Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2014/8241 E. 2014/16465 K. 08.09.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/8241
KARAR NO : 2014/16465
KARAR TARİHİ : 08.09.2014

Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava Türü : Alacak

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalılar vekilleri ve ihbar olunan (davalı) …Büyükşehir Belediyesi vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1-Hukuk Muhakemeleri Kanununun 61-64.maddelerine göre dava ihbar olunan gerçek ve tüzel kişi, davada taraf sıfatını kazanamaz. Bir davada hüküm, davanın tarafları arasında kurulur. Bu nedenle hükmü temyiz etme hakkı davada taraf olan kişilere aittir. Kural olarak kendisine dava ihbar olunan davaya katılmadıkça (müdahil olmadıkça) mahkemece verilen kararı temyiz etme hakkı yoktur. Ancak, mahkemece usul ve yasaya aykırı olarak taraf sıfatını almayan dava ihbar olunan kişi hakkında hüküm kurulmuşsa, ihbar olunan hükmün kendisiyle ilgili bölümünü temyiz edebilir.
Somut olayda, dava …Büyükşehir Belediye Başkanlığına ihbar olunmuşsa da, ihbar olunan davaya katılmadığı gibi kendisine davayı ihbar eden davalıyı temsil etmek istediğini de bildirmemiştir. Başka bir deyişle ihbar olunan davada taraf sıfatını kazanmamıştır. Hal böyle olunca ihbar olunanın temyiz hakkı yoktur.
O halde ihbar olunan …Büyükşehir Belediye Başkanlığının temyiz dilekçesinin, ihbar olunanın temyiz hakkı olmadığından reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine.
3-Davacı vekili, davacının 2007-2012 tarihleri arasında davalı şirketlerde çalıştığını, sözleşmesinin haksız feshedildiğini, 2007-2010 yılları arasındaki yıllık izin haklarının kullandırılmadığını ve ücretinin de ödenmediğini iddia ederek kıdem tazminatı ile yıllık izin alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Taraflar arasında uyuşmazlık, işçinin kullandırılmayan izin sürelerine ait ücretlere hak kazanıp kazanmadığı noktasında toplanmaktadır.
4857 sayılı İş Kanununun 59’uncu maddesinde, iş sözleşmesinin herhangi bir nedenle sona ermesi halinde, işçiye kullandırılmayan yıllık izin sürelerine ait ücretlerin son ücret üzerinden ödeneceği hükme bağlanmıştır. Yıllık izin hakkının ücrete dönüşmesi için iş sözleşmesinin feshi şarttır. Bu noktada, sözleşmenin sona erme şeklinin ve haklı nedene dayanıp dayanmadığının önemi bulunmamaktadır.
İşçinin işe iade davası açması durumunda, izin ücretinin talep edilip edilemeyeceği davanın sonucuna göre belirlenmelidir. Gerçekten işçinin dava sonucu işe başlatılması durumunda, önceki fesih ortadan kalkmış olmakla ve iş ilişkisi devam ettiğinde 4857 sayılı Yasanın 59 uncu maddesi uyarınca izin ücreti istenemez. İşçinin işe başvurusuna rağmen yasal bir aylık işe başlatma süresi içinde işe alınmaması halinde ise, işe başlatmama anı fesih tarihi olarak kabul edildiğinden, izin alacağı bu tarihte muaccel olur.
Yıllık izinlerin kullandırıldığı noktasında ispat yükü işverene aittir. İşveren yıllık izinlerin kullandırıldığını imzalı izin defteri veya eşdeğer bir belge ile kanıtlamalıdır. Bu konuda ispat yükü üzerinde olan işveren, işçiye yemin teklif edebilir.
6100 sayılı HMK 26.maddesine göre hâkim, kanundaki istisnalar saklı kalmak kaydıyla, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez.
Somut olayda davacı dava dilekçesi ile 2007-2010 tarihleri arasındaki yıllık izinlerini kullanmadığını iddia etmiştir. Mahkemece davacının iki dönem halinde çalıştığı 2007-2010 ve 2010-2012 dönemi olmak üzere 4 yıl çalışma süresi üzerinden 4 yıllık izne hak kazandığı kabul edilmiştir. Davacının talep ettiği 08.03.2007-10.01.2010 dönemindeki çalışma süresi 2 yıl 10 ay 2 gündür. Davacının talebi dikkate alınmaksızın HMK 26.maddesindeki taleple bağlılık ilkesine aykırı olarak 2 yıl yerine 4 yıllık çalışma süresi dikkate alınarak yıllık izine hükmedilmesi hatalı olup bozma nedenidir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenle BOZULMASINA, ihbar olunanın temyiz dilekçesinin REDDİNE, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalılar ve ihbar olunana iadesine, 08.09.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.