YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/8621
KARAR NO : 2014/20550
KARAR TARİHİ : 10.11.2014
Mahkemesi : Manavgat İş Mahkemesi
Tarihi : 28/01/2014
Numarası : 2012/515-2014/34
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi taraf vekillerince istenilmekle, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının tüm, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacı, 04/03/2011- 06/06/2012 tarihleri arasında çalıştığını, iş sözleşmesini düzensiz ücret ödemesi nedeniyle kendisinin feshettiğini iddia ederek kıdem tazminatı, fazla çalışma, ikramiye alacaklarının ödetilmesini talep etmiştir.
Davalı, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece Toplu İş Sözleşmesinin 28. maddesinde ikramiyelerin her ay 10 günlük ücret tutarında ödeneceğinin hükme bağlandığı, imzalı maaş bordrolarında ikramiyelerin 10 günlük ücret tutarında ve her ay ödendiğinin görüldüğü, böylece davalının üzerine düşen ispat yükünü yerine getirdiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Taraflar arasında ikramiye alacağı hususunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
4857 sayılı İş Kanununun 32’nci maddesinin ilk fıkrasına göre, genel anlamda ücret, bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutar olarak tanımlanmıştır. Yasada ücretin eklerinin neler olduğu müstakilen düzenlenmemiş olmakla birlikte, değinilen maddenin ikinci fıkrasındaki “…banka hesabına yatırılacak ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkakının..” ibaresi gereğince, ücretin yanı sıra prim, ikramiye ve bu nitelikteki her türlü ödemelerin banka hesabına yatırılması öngörüldüğünden, “prim” ve “ikramiye” ücretin eki olarak İş Kanununda ifadesini bulmuştur.
İşçinin işyerine olan katkıları sebebiyle işverenin memnuniyetini ifade etmek üzere bir defada veya dönemsel olarak belli zaman dilimlerinde ya da işçiyi ilgilendiren doğum, ölüm, evlenme gibi nedenlere bağlı olarak yapılan ücretin eki niteliğindeki ödemeler ikramiye olarak adlandırılabilir. İşçinin başarısına bağlı olarak ödenen primden farklı olarak ikramiye genel bir nitelik taşır ve uygulamadan işyerinde çalışan tüm işçiler yararlanır. Başka bir anlatımla, işveren tarafından ayrımı haklı kılan geçerli nedenler olmadığı sürece ikramiye yönünden eşit davranma borcuna uygun davranılmalıdır.
İşçinin ikramiyeye hak kazanması için işyerinde ikramiye ödemesini gerektiren dönemin sonuna kadar çalışmış olması gerekmez. İşyerinde çalışılan süreyle sınırlı olmak üzere işçinin ikramiye talep hakkı vardır.
İkramiye bireysel ya da toplu iş sözleşmeleri ile kararlaştırılabilir. İş sözleşmesinde kararlaştırılmamış olsa dahi, işverence tek taraflı olarak düzenli şekilde yapılan ikramiye ödemesinin “işyeri koşulu” olduğu kabul edilmelidir. Her durumda ikramiyelerin tek taraflı olarak işverence ortadan kaldırılması ya da azaltılması mümkün olmaz. İkramiyeler yönünden işçi aleyhine çalışma koşullarında değişiklik, 4857 sayılı Yasanın 22’nci maddesi kapsamında gerçekleştirilmelidir. Toplu İş Sözleşmesi ile öngörülen ikramiyeler yönünden değişiklik, işçinin bireysel feragati ile dahi geçerli değildir. Toplu İş Sözleşmesini imzalamaya yetkili olan kişilerce bu yönde yapılabilecek değişiklik, ancak ileriye dönük olarak hüküm ifade eder.
Somut olayda taraflar arasında düzenlenen 04.03.2011 tarihli iş sözleşmesinde 5. maddede davacının aylık brüt ücretine yılda dört ikramiyeden bir aya düşen 10 günlük tutarın ücrete dahil olduğu kararlaştırılmıştır. Davacı T.İ.S. 28. maddeye göre işçilere yılda 4 maaş üzerinden verilmesi gereken ikramiyenin ödenmediğini belirterek talebin hüküm altına alınmasını istemiştir. Davalı söz konusu ikramiye alacaklarının bordrolarında tahakkuk ettirilip ödendiğini savunmuştur. Mahkemece T.İ.S. ikramiyesinin işveren tarafından ödenmiş olması nedeniyle ödenmeyen kısmının kabulüne karar verilmiştir.
Davacının iş sözleşmesinde de yıllık 4 maaş ikramiyesinin asıl ücretin içinde olduğu hükmü yer almakta ve 2010 yılı bordrolarının hepsinde çalışma süresi ile orantılı olarak ikramiye ödemesi yapıldığı görülmektedir. Bordroların incelenmesi neticesinde davalı işverenin sözleşmede ücrete dahil olan ikramiye ödemesini bordrolarda ayrıca tahakkuk ettirerek ödediği anlaşılmaktadır. Davacının sendika üyesi olduktan sonra kendisine ayrıca bir T.İ.S. ikramiyesi ödendiği bordrolardan anlaşılamamaktadır. Mahkemenin ödendiğini kabul ettiği ikramiye alacakları işverenin davacının sendikaya üye olmadan da önce ödemiş olduğu sözleşmeden kaynaklanan ikramiye alacaklarıdır. Hal böyle olunca davalı tarafından davacıya sendika üyelik tarihinden sonra ayrıca bir ikramiye ödemesi yapılmadığı sabit olduğundan davacının T.İ.S. ikramiyesinin hüküm altına alınması gerekirken kısmen kabulü isabetsizdir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı nedenle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, aşağıda yazılı temyiz harcının davalıya yükletilmesine, 10.11.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.