YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/697
KARAR NO : 2014/3851
KARAR TARİHİ : 13.02.2014
Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi (İş Mahkemesi Sıfatıyla)
Dava Türü : Alacak
YARGITAY İLAMI
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1-Dosyadaki yazılara, hüküm Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin taktirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davacı, davalı …’den 1985 yılında emekliye ayrıldığı Ekim 2011 tarihine kadar çalıştığını, kıdem tazminatının iki taksit halinde 30.000.00 TL. olarak ödendiğini bildirerek eksik ödenen bakiye kıdem tazminatının tahsilini istemiştir.
Davalı … Belediyesi, davacının emeklilik işmelerinin yapıldığını, kıdem tazminatının bir kısmının ödendiğini, davalı …’nin mali durumu nedeni ile bakiyesinin ödenmediğini bildirerek davanın haksız olduğunu savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak davanın kabulüne karar verilmiştir.
HMK. 107 maddesinde davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkansız olduğu hallerde alacaklının hukuki ilişkiye ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabileceği, karşı tarafın verdiği bilgi veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın, davanın başında belirtmiş olduğu talebini artırabileceği, ayrıca kısmi eda davasının açılabilediği hallerde tespit davası da açılabileceği ve bu durumda hukuki yararın var olduğunun kabul edileceği, 109.maddesinde ise talep konusunun niteliği itibariyle bölünebilir olduğu durumlarda sadece bir kısmının da dava yoluyla ileri sürülebileceği, talep konusunun miktarı taraflar arasında tartışmasız veya açıkca belirli ise kısmi dava açılamayacağı, kısmi dava açılması halinde dava açılırken talep konusunun kalan kısmından açıkca feragat edilmiş olması hali dışında talep konusunun geri kalan kısmından feragat edildiği anlamına gelmeyeceği bildirilmiştir.
Görüldüğü gibi her iki dava çeşitinde açılabilirlik şartı alacağın konusunun miktarının yahut değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olmamasıdır. Her iki dava çeşidinde de dava açan alacağın asgari bir miktar ve değerini belirterek talepte bulunmaktadır.
Dava dilekçesinin talep sonucu bölümünde davacı neye karar verilmesini istiyorsa onu açık şekilde yazar. Kısmi davada davacının dilekçesinde kısmi dava açtığını açıkca bildirmesi gerekir. Belirsiz alacak davasından ise alacağın miktarının belirlenmesi açıkca talep edilmelidir.
Talep sonucu açık değilse mahkeme talep sonucunu açıklattırmalıdır. Bundan başka talep sonucunun açık olmaması halinde, dava dilekçesinin diğer bölümlerinde yazılanların ışığında bir yoruma tabi tutularak davanın belirsiz alacak davası mı yoksa kısmi dava mı olduğunu belirlemek hakimin ödevidir.
Somut olayda dava dilekçesinde davacı vekili davanın belirsiz alacak davası olduğunun açıklanmadığı gibi talep ettiği alacakların miktarının da belirlenmesinide istememiştir. Dava dilekçesinin içeriğinden davanın kısmi dava olarak açıldığı anlaşılmakta olup sonradan ıslah dilekçesinde davanın belirsiz alacak davası olduğunun bildirilmiş olması sonuca etkili değildir.
Davacı kısmi dava açmış fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmuştur. Islah dilekçesi ile talep miktarını artırmış ancak faiz talebinde bulunmamıştır. Bu nedenle ıslah dilekçesi ile artırılan kısma emeklilik tarihinden itibaren faize hükmedilmesi hatalı olup bozma sebebi isede, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hüküm bozulmamalı düzeltilerek onanmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle hüküm fıkrasının 1 nolu bendinin silinerek yerine “45.668,48 TL kıdem tazminatından 45.000.00 TL.lik kısmının 13.10.2011 emeklilik tarihinden itibaren en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte, bakiyesinin faizsiz olarak davalıdan alınarak davcıya verilmesine” rakam ve sözcüklerinin yazılmasına, hükmün düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 13/02/2014 günü oybirliğiyle karar verildi.