” değinerek 331.maddesindeki düzenlemenin yetkisizlik veya görevsizlik kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmesi halinde yetkisizlik veya görevsizlik kararı ile ilgili olarak davalı yararına avukatlık ücreti verilemeyeceği, davanın sonucuna göre (kabul-ret-kısmen kabul) tek avukatlık ücretine hükmedileceği görüşünde olduğunu uyuşmazlığın tartışılması sırasında açıklamıştır.
Maddenin “Hükümet Gerekçesi”nde bu anlama gelecek bir açıklama bulunmamaktadır.
Davacı davaya bakacak yetkili veya görevli mahkemenin hangi mahkeme olduğunu iyice araştırıp yetkili veya görevli mahkemede dava açmakla yükümlü olup, mükellef olduğu ihtimam ve itinayı göstermeyerek rastgele dava açmış ise kusurunun sonuçlarına katlanmaldır.
Somut olayda yetkisizlik nedeniyle dava dilekçesinin reddine karar verilmiş, dava yetkili mahkemede görülüp işin esası hakkında karar verilmiş ancak mahkemece HMK.’nun 331.maddesi gereğince yetkisizlik kararı nedeniyle davalı yararına avukatlık ücreti verilmemiştir.
Sayın Çoğunluğun diğer bozma nedenlerine katılmakla birlikte davalının bu yöndeki temyiz itirazınında kabul edilerek temyiz olunan kararın davalıya yetkisizlik kararı nedeniyle avukatlık ücreti verilmemesi nedeniyle bozulması görüşünde olduğumdan davalının bu yöne ilişkin temyiz itirazının reddine ilişkin Sayın Çoğunluğun kararına katılmıyorum.14/12/2015