Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2014/8968 E. 2014/19574 K. 27.10.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/8968
KARAR NO : 2014/19574
KARAR TARİHİ : 27.10.2014

Mahkemesi : Antalya 5. İş Mahkemesi
Tarihi : 02/10/2013
Numarası : 2013/309-2013/397

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Davacı işe iade kararına rağmen işine iade edilmediğini iddia ederek kıdem ve ihbar tazminatı, yıllık izin, fazla çalışma, ulusal bayram genel tatil ve sendikal tazminat alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece daha önce verilen karar 22. Hukuk Dairesi’nin 2012/17580 E. 2013/5547 K. sayılı ilamı ile “…Mahkemece verilen kısa kararın üçüncü bendinde kıdem tazminatına akdin feshi tarihinden itibaren, genel tatil ücreti alacağına dava tarihinden itibaren en yüksek mevduat faizi işletilmesine karar verildiği halde gerekçeli kararın hüküm fıkrasının üçüncü bendinde kıdem tazminatına akdin feshi tarihinden itibaren, fazla mesai ücretine dava tarihi olan 27.07.2004, genel tatil ücretine dava tarihi olan 19.12.2005 tarihinden itibaren en yüksek mevduat faiz işletilmesine karar verildiği yazılmıştır. Mahkeme kararının gerekçe bölümünde davacının fazla mesai yaptığı açıklanmış ve davalı vekili temyiz dilekçesinde davacının fazla çalışmasının bulunmadığını, haksız talebinin mahkemece kabul edildiğini belirtmiştir. Kısa karar ile gerekçeli karar arasındaki çelişki, Yargıtay İçtihadı Büyük Genel Kurulu’nun 10.04.1992 gün ve 1991/7 Esas, 1992/4 kararı gereğince bozma sebebidir. Ayrıca 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297/2. maddesinde hükmün sonuç kısmında, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların açık olması, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerektiği düzenlenmiştir. Mahkemece tefhim edilen kısa karar ile sonradan yazılan gerekçeli kararda, fazla mesai ücreti ile ilgili çelişki bulunduğundan kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir…” gerekçesiyle bozulmuştur.
Mahkemece, tarafların bozma ilamına karşı savunmaları alınmadan, deliller tartışılmadan ve hiçbir gerekçe gösterilmeden Yargıtay bozma ilamına uyulmasına karar verilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
HUMK’nın 429. maddesinde Yargıtay ilgili dairesinin temyiz edilen kararı bozması halinde kararı vermiş olan daireye göndereceği, o mahkemece temyiz edenden 434. maddesi uyarınca peşin alınan gideri kullanmak suretiyle kendiliğinden tarafları duruşmaya davet edip dinlendikten sonra Yargıtay bozma kararına uyulup uyulmayacağına karar verileceği bildirilmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297’nci maddesi uyarınca, mahkeme kararlarının; tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri içermesi, hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi zorunludur. Bu biçim yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir. Aksi hal, hükmün infazında zorluklara ve tereddütlere, yargılamanın ve davaların gereksiz yere uzamasına, davanın tarafı bulunan kişi ve kurumların mağduriyetlerine sebebiyet verecek ve Kamu düzeni ve barışını olumsuz yönde etkileyecektir (Hukuk Genel Kurulu – 2007/14-778 E, 2007/611 K.).
Mahkemece taraflar duruşmaya çağrılmadan bozma kararına uyulmasına rağmen HMK’nun 297. maddesine aykırı şekilde deliller tartışılmadan ve hiçbir gerekçe gösterilmeden davanın kısmen kabulüne karar verilmesi hatalı olup bozma nedenidir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenle BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 27.10.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.