Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2014/4117 E. 2014/13184 K. 12.06.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/4117
KARAR NO : 2014/13184
KARAR TARİHİ : 12.06.2014

Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava Türü : Alacak

YARGITAY İLAMI

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay’ca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenilmekle, dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1-Davacı, iş sözleşmesinin işverence haksız feshedildiğini iddia ederek kıdem ve ihbar tazminatı ile, birkısım işçilik alacaklarının tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, iş sözleşmesinin işverence haklı nedenle feshedildiği belirtilerek kıdem ve ihbar tazminatı talebinin reddine, birkısım işçilik alacaklarının ise kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İş sözleşmesinin, işçinin doğruluk ve bağlılığa aykırı davranışları sebebiyle işverence haklı olarak feshedilip feshedilmediği noktasında taraflar arasında uyuşmazlık söz konusudur.
4857 sayılı İş Kanununun 25 inci maddesinin (II) numaralı bendinde, ahlâk ve iyi niyet kurallarına uymayan haller sıralanmış ve belirtilen durumlar ile benzerlerinin varlığı halinde, işverenin iş sözleşmesini haklı fesih imkânının olduğu açıklanmıştır. Yine değinilen bendin (e) alt bendinde, işverenin güvenini kötüye kullanmak, hırsızlık yapmak, işverenin meslek sırlarını ortaya atmak gibi doğruluk ve bağlılığa uymayan işçi davranışlarının da işverene haklı fesih imkânı verdiği ifade edilmiştir. Görüldüğü üzere yasadaki haller sınırlı sayıda olmayıp, genel olarak işçinin sadakat borcuna aykırılık oluşturan söz ve davranışları işverene fesih imkânı tanımaktadır.
İşçinin eleştiri sınırları içinde kalan söz ve davranışları ise, işverene haklı fesih imkânı vermez.
Somut olayda; davacı ve dava dışı … isimli çalışanın davalı şirket adına dava dışı üniversite arasında imzalanan hastane bilgi yönetimi sözleşmesine davacı ve diğer çalışan lehine, davalı şirketin bilgisi olmaksızın sözleşme maddesi koydukları gerekçesi ile, iş sözleşmesi feshedilmiştir. Mahkemece bu durum işveren açısından haklı fesih nedeni kabul edilmiş ise de, dosya kapsamından davacının davalı şirket adına sözleşme yapma yetkisi bulunmadığı açıktır. Fesih konusu sözleşme incelendiğinde, davacının sözleşmede imzası bulunmadığı gibi davacının anılan sözleşmeyi etkilediği ve sözleşme maddesini kendi lehine düzenlediğine ilişkin herhangi bir somut delil de bulunmamaktadır. Davalı adına sözleşme yapma yetkisi bulunan dava dışı diğer çalışanın yaptığı sözleşme nedeniyle davacı sorumlu tutulamaz. İşverene yönelik doğruluk ve bağlılığa aykırı davranışı ispat edilmemiş olan davacının iş sözleşmesinin haksız feshedildiği kabul edilerek kıdem ve ihbar tazminatının kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde reddine karar verilmiş olması hatalı olup bozma nedenidir.
2-6100 Sayılı HMK’nun geçici 3.madde 1.fıkrasına göre; “Bölge adliye mahkemelerinin, 26/9/2004 tarihli ve 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun geçici 2 nci maddesi uyarınca Resmi Gazete’de ilan edilecek göreve başlama tarihine kadar, 1086 sayılı Kanunun temyize ilişkin yürürlükteki hükümlerinin uygulanmasına devam olunur.” 2.Fıkrasına göre; Bölge adliye mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce aleyhine temyiz yoluna başvurulmuş olan kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar 1086 sayılı Kanunun 26/09/2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanunla değişiklikten önceki 427 ilâ 454 üncü madde hükümlerinin uygulanmasına devam olunur.
5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 5.maddesine göre iş mahkemesinden verilen kararlar tefhim ve tebliğ tarihinden itibaren 8 gün içinde temyiz olunabilir. Bu süre içinde temyiz dilekçesinin hakime havale edildikten sonra temyiz defterine kaydının yaptırılması ve harcının yatırılması gerekir. Temyiz süresi içinde temyiz dilekçesi ve temyiz defterine kaydedilmiş, ancak harç yatırılmamış ise, harç vetemyiz giderlerinin yatırılması için ilgili tarafa HUMK’nun 434/3.maddesi gereği 7 günlük kesin süre verilmesi gerekir. 8 günlük süre içinde temyiz edilmeyen (HUMK’nun 432/4), temyiz defterine kaydı yapılmayan (HUMK’nun 434/3) kararlar kesinleşmiş olur.
Öte yandan İş Mahkemesinden verilen kararların katılma yoluyla temyizine ilişkin 5521 sayılı Yasada bir hükümde bulunmadığı gibi süre tefhimle başladığından gerekçeli kararın ayrıca sonradan tebliğ edilmiş olması tefhimle işleyen sürenin hukuksal sonuçlarını doğurmasına engel değildir. HMK’nun 103/1-4 maddesi gereğince hizmet akdi veya iş sözleşmesi sebebiyle işçilerin açtıkları davalar adli tatilde görülecek işlerden olduğundan adli ara vermede geçen günler süreye dahildir.
Somut olayda gerekçeli karar davalı vekiline 03.10.2013 tarihinde usulüne uygun olarak tebliğ edilmiştir. Davalının temyiz talebi, 8 günlük temyiz süresinin son günü olan 11.10.2013 tarihi geçtikten sonra 21.10.2013 tarihinde yapıldığı temyiz defterine kayıt ve harç makbuzlarından anlaşıldığından, davalı temyiz talebinin HUMK’nun 432/4.maddesi gereğince süre aşımı nedeniyle reddi gerekir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, davalı vekilinin temyiz dilekçesinin REDDİNE, peşin alınan harcın istek halinde taraflara iadesine, 12/06/2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.